Gazeteler darda…

Salgının da etkisiyle ekonomik kriz büyüyor…

10 yılda gazete tirajları yüzde 50 azaldı…

Salgının da tetiklemesiyle firmaların verdiği reklam ve ilanlar da düştü büyük ölçüde çoğu gazete için.

Yıllardan beri savunula gelen ‘Yazılı basın bitiyor’ söylemi giderek artıyor.

Kuşkusuz bu bitişin nedenleri arasında dijitalin güçlenmesi ile birlikte kalitenin düşmesinin de bir payı olduğu yadsınamaz.

Öteden beri okuma alışkanlığımızın az olması da buna eklenince kaçınılmaz sona doğru kaydığımızı söylemek çok da yanlış olmayacak.

İnsanların gazete almamalarının nedeni salt sosyal medyanın gücü değil.

Biraz da suçu kendimizde aramamız gerekiyor…

Çok kolaycılığa kaçıyor çoğumuz…

Biz basın çalışanları, kafamızı soktuğumuz kumdan kaldırmalıyız.

Kendimizi geliştirmeli, gerçek haberciliği ‘Adam’ gibi yapmalıyız.

Köşe yazarlığını, yorumculuğu ter dökerek, araştırarak yapmalıyız.

Kalıpların dışına çıkarak, okuyucuyu etkileyecek, meraklandıracak, sarsacak bir konuma evirilmeliyiz.

Gazeteyi de, gazeteciliği de kurtaracak olan haberdir, yorumdur.

 

* * *

 

Her sayfası futbol, her sayfası, magazin yahut bir diğer gazetenin aynısı olursa, her manşet bir yerlere yaranmak yahut hınç almak için atılırsa korkarım yakın gelecekte bu günleri de arayacak duruma düşeceğiz.

Tamam, dijitalleşme çok büyük oranda olumsuz etkiliyor gelişmeleri ama bu gazetecilik reflekslerimizi de bitirmemeli.

Yani kâğıdın ömrü bittiği için değil, gazetecilerin gazetecilik refleksleri bittiği için yazılı basın koşar adım uçuruma gidiyor gibi geliyor bana.

Tamam, dijitalleşme ve salgın ekonomik krizi derinleştiriyor ama bir anlayış farkı, bir değişim kaçınılmaz değil mi yayıncılıkta?

Mahalledeki sorunu, ilçedeki sorunu atlayıp, görmeyip ulusal haberleri kopyala-yapıştır ile sayfaları doldurarak okuyucuya sunmayı bırakmazsak, salt futbola yoğunlaşıp amatör sporları atlarsak, köşe yazılarında yeni fikirler ortaya koyacak yorumları beceremezsek korkarım gelecek çok aydınlık olmayacak.

 

* * *

Evet, gazeteciliğe duyulan gereksinim henüz bitmiş değil…

Hala bir şans var…

Yazılı basın ile birlikte dijital ortamı iyi kullanabilenler bir süre daha işi önde götürecek.

Bu açık…

Bu dizeleri okuduğunuz Yeni Marmara Gazetesi başından beri özgün yerel haber ağırlığı ile bu konuda öncü…

Aynı öncü konumunu yorumlarıyla da yapmaya çabalamakta.

Kamu yararını öncelemekle de farklılığını ortaya koymakta.

Ama ya diğerleri?

 

* * *

 

Teknolojik gelişmeler doğrultusunda değişen birçok şeyden gazetecilik de etkileniyor hiç kuşkusuz.

Ancak dünyadaki gidiş ve uzmanların öngörüleri henüz gazeteciliğe duyulan gereksinimin sürdüğü yönünde.

Gazeteler ne denli içerikli sunum yaparlarsa o ölçüde okurun ilgisini çekebilmeyi sürdürebilmekte.

Binlerce televizyon kanalı, radyo, sosyal medyanın haber bombardımanı altında olan insanlara özgün, farklı, zengin içerikli haber ve yorum sunabilenler bu süreci dijitalleşmenin olanaklarını da kullanarak atlatabilir, yeni evrimlere yönelebilirler.

Yerel gazeteler, yerel ölçekte önemli bir işlevin sahibidirler.

Yerelde olup bitenleri, günlük yahut haftalık olarak yerelde yaşayan insanlara duyururlar.

Yerel gazeteler bu toplumun aynı zamanda yerel belleği ve arşividirler.

Yerel gazetelerin oluşturduğu internet siteleri de, yerel haberlere ulaşmanın, erişmenin en önemli ve kestirme yoludur.

Birçok yerel gazete sahibine sorsanız, bu işi bir tutku uğruna yaptıklarını, bırakamadıklarını yoksa “bu ekonomik koşullarda, bu iş yapılmaz” dediklerini duyarsınız…

Evet, gerçek budur biraz da...

Tutku olmasa zor!..