Hava Durumu

#Açlik

Yeni Marmara Gazetesi - Açlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Açlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ramazan hasılatını Gazze’ye gönderdi Haber

Ramazan hasılatını Gazze’ye gönderdi

Nilüfer ilçesi Beşevler Mahallesi'nde balık restoranı bulunan, daha önce Bursa Yemek Festivali'nde 1 günlük hasılatı Gazze’ye hediye eden Maşallah Kocaman, 29 günlük Ramazan hasılatı olan 290 bin TL'yi de Filistin’de yardım bekleyenlere gönderdi. Filistin Evi Derneği Bursa Şube Başkanı Muhammet Yazıcı’ya hasılatı teslim eden Maşallah Kocaman, ateşkese rağmen bombalanan ve yardım tırlarının girişi engellenen Gazze’yi Ramazan Bayramı'nda da unutmadıklarını söyledi. Daha önce festivaldeki bir günlük geliri de Gazze'ye bağışladıklarını belirten Kocaman, "Ama hala yüreğim burkuk. Elimden geldiği kadarıyla inşallah vermeye devam edeceğim. Umarın bazı insanlara da vesile olmuş olduk. Bazı arkadaşlar, dostlar dediler ki, 'Biz de kendi işletmemizde aynısını yapacağız.' Ben de mutlu oldum. Kimin elinden ne gelirse yapması lazım bir Müslüman olarak" dedi. Dernek Başkanı Muhammet Yazıcı da kurdukları özel bir program ile Türkiye'den bağışların anında Filistin’de yardım bekleyenlere destek olarak ulaştığını söyledi. Yazıcı, Ramazan ayı boyunca Bursa’dan Filistin'e dernek vasıtasıyla 80 bin dolar yardım ulaştığını belirterek, Gazze'de halkın her şeye muhtaç hale geldiğini söyledi. Yazıcı, İsrail tarafından ürünlerin bölgeye girişi için yalnızca 10-15 Gazzeli tüccara izin verildiğini belirterek, Mısır sınırında yüzlerce yardım tırının beklediğini ve İran savaşı nedeniyle Refah Sınır Kapısı'nın kapatılmasının yardım girişini etkilediğini söyledi. Ateşkes anlaşmasına göre Gazze'ye günlük 600 tır yardım girmesi gerektiğini ifade eden Yazıcı, ancak 13 Ekim'den bu yana günlük en fazla 250 tırın bölgeye girebildiğini, bazı günler yalnızca 5-6 tırın giriş yaptığını kaydetti. Gazze'de savaşın hala bitmediğini ifade eden Yazıcı, gerçek savaşın şu an yaşandığını, insanların açlıkla mücadele ettiğini dile getirdi.Bursa’da çalışan Filistinli Doktor İbrahim Hayek ise ateşkese rağmen Gazze’ye atılan bombalar nedeniyle her gün 5 ile 100 kişi arasında kayıpların yaşandığını ancak İran ile ABD-İsrail savaşı yüzünden bu kayıpların dünya kamuoyuna duyurulmadığını kaydetti. Gazzelilerin şu anda açlık ve soğuk ile de mücadele ettiğine dikkat çeken Hayek, maddi yardımların ulaşması için aracı kurumların yüzde 10 komisyon tahsil ettiklerini sözlerine ekledi. İran savaşından sonra Refah'ın kapatılmasıyla bölgede insanların daha zor duruma düştüğünü ifade eden Hayek, İran savaşının Gazze'yi çok etkilediğini ancak basında yer almadığı için insanların bundan haberdar olmadığını söyledi.

Diyabet hastaları için sağlıklı beslenme ipuçları Haber

Diyabet hastaları için sağlıklı beslenme ipuçları

Diyabet hastalarında uzun süren açlık esnasında kan şekerinin düşebildiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Köksal, "Ancak her diyabet hastası için farklılık gösteriyor. Bu sebeple oruç tutmak isteyen kişinin önce hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Diyabetin tipi, kullanılan ilaçlar, genel sağlık durumu, eşlik eden hipertansiyon, kalp hastalığı gibi başka hastalıkların olup olmaması gibi birçok faktör oruç tutma kararında önem taşıyor. Medicana Bursa Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Köksal, "Diyabeti hafif olan, kan şeker ölçümlerinin iyi seyrettiği doktoru tarafından teyit edilen hastaların oruç tutması, doktor onayı alındıktan sonra önemli bir sakınca oluşturmayabilir. Düzenli olarak parmaktan kan şeker ölçümleri yapılmalı, hipoglisemi riskini artıracağı için yoğun egzersizlerden kaçınmak gerekir. Ramazan ayı boyunca beslenmeye önem göstermeli. Sahurda posadan zengin ve uzun süre tok tutacak gıdalar tercih edilmeli. Çavdar veya tam buğday ekmeği, az yağlı peynir, yumurta, zeytin, bol yeşillik, bir bardak süt veya ayran ve bir porsiyon meyve uygun bir seçenek olabilir. Orucu, salata ve bir kâse çorba ile açıp, 10-15 dakika ara verdikten sonra yemeğe devam ederek ani şeker yükselmelerinden kaçınmak mümkündür. Gece ara öğününde ise, gün boyu yeterince tüketilmeyen meyve, süt veya yoğurt, az miktarda fındık, badem, ceviz gibi besin gruplarına yer verilmeli. Sıvı ihtiyacı için de iftardan sonra bol su ve bunun yanında yanı sıra şekersiz komposto, ayran, süt, şekersiz çay gibi içecekler tüketilebilir" dedi.

Gece uyanıp yemek yeme isteği, metabolik hastalıkların sessiz sinyali olabilir Haber

Gece uyanıp yemek yeme isteği, metabolik hastalıkların sessiz sinyali olabilir

Gece uykusundan açlık hissiyle uyanmak sadece psikolojik değil, gizli bir metabolik hastalığın habercisi olabilir. Uzmanlar, bu durumun gizli hipoglisemi ve insülin direnci gibi ciddi sağlık sorunlarına işaret edebileceğini dile getirdi. Gece uykusundan açlık hissiyle uyanıp mutfağa yönelenlerin sayısı az değil. Ancak uzmanlara göre bu durum, basit bir alışkanlıktan öte vücudun verdiği önemli bir sağlık sinyali olabilir. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Filiz Çalışkan Esen, gece yemek yeme davranışının metabolik bir hastalığın habercisi olabileceği uyarısında bulundu. Gece yemek yeme sendromunun uzun yıllar yalnızca psikolojik bir sorun olarak değerlendirildiğini belirten Dr. Esen, "Bu davranış bazı bireylerde gizli hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) ya da erken evre insülin direnci gibi metabolik rahatsızlıkların belirtisi olabilir" dedi. "Bu bir irade meselesi değil" Gece yemek yeme davranışının çoğu zaman kişisel disiplin eksikliğiyle ilişkilendirildiğini söyleyen Esen, "Oysa bazı kişiler biyolojik olarak gece saatlerinde aç uyanmaya yatkındır. Bu bir zayıflık değil, vücudun kendi iç dengesini sağlama çabasıdır. Bu nedenle suçluluk hissedilmemeli" ifadelerini kullandı. Kan şekeri dengesizliği alarm verebilir Gece saatlerinde özellikle şekerli ve karbonhidrat ağırlıklı besinlerin tercih edilmesinin dikkat çekici olduğunu kaydeden Dr. Esen, "Vücut, düşen glukoz seviyelerini dengelemek için kişiyi uyarabilir. Bu da bireyin ani bir açlıkla uyanmasına neden olur. Eğer bu durum sıklaşırsa, bir sağlık probleminin işareti olabilir" şeklinde konuştu. Belirtiler dikkatle izlenmeli Dr. Esen, gece açlık hissiyle birlikte şu semptomlara sahip olanların mutlaka bir iç hastalıkları uzmanına başvurması gerektiğini belirtti. "02.00-04.00 saatleri arasında yemek yeme ihtiyacı, sabah yorgun ve halsiz uyanma, gün içinde sık sık tatlı yeme isteği, bel çevresinde yağlanma, sabahları iştahsızlık, akşam saatlerinde artan iştah." Tanı ve tedavi nasıl yapılmalı? Gece yeme davranışının altında metabolik bir neden olup olmadığını belirlemek amacıyla bazı testlerin yapılması gerektiğini söyleyen Esen, "Açlık ve tokluk kan şekeri, insülin düzeyleri, HbA1c, kortizol seviyesi, karaciğer fonksiyon testleri ve lipid profili gibi ölçümler tanı koymada oldukça etkili. Uygun beslenme planı ve yaşam tarzı düzenlemeleri ile bu durum kontrol altına alınabilir. Gece yemeleri sadece bastırılmamalı, altında yatan nedenler araştırılmalı" diyerek uyarıda bulundu. "Alışkanlık değil, semptom olabilir" Dr. Esen, gece yemek yeme davranışının basit bir alışkanlık olarak değerlendirilmesinin yanlış olacağını vurgulayarak "Bu tablo, tıbbi değerlendirme gerektiren bir sağlık belirtisi olabilir. Dolayısıyla bu tür durumlarda zaman kaybetmeden uzman görüşü alınmalı. Gece açlığı yaşayanlar mutlaka iç hastalıkları uzmanına başvurmalı. Gece yemeleri alışkanlık değil semptom olarak değerlendirilmeli. Gereksiz diyetlerle bastırmak yerine, kan tahlilleri ile kök neden araştırılmalı" diye konuştu.

Açlık sınırı 15 bin lirayı da geçti! Haber

Açlık sınırı 15 bin lirayı da geçti!

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, Ar-Ge birimi KAMU-AR'ın, dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için tüketmesi gereken gıda ile beslenmenin yanı sıra diğer ihtiyaçlarını da insan onuruna yaraşır bir şekilde yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken harcamaları dikkate alarak hesapladığı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasının Ekim 2023 sonuçları açıklandı. Açlık sınırı ekimde bir önceki aya göre 878 lira artarken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama bin 366 lira yükselerek 28 bin 475 liraya çıktı. Her ikisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre 2 bin 208 lira arttı. Bir yıl öncesine göre ise açlık sınırı 7 bin 179 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 12 bin 185 lira arttı. Yoksulluk sınırı ise son 12 ada toplam 19 bin 346 liralık artış gösterdi. AÇLIK SINIRI Ankara'da en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak harcanması gereken tutar ekimde bir önceki aya göre 206 lira arttı, 2022 yılının aynı ayına göre ise 2 bin 141 lira artarak 4 bin 254 lira oldu. Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 30 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 120 liralık artışla 333 liraya yükseldi. Bir önceki aya göre 276 lira artarak 3 bin 518 liraya çıkan süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcamada son bir yıllık dönemde ise bin 349 liralık artış oldu. Meyve için harcanması gereken para ekimde 30 lira azaldı, geçen yılın aynı ayına göre ise 678 lira artarak bin 334 lira oldu. Sebze harcaması da önceki aya göre 251 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise bin 16 lira artarak 2 bin 99 liraya kadar çıktı. Ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama ekimde 7 lira artarak bin 323 liraya, pirinç ve bulgur harcamaları da 94 lira artarak 725 lira oldu. Yağ için yapılması gereken harcama ise değişmedi ve 431 kirada kaldı. Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama ekimde 32 lira artarak bin 48 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise 356 liraya yükseldi. Yetişkin erkek için 2.800, yetişkin kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre ekimde açlık sınırı yetişkin erkek için 4 bin 502 lira, yetişkin kadın için 3 bin 534 lira, çocuk için 2 bin 566 lira ve genç için de 4 bin 817 lira oldu. GIDA DIŞI HARCAMALAR Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı gereksinimlerin fiyat değişimleri de esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini "yoksunluk hissi duymadan" karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı da ekimde 28 bin 475 liraya yükseldi. Ekimde dört kişinin giyim ve ayakkabı harcamaları bin 413 liraya çıkarken, barınma (kira dâhil) harcamaları 5 bin 500 liraya yükseldi, ev eşyası harcamaları 3 bin 764 lira, sağlık harcamaları bin 209 lira oldu. Ulaştırma harcamaları 9 bin 435 liraya çıktı, haberleşme harcamaları bin lira, eğlence ve kültür harcamaları 920 lira, eğitim harcamaları 677 lira, tatil-otel harcamaları 2 bin 916 lira ve çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar bin 641 lira oldu. YOKSULLUK SINIRI Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır şekilde yoksunluk hissi çekmeden yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise ekimde 2 bin 208 lira daha artarak 43 bin 859 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırında, son bir yıllık dönemdeki artış ise 19 bin 346 lira olarak gerçekleşti.

“Gıda kayıpları ve gıda israfıyla karşı karşıyayız” Haber

“Gıda kayıpları ve gıda israfıyla karşı karşıyayız”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Açlığı yok edemediğimiz gerçeğinin yanı sıra bir tarafta da gıda kayıpları ve gıda israfıyla karşı karşıyayız” dedi.   TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün kurulduğu gün dolayısıyla her yıl kutlanan ‘16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde açıklamalarda bulundu. Bayraktar açıklamasında, canlıların temel yaşam kaynağı olan suyun önemine dikkat çekti. Dünya Gıda Günü’nün dünya çapında açlıkla mücadele konusunda farkındalık oluşturmak ve herkesin gıda güvenliğini ve sağlıklı beslenmeyi teşvik ettiğini belirten Bayraktar, “Dünya Gıda Günü bu yıl ‘Su hayattır, su gıda demektir’ teması ile kutlanıyor. Tüm canlılar için yaşam kaynağı olan su, gıdanın da olmazsa olmaz hammaddesidir. Susuz bir gıda üretimi düşünülemez. İnsan gıdasını ve hayvan besinini sağlayacak bitkisel üretim için su elzemdir” diye konuştu.  “Gıda kayıpları ve gıda israfıyla karşı karşıyayız”  Sağlıklı, sürdürülebilir ve ulaşılabilir gıdanın insanlığın en temel ve karşılanması gereken ihtiyacı olduğunu ifade eden Bayraktar, “Dünyada yetersiz beslenen insanların en yüksek olduğu bölge Afrika'dır. Üstelik 2030 yılına geldiğimizde yaklaşık 600 milyon insanın hala yetersiz besleneceği tahmin ediliyor. Açlık çeken, yetersiz beslenen insan sayısı ne yazık ki azalmıyor. Sürdürülebilir kalkınma amaçları arasında yer alan ‘2030 yılına kadar açlığın sona erdirilmesi’ hedefine ulaşmak bu gidişatla mümkün görünmüyor. Açlıkla savaşımız devam ederken, bir tarafta da küreselleşme, kentleşme, kentlerdeki tempolu yaşam tarzı sağlıksız beslenmeye neden oluyor, aşırı ve dengesiz gıda tüketimiyle birlikte de obezite oranı artıyor. Açlığı yok edemediğimiz gerçeğinin yanı sıra bir tarafta da gıda kayıpları ve gıda israfıyla karşı karşıyayız. Dünya çapında tüketicilere sunulan tüm gıdanın yüzde 17’si yaklaşık 1 milyar ton gıda çöpe atılıyor. Çöpe atılan gıda aynı zamanda su kaynaklarının da kaybıdır” açıklamasında bulundu.  “Dünya gıdada farkındalığı salgın, kriz ve savaşların içinde bizzat yaşayarak öğrendi”  Gıda stratejik öneme sahip olduğundan itibaren gıdaya erişimin zorlaştığına vurgu yapan Bayraktar, “Dünya gıdada farkındalığı salgın, kriz ve savaşların içinde bizzat yaşayarak öğrendi. Parası olduğu halde gıdaya ulaşamayanlar olduğu gibi, pahalıktan gıdaya ulaşamayanlar da oldu. Tarımını iyi yöneten ülkeler bu süreçten en az zararla çıktı. Dünyada açlığı bitirme planları süreci uzadı. Çünkü gıda milliyetçiliği ortaya çıktı. Ülkeler gıda stoklamaya başladı. Bu nedenle gıda fiyatlarının daha fazla artması riski gündemden düşmüyor. Önümüzdeki süreç tarım sektörü ve gıda fiyatları açısından önemini koruyacaktır. Gerekli tedbirleri acilen alarak, bu riskleri ülke olarak yönetmek zorundayız. Bunu başaramazsak üreticimiz de, tüketicimiz de bu zor günleri aşamayacaktır” şeklinde konuştu.  “Gıda için su olmazsa olmazdır”  Dünyada 171 milyon hektar sulanan tarım arazisi bulunduğunu bildiren Bayraktar, “Tatlı suyun yüzde 71,64’ü tarım, yüzde 15,08’i sanayi ve yüzde 13,28’i içme suyu olarak kullanılıyor. Ülkemizde ise 112 milyar metreküp olan su potansiyelimizin 57 milyar metreküpünü kullanıyoruz. Bu miktarın yüzde 77’si yani 44 milyar metreküpü tarımsal sulamada ve geri kalan 13 milyar metreküpü ise içme, kullanma ve sanayi suyu olarak değerlendiriliyor. Tarımda kullanılan suyun diğer sektörlere göre yüksek olması sadece ülkemize özgü bir husus değildir, birçok ülkede benzer durumlar söz konusudur. Tarıma yönelik küresel su talebinin 2050 yılına kadar yüzde 35 oranında artması bekleniyor. Sınırlı su kaynaklarının tüm sektörlerde çevreyle uyumlu bir şekilde etkin kullanılması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.  Türkiye’nin gıda güvencesinin sağlanması, toplumun, gençlerin ve çocukların sağlıklı ve kaliteli beslenmesinin tarımın uluslararası alanda rekabet edebilecek doğrultuda sürdürülebilir bir şekilde gelişebilmesine bağlı olduğunu söyleyen Bayraktar, tarım sektörü olmadan sofralarda tüketilen gıdanın üretilemeyeceğini belirtti. Bu nedenle ülkeyi yönetenlerin tarım sektörüne daima pozitif ayrımcılıkla bakması ve imkânların bu şartlarda sunulması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, tarım sektörünün sorunlarının çözülmesi gerektiğini, bu çerçevede yatırımlar yapılması gerektiğini dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.