Hava Durumu

#Enfeksiyon

Yeni Marmara Gazetesi - Enfeksiyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enfeksiyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BTÜ’den diyabet hastalarına umut olacak çalışma Haber

BTÜ’den diyabet hastalarına umut olacak çalışma

Diyabet hastalarında sık görülen ayak yaraları, zamanında tedavi edilmediğinde enfeksiyona neden olabiliyor, hatta uzuv kaybına kadar varan ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu soruna çözüm geliştirmek amacıyla BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökçe Taner'in yürütücülüğünde önemli bir proje hayata geçirildi. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından da desteklenen "Diyabetik Ayak Ülseri Tedavisine Yönelik Arı Sütü Kaynaklı Ekstraselüler Vezikül (RJEV)-Yüklü Fotokürlenebilir GelMA Hidrojellerin Geliştirilmesi" başlıklı projede, Bursa'dan elde edilen kaliteli arı sütleri kullanılacak. Elde edilecek jel örtü yaralara uygulanacak Araştırmacılar, arı sütünden elde edilen ve hücrelerin birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan doğal nano yapıları özel bir hidrojel içerisine yerleştirecek. Jel kıvamındaki bu yara örtüsü, yara üzerine uygulandığında kontrollü şekilde iyileştirici maddeler salgılayacak. Geliştirilecek yerli yara örtüsünün; yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlaması, yeni damar oluşumunu desteklemesi, enfeksiyon riskini azaltması, hücre yenilenmesini hızlandırması hedefleniyor. Yerli Sağlık Teknolojisine Katkı Sağlayacak Türkiye'nin arı ürünleri bakımından zengin bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Gökçe Taner, bu çalışmanın yalnızca diyabet hastalarının yaşam kalitesini artırmayı değil, aynı zamanda yüksek katma değerli yerli sağlık ürünlerinin geliştirilmesine ve sağlık alanında dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sunacağını belirtti. Proje Ekibi Doç. Dr. Gökçe Taner'in yürütücülüğündeki projede araştırmacı olarak; Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi İmmünoloji Bölümü’nden: Prof. Dr. Haluk Barbaros Oral, Doç. Dr. Diğdem Yöğen Ermiş, Dr. Öğretim Üyesi Salih Haldun Bal, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Sabire Güler yer alıyor. Projede genç bilim insanları Dr. Halime Serinçay doktora sonrası bursiyer ve Moleküler Biyolog Hilal Akar, Hilal Vardar ve İrem Özveri ise yardımcı personel olarak bulunuyor. Rektör Çağlar: Bilimsel bilgi toplumsal faydaya dönüşüyor BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, sağlık alanında geliştirilen yenilikçi projelerin toplumun yaşam kalitesini artırmada büyük önem taşıdığını belirterek, " Üniversitemizde yürütülen bu proje, bilimsel bilginin toplumsal faydaya dönüşmesinin güzel bir örneği. TÜSEB tarafından desteklenmeye hak kazanan bu çalışma, hem yerli sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine hem de ülkemizin biyoteknoloji alanındaki araştırma kapasitesinin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacak. Dolayısıyla proje ekibini tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum" dedi.

Sivrisinek kovucular, bebeklerin el ve ayaklarına sürülmemeli Haber

Sivrisinek kovucular, bebeklerin el ve ayaklarına sürülmemeli

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte çocukların zamanlarını daha fazla açık havada geçirmeye başladığını belirterek, Burtom Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, "Parklar, bahçeler ve tatil bölgeleri çocukların oyun alanına dönüşürken, sivrisinekler de bu dönemin en sık karşılaşılan sorunlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle açık havada oyun oynayan ve doğayı keşfeden çocuklar, sivrisinek ısırıklarına karşı yetişkinlere oranla çok daha savunmasız kalıyor. Çocukların hassas cilt yapısı ile yaz aylarında artan sivrisinek popülasyonuna karşı ebeveynler mutlaka basit ama etkili önlemler almalıdır" dedi. Sivrisineklerden korunmanın yollarına ve ısırık durumunda yapılması gerekenlere dikkat çeken Sevgican, özellikle 5 yaş altı çocuklarda ve bebeklerde doğru korunma yöntemlerinin önem taşıdığını vurguladı. Çocukların ciltlerinin yetişkinlere göre çok daha hassas olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Sevgican, "Sivrisinek ve böcek ısırıklarına karşı yoğun reaksiyonlar gösterilebilir. Özellikle 5 yaş ve altındaki çocuklarda sivrisinek ısırıklarına bağlı olarak gelişen şişlik, kızarıklık ve kaşıntı belirgin şekilde kendini hissettirir. Nadir görülen sivrisinek alerjilerinde ise bu belirtiler daha şiddetli boyutlara ulaşabilir. Bu nedenle sivrisineklerden korunmak önem taşımaktadır" diye konuştu. Bebeklerde korunma sürecinin çok daha kritik bir hal aldığına işaret eden Uzm. Dr. Sevgican, sivrisineklerin bebeklerde huzursuzluklara, kaşıntılara ve ciltte yaygın kızarıklıklara yol açabildiğini belirtti. Uzm. Dr. Sevgican, bu noktada tercih edilecek ince, bol ve pamuklu giysilerin bebeği hem yaz sıcağından hem de sivrisinek saldırılarından korumaya yardımcı olacağını ifade etti.Kıyafet seçiminin korunmadaki ilk savunma hattı olduğunu vurgulayan Sevgican, "Özellikle sivrisineklerin en aktif ve yoğun olduğu sabahın erken saatlerinde ve gün batımından hemen sonra çocukların uzun kollu, bol ve pamuklu kıyafetler giymesi doğru bir yaklaşım olacaktır. Kıyafet seçiminde koyu renkler yerine açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir; çünkü sivrisinekler doğaları gereği koyu renkli giysilere daha fazla yönelirler. İnce ve vücuda tamamen yapışan kıyafetlerin üzerinden de rahatlıkla ısırabildikleri için dar giysiler yerine bol kesimli alternatifleri seçmek her zaman daha güvenlidir" şeklinde konuştu. Sivrisinek kovucu ürünler ve çevresel önlemler hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Sevgican, "Sitronella, lavanta yağı ve nane yağı gibi doğal içeriklere sahip ürünler tercih edilebilir ancak her ürün her çocuğun benzersiz cilt yapısına uygun olmayabilir. Yeni kullanılacak koruyucu ürünler, vücuda tamamen sürülmeden önce mutlaka küçük bir cilt alanında denenmeli ve alerjik reaksiyonlar yönünden gözlenmelidir. En kritik uyarı ise bebeklerin ellerine ve ayaklarına sivrisinek kovucu sürülmemesidir; çünkü bebekler bu uzuvlarını çok sık ağızlarına götürürler ve ürünü yutma riskiyle karşı karşıya kalırlar" dedi.Uzm. Dr. Sevgican ayrıca, durgun suların sivrisineklerin birincil üreme alanları olduğunu, tatillerde çocukları bu tür sulak alanlardan uzak tutmak gerektiğini ve evlerde kapı ile pencerelere sineklik takılmasının en etkili koruma yöntemi olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı; "Alınan tüm önlemlere rağmen bir ısırık yaşandığında ilk yardım olarak bölgenin hemen su ve sabunla temizlenmesini, ardından soğuk kompres uygulanmasını öneriyoruz. Ancak çocukta aşırı ve durdurulamayan bir şişlik, vücutta yaygın döküntü, nefes darlığı ya da herhangi bir enfeksiyon belirtisi gelişirse vakit kaybetmeden mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Yaz aylarında ebeveynler tarafından alınacak bu basit önlemler sayesinde çocuklarımız, sivrisineklerin neden olduğu rahatsızlıklardan tamamen korunabilir ve yaz mevsiminin tadını çok daha sağlıklı bir şekilde çıkarabilir."

Yaz aylarinda kene tehlikesine dikkat Haber

Yaz aylarinda kene tehlikesine dikkat

Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte kenelerin aktif hale geldiğini ve bu dönemde kene ısırmalarına karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reşit Mıstık, insan vücuduna tutunarak kan emen dış parazitler olarak tanımlanan keneler ciddi hastalıklara neden olabildiğini söyledi. Ağrı ve kaşıntı hissi oluşturmadıkları için fark edilmeleri zor olan keneler, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olmak üzere, Lyme hastalığı, Akdeniz Benekli Ateşi, Q Ateşi ve babezyoz gibi birçok virüs, bakteri ve paraziti insanlara taşıyabildiğini ifade eden Prof. Dr. Reşit Mıstık, "2002 yılında Tokat'ta başlayan KKKA salgınının zamanla İç Karadeniz’in büyük bölümüne yayıldı. Kene tutunmasından sonraki 10 gün boyunca kişi ateş, halsizlik, baş ağrısı, bulantı gibi belirtiler açısından kendini izlemeli ve herhangi bir belirti durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" dedi. Kene ısırması durumunda yapılması gerekenleri ise Mıstık şöyle sıraladı: "Kene ezilmeden, penset yardımıyla vücuda tutunduğu yerden çıkarılmalı. Üzerine herhangi bir madde sürülmemeli. Çıplak elle temas edilmemeli. Çıkarıldıktan sonra kene çamaşır suyuna atılarak imha edilmeli. Kişi mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı. Sonraki 10 gün boyunca ateş, halsizlik, bulantı gibi belirtiler izlenmeli.Kene mümkünse ince uçlu bir pensetle, ezmeden çıkarılmalı. Üzerine kolonya, yağ, deterjan gibi maddeler kesinlikle sürülmemeli. Korunmak için ise, uzun kollu kıyafet ve pantolon giyilmeli. Pantolon paçaları çorap içine sokulmalı. Açık renk kıyafetler tercih edilmeli. Doğadan dönüşte tüm vücut kene açısından kontrol edilmeli."

Botoks yaptıran kadının işlem sonrası göz kapağı düştü Haber

Botoks yaptıran kadının işlem sonrası göz kapağı düştü

Olay, 13 Mayıs Çarşamba Zeytinburnu ilçesi Sümer Mahallesi'nde bulunan bir sitede meydana geldi. İddiaya göre, düğün hazırlıkları yapan İdil Keten, kendisini doktor olarak tanıtan K.M.A.'nın evine giderek botoks işlemi yaptırdı. Daha önce aynı kişi tarafından dudak dolgusu da yaptıran Keten, botoks işleminden 9 gün sonra sol göz kapağının düşmeye başladığını fark etti. Konuyu K.M.A.'ya ilettiğinde durumun enfeksiyon kapma durumu olabileceği yanıtını aldı. Bir süre sonra hastaneye giden Keten'e hastanede botokstan dolayı bir düşme olduğu, bu ilacın yanlış kasa enjekte edildiğinden dolayı bu şekilde düşüklük olduğu ve 6 aya kadar geçmeyeceği söylendi. Konu ile ilgili İdil Keten, polis merkezine giderek şikayetçi oldu. 3 ay sonra düğünü olduğunu ifade eden Keten, mağduriyetinin giderilmesini istedi. Yaşadığı olay ile ilgili konuşan İdil Keten, "13 Mayıs tarihinde botoks işlemi yaptırdım. Buraya daha öncesinde dolgu işlemi de yaptırmıştım. Memnun kaldığım için gittim ama botoks yaptırdıktan sonra maalesef göz kapağım bu şekilde oldu. Kendisinin evine gittim. Herhangi bir kliniği, herhangi bir çalışma yeri yok. Bir yıl önce kendisi çalışma yerini kapatmış ve nedenini sorduğumda söylemedi. Botoks yaptırmak için Zeytinburnu'nda ikamet ettiği eve gittim. Botoks yaptı. Botoksu yaptıktan yaklaşık 9 gün sonra benim göz kapağımda bir ağırlık hissederek göz kapağımın düşmeye başladığını fark ettim. Sonrasında maalesef bu hale geldi. Göz kapağım düşeli yaklaşık 12 gün oldu ama maalesef hala düzelmedi. Tabi ki bunun için, tedavi olmak için araştırmalara devam ediyorum ama artık bu konu hakkında hiç kimseye güvenemiyorum. Şahsın kendisine ulaşmaya çalıştım. Ulaştığımda bana komik bir şekilde ‘Gözün enfeksiyon kapmıştır ya da bu durum gribal enfeksiyon ile birleşmiştir. Bu nedenle olmuştur. Botokstan olacağını düşünmüyorum' diyerek ve bunu kendisi söyleyerek bu şekilde bana dönüş sağladı. Hiçbir şekilde ‘Gel yardımcı olayım. Özür dilerim' gibi bir şey olmadı. Kesinlikle kendini savunarak botokstan olmadığını iddia etti. Ben de doktorlara danışarak bunun botokstan olduğunu fark ettim. Kendisine suç duyurusunda bulundum. Umarım kısa bir sürede yargılanır. Umarım cezasını çeker. Kendisini doktor olarak tanıttı. Rusya'da pratisyen hekim olduğunu söyledi ama Türkiye'de yasal bir şekilde icra edebilmesi için iki yıl daha okuması gerektiğini ama zaten bu işi bildiği için iki yıl daha okumasına gerek olmadığını söyleyerek evde yaptığını söyledi" dedi. "Lütfen bu tarz yerlere bu tarz insanlara kanıp yapmayın" Mağduriyetinin giderilmesini istediğini söyleyen Keten, "Hastaneye gittiğimde bana botokstan dolayı bir düşme olduğunu, bu ilacın yanlış kasa enjekte edildiğinden dolayı sonrasında bu şekilde düşüklük olduğunu ve 6 aya kadar geçmeyeceğini söylediler. Botoks etkisi ne zaman geçerse o zaman düzelirmiş. Kendisinden şikayetçi oldum. Umarım yetkili kişiler gerekeni yapar. Lütfen bu tarz yerlere bu tarz insanlara kanıp yapmayın. Başkasının başına gelmesini istemiyorum. En kötüsü benim 3 ay sonra düğünüm var. Maalesef yüzüm yüzünden iptal olma ihtimali var. Bu şekilde katılamayacağıma göre. Mağduriyetimin giderilmesini istiyorum. Çünkü maalesef bizi zarara soktu. Her şekilde zarara girdik" dedi.

Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu Haber

Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu

Sivas'ta yaşayan iki çocuk annesi Gülbeyaz Çelikdemir'in hayatı, 2 yıl önce yaşadığı bir olaydan dolayı adeta karardı. 2 Yıl önce diş ağrısı şikayetiyle Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hastanesine giden Çelikdemir, doktor olduğunu düşündüğü bir kişi tarafından, "Burada işler uzar, dışarıda daha hızlı halledebiliriz" vaadi ile özel bir diş kliniğine yönlendirildi. Çelikdemir, hasta sandalyesinde kendisi ile temas kuran Y.İ.'nin doktor değil de implant satıcısı olduğunu sonradan öğrendi. Çelikdemir'in gittiği A.D.'ye ait özel klinikte 25 dişi birden çekildi. Çelikdemir'in hastane doktorlarından H.Ö. tarafından ağzına 8 implant çakıldı. İmplantlar çakıldıktan sora Çelikdemir'in sağlık sorunları hiç bitmedi. Çenesinde iltihap oluştu, çene etleri çekildi, ağzından iki farklı operasyon geçirdi. 2 yıl boyunca sürekli sıvı gıdalar tüketmek zorunda kaldığı için bağırsaklarında sağlık sorunları baş gösterdi. İmplantların sökülmesi için özel diş kliniğine gittiğinde ise, hiç kullanamadığı, üzerlerine diş takılamayan implantların sökülmesi için kendisinden ayrıca ücret istendi. Konuyu yargıya taşıdı Diş ağrısı ile başlayan tedavi sürecinde hem tüm dişlerinden hem de sağlığından olan Gülbeyaz Çelikdemir konuyu yargıya taşıdı. Çelikdemir Ankara 16. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne açtığı davada Y.İ., A.D. ve H.Ö.'den şikayetçi oldu. Çelikdemir, mahkeme sürecinde delillerin yok olmaması için ağzına çakılı ve üzerinde diş olmayan implantlar ile hayatını sürdürüyor. "İmplant çakıldıktan sonra birçok sağlık sorunu yaşadım" Çelikdemir, implantlar çakıldıktan sonra birçok sağlık sorunu yaşadığını ifade ederek, "Sorunum 2024 Yılında başladı. Diş rahatsızlığım nedeniyle Cumhuriyet Üniversitesi'ne başvurdum. Orda muayene sırasında implant teklif edildi. Muayene olduktan sonra implant yapılmasına karar verildi. Belirli bir gün sonra ben üniversitede yaptıracağım diye düşünürken ismini sonradan öğrendiğim şahıs tarafından üniversitenin bahçesinde ikna edilerek özel bir kliniğe yönlendirildim. Bu kişiyle üniversite hastanesinde tanıştım ve kendisine doktor olarak tanıdım. Kendilerinin dışarıda kliniği olduğunu, üniversitede işlerin uzun süreceğini söyleyerek beni ikna etti. Gün belirlendikten sonra aradılar ve kliniğe gittim. Kliniğe gittikten sonra bir gün içerisinde tüm dişlerim, 25 tane dişim çekildi. İmplant kondu. Normalde üç tane dişim ağrıyordu. 25'i çekildi. İmplantlar konulduğu günden itibaren şu ana kadar sorun yaşıyorum ve sağlık sorunlarım da arttı. Yemek ve nefes borum arasında kitle oluştu. Hipertiroidi hastası oldum. Bağırsak sorunları yaşıyorum. Sürekli alt çenemde enfeksiyon oluşuyor" dedi. "Sorunların psikolojik dediler" Çelikdemir, yaşadığı problemlerle ilgili özel diş kliniğine başvurduğunda problemlerinin psikolojik olduğunun söylendiğini ifade edip, "Kendilerine hata olduğunu, implantlarda sorun olduğunu söylediğimde bana psikolojik olarak öyle hissettiğimi söylediler. Üç ay beklememi söylediler, üç ay bekledim, tekrar gittim. Bu sefer de üst çenede üst damaktan et alıp alt çeneye yama yaptılar, yamada tutmadı. Kendilerine yanlış giden işlem olduğunu söyledim. Paramı iade etmelerini söyledim. Kendilerine güvenim olmadığını söyledim. Ne paramı iade ettiler ne de sorunu giderdiler" şeklinde konuştu. "Bilir kişi muayene etmeden rapor hazırladı" Yargı sürecinde ikinci bir mağduriyetle karşı karşıya olduğunu belirten Çelikdemir, "Konu yargıya taşıdım. Bu aşamada şahıslar beni yorduğu gibi yargı da beni yordu. Rapor istedik, bilirkişi olan meslektaşları rapor vermekte direndi. Bilirkişi heyeti istedik, heyet beni muayene etmeden gıyabıma rapor verdi. En büyük delil burada, en büyük delil benim perişan haldeki çenem, beni görmeden nasıl rapor veriyor" şeklinde konuştu. Zor günler geçiren kadın, implantları çaktırmak için 36 çeyrek altın harcadığını, söktürmek için gittiğinde ise kendisinden 12 bin TL ek ücret talep edildiğini belirtip, adaletin yerini bulmasını beklediğini ifade etti. Çelikdemir, deliller kararmasın diye ağzında farklı bir işlem yaptıramadığını, yargı süreci boyunca ağzında hiç diş olmadan, sıvı gıdalarla beslenmek zorunda kaldığını sözlerine ekledi.

Sigara yasakları genişletiliyor: Parklar ve Sahiller dumansız alan olacak Haber

Sigara yasakları genişletiliyor: Parklar ve Sahiller dumansız alan olacak

Sigara kullanımına yönelik yasakların kapsamı genişletiliyor. Hazırlık aşamasında sona gelinen yeni düzenlemeyle birlikte, bugüne kadar açık alan olarak değerlendirilen bazı noktalar dumansız alan ilan edilecek. Düzenleme kapsamında çocuk parkları ve sahiller, “kırmızı hat” uygulamasına dahil edilerek sigara içilmesi yasaklanacak.Yetkililer, düzenlemenin temel amacının toplumsal alanlarda pasif içiciliği azaltmak ve özellikle çocukları tütün dumanının zararlı etkilerinden korumak olduğunu belirtiyor. Yeni uygulamayla çocukların yoğun olarak bulunduğu alanlarda daha sıkı denetimler yapılması planlanıyor. Uzmanlar, açık alanlarda içilen sigaranın da ciddi sağlık riskleri oluşturduğuna dikkat çekiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şebnem Aliyeva, açık alanlarda yayılan sigara dumanının çocukları pasif içici haline getirdiğini ifade ediyor. Aliyeva, sigara dumanına maruz kalan çocuklarda astım, bronşit, alerjik hastalıklar ve sık enfeksiyon görülme riskinin arttığını vurguluyor.Kırmızı hat uygulamasıyla birlikte çocuk parkları ve sahillerde sigara yasağının daha katı kurallarla uygulanması, denetimlerin artırılması ve caydırıcı önlemlerin devreye alınması öngörülüyor. Düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte dumansız alanların sayısının önemli ölçüde artması bekleniyor.

Viral Enfeksiyona Dikkat Haber

Viral Enfeksiyona Dikkat

Sular Akademi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Örenler, özellikle Aralık ayından itibaren artış gösteren viral enfeksiyonlara karşı önemli uyarılarda bulundu.    Hastanenin yeni doğan, yoğun bakım, servis ve acil bölümlerinde hizmet verdiğini belirten Dr. Örenler, son dönemde yoğun öksürük, yüksek ateş ve beklenmedik şekilde ishal şikayetleriyle hastaneye başvuran çocuk hastaların sayısında ciddi bir artış yaşandığını ifade etti.  Dr. Örenler, bu tür semptomları olan çocukların okula gönderilmemesi gerektiğini vurguladı: Bu tür şikayetleri olan hastalarımızın öncelikle bir çocuk doktoruna başvurması çok önemli. Ayrıca, enfeksiyonun yayılmasını önlemek adına izolasyon kurallarına dikkat edilmeli. Mümkünse okul çağındaki çocuklar semptomlar başladığında okula gitmemeli. Maske kullanımı da bulaşı engellemede etkili bir yöntem olabilir" dedi.  Enfeksiyonun damlacık yoluyla bulaştığını belirten Dr. Örenler, el hijyeninin hayati bir öneme sahip olduğunu ifade ederek, antibiyotik kullanımına ilişkin de şu bilgileri paylaştı: "Her viral enfeksiyonda antibiyoterapiye gerek yoktur. Ancak bazı durumlarda bakteriyel enfeksiyonların eklenmesi halinde antibiyotik tedavisi uygulanabilir” dedi.  Dr. Örenler, çocukların sağlığı için erken müdahale ve hijyen kurallarına uyulmasının, salgının kontrol altına alınmasında büyük bir öneme sahip olduğunu belirterek, toplumu duyarlı olmaya davet etti. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.