Hava Durumu

#Filistin

Yeni Marmara Gazetesi - Filistin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Filistin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Türkiye'nin bütün meydanları Taksim Meydanı'dır" Haber

HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Türkiye'nin bütün meydanları Taksim Meydanı'dır"

HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü'nü; Bursa ili Gökdere Meydanı'nda kutladı. 1 Mayıs temasını "Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır" olarak belirleyen HAK-İŞ'in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı. Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan'da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı.HAK-İŞ'in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi. Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan 'Grup Şantiye' tarafından verilen konser ile başladı. "Sudan'ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz" Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ'in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye'de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi.Bu çerçevede Sudan'daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, "Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF'un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz'dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay'daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye'nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan'ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim" şeklinde konuştu. "İkinci Sumud inşallah Gazze'nin kurtuluşunun habercisi olacak" Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze'ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu'na selam gönderen Arslan, "Gazze'deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu'nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze'nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin'de, Gazze'de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze'nin kurtuluşunun habercisi olacak" ifadelerine yer verdi. "Bursa'ya gelişimiz HAK-İŞ'in kararıdır" HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa'da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, "Bursa'ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa'yla kucaklaşmak, Bursa'yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa'da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs'ı Bursa'da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa'ya gelişimiz HAK-İŞ'in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız" açıklamasında bulundu. Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi. "Türkiye'nin bütün meydanları Taksim Meydanı'dır" HAK-İŞ'in 1 Mayıs'ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye'nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye'nin bütün meydanları Taksim Meydanı'dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye'nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim'e sıkıştırılmış copların, TOMA'ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah'a şükür. Bugün Türkiye'nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs'ta Taksim'deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77'nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı." "Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" Arslan, 1 Mayıs'taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, "Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. "Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz" Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, "Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya'daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya'daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20'lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27'lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40'lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye'nin acilen kavuşmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, "Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı'na gittik. Çalışma Bakanı'na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı'na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki 'bu adaletsizliği görün.' Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" dedi. "Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor" Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, "Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye'ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; 'Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin'" çağrısında bulundu. "125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık" Arslan, Türkiye'deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, "Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye'de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye'deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz" dedi. "12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz" Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, "Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye'ye yakışmıyor" şeklinde konuştu. "Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz" Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, "Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz" açıklamasında bulundu. Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etti. Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti. Arslan, Türkiye'de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, "Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye'nin ekonomik gücünün Türkiye'nin imkanlarının Türkiye'nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz" dedi.

Bilal Kaya: "Türkiye savaşa değil, güce odaklanmalı" Haber

Bilal Kaya: "Türkiye savaşa değil, güce odaklanmalı"

Kaya, Türkiye’nin bölgesel savaşların dışında kalarak stratejik güce odaklanması gerektiğini vurguladı. Diaspora için ilk durak Almanya Büyükelçiliği Avrupa’da yaşayan 6,5 milyon Türk vatandaşının sahipsiz olmadığını belirten Bilal Kaya, bu topluluğun biriken sorunlarını çözmek için somut adımlar atacaklarını duyurdu. Kaya, "Doğru Yol Partisi olarak ilk resmi temasımızı Almanya Büyükelçiliği ile gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Ardından diğer Avrupa büyükelçilikleriyle bir araya gelerek vatandaşlarımızın hukuki, sosyal ve ekonomik sorunlarını bizzat muhataplarıyla görüşeceğiz," dedi. "Savaşa ve bölgesel çatışmalara karşıyız" Orta Doğu’da tırmanan gerilime ve İran merkezli küresel kriz riskine dikkat çeken Kaya, Türkiye’nin bu ateş çemberinden uzak tutulması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’nin herhangi bir savaşın tarafı olmasına kesinlikle karşı olduklarını belirten Genel Başkan Yardımcısı, "Duruşumuz nettir; savaşa karşıyız. Türkiye’nin dış politika hamleleri duygusal değil; bağımsızlık, güvenlik ve milli çıkarlar temelinde stratejik olarak şekillenmelidir," ifadelerini kullandı. İnsani dram ve uluslararası kamuoyuna eleştiri Bölgedeki insani trajedilere de değinen Kaya, Filistin’de yaşananları ve Türkmen bölgelerindeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirtti. İslam dünyasının ortak bir refleks gösterememesini ve Avrupa’nın, özellikle de Almanya’nın "çifte standartlı" yaklaşımlarını eleştiren Kaya, bu durumun uluslararası güven sorununa yol açtığını vurguladı. Akılcı ve bağımsız politika vurgusu Dünyanın yeni ve karmaşık bir döneme girdiğini ifade eden Bilal Kaya, Türkiye’nin bu süreçte akılcı ve kararlı bir duruş sergilemek zorunda olduğunu hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı: "Doğru Yol Partisi olarak hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki vatandaşlarımızın haklarını savunmaya, ülkemizi gereksiz çatışmaların dışında tutarak bölgesel barış için dengeli bir politika izlemeye kararlıyız."

Ramazan hasılatını Gazze’ye gönderdi Haber

Ramazan hasılatını Gazze’ye gönderdi

Nilüfer ilçesi Beşevler Mahallesi'nde balık restoranı bulunan, daha önce Bursa Yemek Festivali'nde 1 günlük hasılatı Gazze’ye hediye eden Maşallah Kocaman, 29 günlük Ramazan hasılatı olan 290 bin TL'yi de Filistin’de yardım bekleyenlere gönderdi. Filistin Evi Derneği Bursa Şube Başkanı Muhammet Yazıcı’ya hasılatı teslim eden Maşallah Kocaman, ateşkese rağmen bombalanan ve yardım tırlarının girişi engellenen Gazze’yi Ramazan Bayramı'nda da unutmadıklarını söyledi. Daha önce festivaldeki bir günlük geliri de Gazze'ye bağışladıklarını belirten Kocaman, "Ama hala yüreğim burkuk. Elimden geldiği kadarıyla inşallah vermeye devam edeceğim. Umarın bazı insanlara da vesile olmuş olduk. Bazı arkadaşlar, dostlar dediler ki, 'Biz de kendi işletmemizde aynısını yapacağız.' Ben de mutlu oldum. Kimin elinden ne gelirse yapması lazım bir Müslüman olarak" dedi. Dernek Başkanı Muhammet Yazıcı da kurdukları özel bir program ile Türkiye'den bağışların anında Filistin’de yardım bekleyenlere destek olarak ulaştığını söyledi. Yazıcı, Ramazan ayı boyunca Bursa’dan Filistin'e dernek vasıtasıyla 80 bin dolar yardım ulaştığını belirterek, Gazze'de halkın her şeye muhtaç hale geldiğini söyledi. Yazıcı, İsrail tarafından ürünlerin bölgeye girişi için yalnızca 10-15 Gazzeli tüccara izin verildiğini belirterek, Mısır sınırında yüzlerce yardım tırının beklediğini ve İran savaşı nedeniyle Refah Sınır Kapısı'nın kapatılmasının yardım girişini etkilediğini söyledi. Ateşkes anlaşmasına göre Gazze'ye günlük 600 tır yardım girmesi gerektiğini ifade eden Yazıcı, ancak 13 Ekim'den bu yana günlük en fazla 250 tırın bölgeye girebildiğini, bazı günler yalnızca 5-6 tırın giriş yaptığını kaydetti. Gazze'de savaşın hala bitmediğini ifade eden Yazıcı, gerçek savaşın şu an yaşandığını, insanların açlıkla mücadele ettiğini dile getirdi.Bursa’da çalışan Filistinli Doktor İbrahim Hayek ise ateşkese rağmen Gazze’ye atılan bombalar nedeniyle her gün 5 ile 100 kişi arasında kayıpların yaşandığını ancak İran ile ABD-İsrail savaşı yüzünden bu kayıpların dünya kamuoyuna duyurulmadığını kaydetti. Gazzelilerin şu anda açlık ve soğuk ile de mücadele ettiğine dikkat çeken Hayek, maddi yardımların ulaşması için aracı kurumların yüzde 10 komisyon tahsil ettiklerini sözlerine ekledi. İran savaşından sonra Refah'ın kapatılmasıyla bölgede insanların daha zor duruma düştüğünü ifade eden Hayek, İran savaşının Gazze'yi çok etkilediğini ancak basında yer almadığı için insanların bundan haberdar olmadığını söyledi.

MİT’ten Mossad casusuna operasyon Haber

MİT’ten Mossad casusuna operasyon

MİT, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar sonucu Mehmet Budak Derya ve Veysel Kerimoğlu gözaltına alındı. MERMER TÜCCARLIĞINDAN İSRAİL CASUSLUĞUNA Maden Mühendisi olan Mehmet Budak Derya, 2005 yılında kendi şirketini kurdu, Mersin Silifke’de mermer ocağı açtı. Dünyanın birçok ülkesine ticaret yapmaya başladı. Bu sayede İsrail İstihbarat Servisi’nin dikkatini çekti. İsrail’in kurduğu paravan şirketin yetkilisi Ali Ahmed Yassın kod adlı şahıs, Eylül 2012’de Mehmet Budak Derya’yı ofisinde ziyaret ederek şirketinin onunla iş yapmak istediğini söyledi. Patronları ile tanışması için Avrupa’da bir ülkeye davet etti. Bunu bir iş fırsatı olarak gören Mehmet Budak Derya, Ocak 2013’te Avrupa’da şirketi sahibi kimliği altında İsrail İstihbarat Servisi mensupları ile bir araya geldi. Mehmet Budak Derya ile bir araya geldiği kişiler yapacakları mermer ticaretine ilişkin hususları görüştü. Kod adı Luis olan İsrail istihbaratçısı, M.B. Derya’ya Filistin asıllı Türk vatandaşı Veysel Kerimoğlu’nu işe almasını söyledi. Mehmet Budak Derya, Kerimoğlu ile birlikte yürüttükleri faaliyetler hakkında kendilerine bilgi vermeleri yönünde talimat aldı. Eş zamanlı olarak Mehmet Budak Derya ile ilk irtibatı kuran Ali Ahmed Yassın da Veysel Kerimoğlu’nu M.B. Derya ile çalışması hususunda yönlendirdi. KAYNAKLARININ KONUMUNU YÜKSELTMEK İÇİN İŞÇİ BULDULAR İsrail İstihbarat Servisi mensuplarından aldığı talimat doğrultusunda Veysel Kerimoğlu’nu işe alan ve maaşını bile istihbaratçılardan temin eden Mehmet Budak Derya, arkadaşlık ilişkisi de geliştirdi. M.B. Derya, V. Kerimoğlu ile attıkları her adımı İsrail servisi ile paylaştı. Mehmet Budak Derya, Veysel Kerimoğlu vesilesiyle Orta Doğu ülkelerine yönelik ticari faaliyetlerini arttırdı. Yine V. Kerimoğlu sayesinde tanıştığı, İsrail’in Orta Doğu ülkelerine yönelik politikalarına muhalif Filistinliler ile sosyal ve ticari ilişkilerini geliştirdi. Bu şahıslar hakkında topladığı bilgileri İsrail servisine aktardı. İsrail’in Gazze’yi işgal politikası çerçevesinde tesis ettiği ticari ilişkileri de kullanarak Gazze’ye giriş izni almaya çalıştı. Gazze’de aradığı depoların fotoğraflarını İsrail istihbaratına iletti. İSRAİL SERVİSİ’NİN DESTEĞİ İLE İŞLERİNİ BÜYÜTTÜ Ticari faaliyetlerini mermer alanıyla kısıtlamak istemeyen Veysel Kerimoğlu, 2016 yılı başlarında Mehmet Budak Derya’ya dron parçaları ticareti yapmaları üzerine bir teklifte bulundu. Attıkları her adımı İsrail servisine bildiren M.B. Derya, bu teklifi anında görüştüğü istihbaratçılara iletti. İsrail servisinin de işine gelen bu girişimin ilk numuneleri de İsrail İstihbarat Servisi tarafından temin edildi. Mehmet Budak Derya ve Veysel Kerimoğlu’nun birlikte dron satmaya çalıştığı Mohamed Zouari, İsrail İstihbarat Servisi tarafından Aralık 2016’da Tunus’ta suikasta uğradı. ÜÇÜNCÜ ÜLKE GÖRÜŞMESİ Mehmet Budak Derya, İsrail istihbaratı ile 2013’te başlayan ilişkisini bugüne kadar sürdürdü. Bu süreç içerisinde Luis, Jesus/Jose, Dr.Roberto/Ricardo, Dan/Dennis, Mark, Elly/Emmy ve Michael kod adlı birçok istihbaratçı ile çeşitli Avrupa ülkelerinde üçüncü ülke görüşmeleri gerçekleştirdi. İSRAİL SERVİSİNİN TESTLERİNİ GEÇTİ İsrail servisi, uzun yıllardır yürüttükleri operasyonu riske atmamak adına gizliliğe son derece önem veriyordu. Bu kapsamda, İsrail servisi Mehmet Budak Derya’ya kriptolu bir haberleşme sistemi sağladı. Ayrıca, M.B. Derya sıkı tedbirler çerçevesinde 2016 yılında bir Asya ülkesinde yalan makinesi uygulamasına tabi tutuldu. M.B. Derya testi başarı ile tamamladı. Yalan makinesi testine girmesi sonrasında durumun ciddiyetini anlayan M.B. Derya, içinde bulunduğu faaliyet konusunda daha da hassas davranmaya başladı. İsrail servisi tarafından M.B. Derya’ya ikinci yalan makinesi testi Ağustos 2024’te bir Avrupa ülkesindeki otelde yapıldı. İsrail’in Bu testini de sorunsuz atlatan Derya, operasyonda bir üst aşamaya geçti. Mehmet Budak Derya, İsrail İstihbarat Servisi mensuplarının talimatları doğrultusunda Türkiye ve diğer ülkelerden sim kartları, internet modem ve router cihazları satın alarak, bunların şifre, seri numarası, üretim bilgileri ve MAC adresleri gibi bilgilerinin yer aldığı etiketlerin fotoğraflarını muhataplarına iletti. PARAVAN ŞİRKET KURACAKKEN YAKALANDI Ocak 2026’da yurt dışında İsrail İstihbarat Servisi görevlileri ile çok önemli bir görüşme yapan Mehmet Budak Derya’nın operasyonel amaçlarla kullanılmak üzere yurt dışında paravan bir firma kurması yönünde planlar yapıldı. Yapılan planlamaya göre; söz konusu kurulacak paravan firmalar ile uluslararası ticari tedarik zincirine sızılması amaçlandı. Paravan şirket aracılığı ile İsrail İstihbarat Servisi'nin belirlediği ülkelerden temin edilecek ürünlerin yine İsrail servisi tarafından nihai kullanıcının bulunduğu ülkeye sevkiyatı koordine edilecekti. Planlamaya göre, sevkiyat sürecinde Asya ülkelerinde faaliyet gösteren yasal üç firma bulunacak ve bahse konu firmalar ile işbirliği yapılacaktı. Bulunacak firmalardan ilki, ürünleri piyasadan temin ederek deposuna alacak ve ambalajlarını değiştirecekti. İkinci firma ürünleri ilk firmadan teslim alarak kendi deposunda bir süre muhafaza edecekti. Üçüncü firma ise ikinci firmadan teslim alacağı söz konusu ürünleri İsrail İstihbarat Servisince satılması istenen nihai kullanıcıya ait şirkete ihraç edecekti. Mehmet Budak Derya idaresinde kurulacak paravan firmanın görevi, ürünlerin temininden ihraç aşamasına kadar olan tedarik zincirini İsrail İstihbarat Servisi adına yönetmekti. M.B. Derya’nın servis görevlileri ile Ocak 2026’da yaptığı son görüşmede de bu plan çerçevesinde paravan firma için gereken banka hesabının oluşturulması, web sitesinin tasarlanması ve sosyal medya hesaplarının açılması gibi işlemler ile ortaklık yapılacak firmalara dair araştırmaları ele alındı. MİT’TEN KAÇAMADILAR Bir süredir MİT’in takibinde olan Mehmet Budak Derya ve Veysel Kerimoğlu; MİT, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar neticesinde gözaltına alındı.

Esnaf ve vatandaşların katılımıyla düzenlenen kampanyadan elde edilecek gelir Gazze'ye gönderilecek Haber

Esnaf ve vatandaşların katılımıyla düzenlenen kampanyadan elde edilecek gelir Gazze'ye gönderilecek

İstanbul'un Arnavutköy ilçesinde, Gazze'de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve bölgede mağdur durumda olanlara destek sağlamak amacıyla "Bir Günlük Hasılatım Gazze İçin, Bugünkü Alışverişim Gazze İçin" isimli yardım kampanyası düzenlendi. Arnavutköy Belediyesi Gıda Bankası öncülüğünde hayata geçirilen etkinlikte esnaf ve vatandaşlar tek yürek oldu. Program kapsamında yapılan konuşmalarda Gazze'de yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi. "Gazze'nin çilesi bitmedi" AK Parti Arnavutköy İlçe Başkanı Salim Gökhan Gürek, Gazze'deki zulmün yalnızca Filistinlilere değil tüm insanlığa yapıldığını vurgulayarak, "Gazze'de akan kan sadece Filistinli kardeşlerimizin değil, ümmetin kanıdır. Gazze'de ağlayan her çocuk sadece Filistin değil, insanlığın evladıdır. Aylar, yıllar geçti ama Gazze'nin çilesi bitmedi. Filistin davası bizim için bir siyasi mesele değil, bir vicdan meselesidir" şeklinde konuştu. "Dayanışma Arnavutköy'den yükseliyor" Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu ise konuşmasında, Arnavutköy halkının merhamet ve paylaşma duygularının bir kez daha örnek teşkil ettiğini belirterek, "Gazze için diyerek çıktığımız bu kutlu yolda insani değerlerimizin, merhametimizin ve paylaşma duygularımızın ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha Arnavutköy'ümüzden yansıttığınız için teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın yürüttüğü diplomasi süreciyle Gazze'de bir nebze de olsa kalıcı bir barış ortamı oluştu. Ancak yaşanan yıkımların ardından yaraların sarılması bizlerin, ümmetin boynunun borcudur" ifadelerini kullandı. İstanbul Vali Yardımcısı ve Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu da Gazze'deki insani tabloya dikkat çekerek, "Yaklaşık 70 bin insan hayatını kaybetti, 170 bin kişi yaralandı. 2,5 milyon insan yerinden oldu. 500 binden fazla konut yıkıldı. O coğrafyada insanlık yıllardır bir imtihanla karşı karşıya. Kendi inançlarını bahane ederek masumları yok edenler, Filistin'i kana bulamaya devam ediyor" diye konuştu. Etkinlik kapsamında esnaf, bir günlük hasılatlarını Gazze'ye gönderilmek üzere bağışladı. Vatandaşlar da alışverişlerini "Gazze için" yaparak kampanyaya destek oldu. Arnavutköy Cumhuriyet Meydanı'nda gerçekleşen programa; İstanbul Vali Yardımcısı ve Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, AK Parti Arnavutköy İlçe Başkanı Salim Gökhan Gürek, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, dernek temsilcileri, esnaf ve çok sayıda vatandaş katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.