Yaşam pahalılığı denen şey alım gücümüzün, çarşı pazardaki fiyatlar karşısındaki azalması demek.

Yani yaşam pahalılığı elde edilen gelirin gereksinim duyulan mal ve hizmetleri satın almaya yetmemesi demek...

Bu niteliği ile yaşam pahalılığı enf­lasyondan farklılık gösteriyor.

Çünkü enflasyon oranının sıfır olduğu bir durumda bile yaşam pa­halılığı söz konusu olabilir.

Bu toplumsal kesimler arasındaki gelir dağılımı dengesizliği, adaletsizliği ile ilintilidir.

Enflasyonun yükseldiği dönemlerde sabit gelirliler ve gelirleri enflasyon oranında art­mayanlar yaşam pahalılığından daha çok yakınır.

Gelirleri enflasyon oranında yahut daha fazla artanlar için enflasyon sorun olmamaktadır.

* * *

Burada enflasyon ile yaşam pahalılığının aynı şey olmadığı gerçeği ortaya çıkar.

Enflasyon, fiyatlar genel seviyesinin sürekli olarak artmasıdır...    

Yaşam pahalılığı ise kişilerin gelirlerindeki artışın, harcama yaptıkları mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki artışın gerisinde kalması durumunda yaşanan bir durumdur.

Şöyle bir örnekle açalım konuyu; Diyelim ki 10.000 TL maaşınız vardı önceden ve bununla 800 ekmek 10 kg ayçicek yağı, 10 kg et, 50 kg şeker alabildiğinizi varsayalım.

Maaşınıza yüzde 40 zam geldi, ama aynı dönemde enflasyon yüzde 80 diyelim.

Maaşınız artmasına karşın artık siz aynı miktardaki ürünleri alamıyorsanız eğer yaşam sizin için pahalanmıştır.

Ama geliriniz de enflasyon oranında artarsa siz enflasyondan etkilenmemiş olursunuz.

Bir önceki süreçte enflasyon oranı 50 iken 8O’e yükselmişse gelirini yüzde yüz 100 artıran bir kişi için ise yaşam pahalılığı söz konusu değildir.

Yani enflasyon, herkes için geçerli iken, yaşam pahalılığı mal ve hizmetlerdeki fiyat artışının altında gelir artışı elde edenler için geçerlidir.

* * *

Hükümet bu nedenle asgari ücretliler ve emeklilere yaptığı zamların enflasyon oranının altında kalmamasını sağlamaya çalışıyor.

Ama bu yılda iki yani 6 ayda bir yapılıyor.

Enflasyon artışının yüksek ve hızlı olduğu dönemlerde asgari ücretliler, emekliler ve diğer sabit gelirliler 3. hatta kimi kez 2. aydan sonra alım güçlerini yitiriyorlar.

Oysa enflasyon ortamında herkesin geliri aylık olarak enflasyona endekslenmiş olsa enflasyon artışı yaşam pahalılığına yol açmayacaktır. Ama dar gelirlilerin, asgari ücretlinin, emeklinin, maaşları yılbaşında (şimdi 6 ayda bir) belirlendiği için yüksek enflasyon ortamında bu kesimler yaşam pahalılığında doğrudan ve yüksek oranda etkilenmektedirler. Sonradan yapılacak telafi zamları bile söz konusu yaşam pahalılığının tüm etkilerini silememektedir. Ülkemizde toplumsal kesimler arasındaki yapısal gelir adaletsizliği tam anlamıyla giderilemediği için yüksek enflasyon dönemlerinde özellikle sabit ve dar gelirliler ile emekliler enflasyondan daha çok olumsuz etkilenmektedir. Dahası salt emekliler arasındaki adaletsizlik bile şikâyet konusudur. Yüzde 42 oranında yapılan zam emekliler arasındaki makası açmaktadır.  Yüzde 42 oranında yapılan zam maaşı 3 bin lira olanın maaşını 4260 lira yapıyor ama maaşı 9 bin beş yüz lira olanın da aylığını 13 bin 500 liraya yükseltiyor!