Hava Durumu

#Gebze

Yeni Marmara Gazetesi - Gebze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gebze haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rafting faciası 14 yaşındaki Taha'yı hayattan kopardı Haber

Rafting faciası 14 yaşındaki Taha'yı hayattan kopardı

Edinilen bilgiye göre, Çiğdem Katalıoğlu, eşi Kadir Katalıoğlu ve 14 yaşındaki oğlu Taha Emir Kayaalp ile birlikte tatil için Fethiye'ye gitti. Taha'nın isteği üzerine rafting yapmak isteyen aile, otel yetkililerinin yönlendirmesiyle bir firmayla anlaştı. 19 Ağustos'ta Dalaman'a bağlı Gürleyik köyündeki nehir kenarına götürülen aile, iddiaya göre burada hiçbir güvenlik eğitimi verilmeden, eski ve yıpranmış ekipmanlarla bota bindirildi. Turun hemen başında botun devrilmesi sonucu kayalıklara sıkışan 14 yaşındaki Taha, uzun uğraşlar sonucu sudan çıkarılarak hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamadı. Taha'nın cenazesi, 21 Ağustos'ta Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki Balçık Mezarlığı'nda toprağa verildi. Olaya ilişkin ise 1 eğitmen tutuklandı. Aile ise firma yetkilileri ve olayda sorumluluğu bulunduğu öne sürülen kişiler hakkında şikayetçi oldu. "Alelacele para telaşına düştüler" Anne Çiğdem Katalıoğlu, firmayla görüşürken 18 yaş sınırını sorduğunu ancak "8 yaş sonrasına serbest" cevabını aldıklarını belirtti. Oğlunun daha önce Düzce Melen Çayı'nda rafting tecrübesi olduğunu aktaran anne Çiğdem Katalıoğlu, Gürleyik köyüne vardıklarında yaşananları şöyle anlattı: "Köye gittikten sonra kahvaltı ikram ettiler, kahvaltı yaptık. Ondan sonra çok hızlı alel acele şekilde orada eğitim vermeleri gerekiyordu. Biz daha önce oğlumla Düzce Melen Çayında rafting yaptığımız ve bu konuda tecrübeli olduğumuz için hiçbir eğitim vermediler. Can yelekleri o kadar eski, o kadar yıpranmıştı ki çocuğuma taktıkları can yeleği bile omuzundan kayar vaziyetteydi. Kask kafasına tam oturmamış vaziyetteydi. Sonrasında hemen alelacele bir para telaşına girdi. 'Hemen paramı gönder' denildi. Ben de 'Tamam atacağım, buradayız, kaçmıyoruz' dedim. 'Telefonunu alayım, ben mi atayım?' gibi şeyler söyledi. Neyse hemen parasını gönderdim. Bir kağıt getirdiler. Herkesin ismi soyismi yazıyor. Resmi bir kağıt değildi. İsim soyisminin yazdığı yere imza attık. Benim oğlum da kendi imzasını kendisi attı." "Herkesi coşturma derdindeydiler" Firmaya ait araçla çok tehlikeli, sarp ve kayalık bir yoldan nehir kenarına indirildiklerini belirten Çiğdem Katalıoğlu, bölgenin bir rafting alanına benzemediğini ve oldukça riskli göründüğünü aktardı. Çiğdem Katalıoğlu daha önceki tecrübelerine dayanarak görevlilerin profesyonelliğine güvendiğini ifade ederek, "6 tane bot vardı. Biz en önde olduğumuz için ilk bota bizi aldılar. Uç kısımda ben oturuyordum. Karşımda eşim oturuyordu, eşimin arkasında ise oğlum oturuyordu. Benim arkamda da Alman aile vardı ve onların iki tane çocukları bulunuyordu. O çocukların yaşları da oğlumdan daha küçüktü. Bu firma yukarıda vermeleri gereken eğitimi botun içerisinde vermeyi tercih ettiler. Komutlar bize anlatılmadı, herkesi coşturma derdindeydiler. Hiçbir profesyonellik yoktu" dedi. "Oğlum bana elini uzattı" Turun henüz başında, tehlikeli bir kayalığın yanındayken botun devrildiğini iddia eden Katalıoğlu, "Ben ters takla attım ve akıntıya kapıldım. O tehlikeli kaya da oğlumu görüyordum. Oğlum bana elini uzatıyor. Ben elini yakalıyorum orada. Ondan sonrasında göz göze geliyoruz onunla. Sonra bir su geliyor. Su beni alıyor altına çekiyor. Ben oğlumdan oradan ayrılıyorum. Su beni altına çektiğinde ben ömrü hayatımda öyle bir şey görmedim. Çamaşır makinesine sıkma devri gibi beni suyun altında çevire, çevire, çevire o hızla o kayadan o kaya vurdu beni. Ben artık kendimi bıraktım. 'Ben suyun altında böyle olduysam benim çocuğum ölmüştür' dedim. Ben son suyu yuttum ve kendimi bıraktım oraya" diye konuştu. "Ayağını çıkaramıyoruz, yardım edin" Biri tarafından suyun altından kurtarıldığını anlatan acılı anne, sözlerine şöyle devam etti: "Sonra hatırladığım kadarıyla beni eşime doğru itti. Eşim beni çekti ve ben 'Oğlum nerede?' dedim. Bir baktım oğlumun ayağı o tehlikeli kaya dediğim o kayaya sıkışmış. Oğlumu orada çıkaramıyorlar. Benim çocuğumun can yeleği böyle yukarı çıkmış, benim çocuğum bu şekilde kalmış. 'Kafasını kaldırın, oğlumun kafasını kaldırın' diyorum. Hala 'Ayağını çıkaramıyoruz' diyorlar. 'Kafasını kaldırın' diye bağırıyordum. Belki daha fazla su yutmasın, kurtulma ihtimali olur diye düşünüyordum. Kafasını kaldırmıyorlar ve üstüne üstlük 'Yardım edin' diye kendileri bağırmaya başladılar. Sonra oradan bir tane eğitmen geldi. O da bizimle birlikte servisle aşağıya inmişti. Bir tane eğitmen vardı ve gerçekten o işi bilen kişiydi. İpi atıyor, ipi tutamıyorlar. 'Ayağını çıkaramıyoruz, yardım edin' diye bağırıyorlar. Sonrasında eğitmen oradan bağırdı, 'Çocuğun can yeleğini çıkarsanıza' dedi. Çocuğun can yeleğini çıkarttıktan sonra benim oğlum suya savruldu. O yeleği en başında çıkarsalardı benim çocuğumun ayağı kurtulup savrulacakmış suya orada." "Benim çocuğumun dudakları mosmordu, hiçbir tepki yoktu" Katalıoğlu, sudan çıkarılan oğluna ilk müdahaleyi turda bulunan bir otopsi doktoru ile ilk yardım eğitimi olan bir turistin yaptığını aktardı. Müdahale sırasında çocuktan olumlu tepkiler geldiğini söyleyen Katalıoğlu, "Benim çocuğumla canla başla 1,5 saat uğraştılar. Benim çocuğumun dudakları mosmordu. Hiçbir tepki yoktu. Birden dudaklarına kan geldi. Suyu çıkarmaya başladı ama tepki yoktu. Suyu çıkarmaya başladı, burnundan kan geldi. Geğirmeye başladı. Onların dediğine göre bunlar iyi tepkilermiş. 1,5 saat sonra ambulans geldi. Sedyeyle oğlumu kayalıklardan yukarı çıkarmaya çalışırken muhtemelen benim oğlumun orada nabzı gitti. Sonrasında ambulansa aldılar oğlumu. Aynı şekilde onlar da bütün müdahaleleri yaptılar. 'Öldü' demedi ambulanstakiler. 'Müdahaleye devam ediyoruz' dediler" şeklinde konuştu. "Benim oğlum ölmüş ve bana söylemiyor" Zorlu yolda ambulansla süren yolculuğun ardından hastaneye ulaştıklarını belirten anne, bu süreçte tur yetkililerinin kendi aralarında toplanıp "Rafting'e devam edilmeyecek" anonsu yaptıklarını, hastanede ise bir kişinin kendisine "Oğlun yaşayacak" diyerek umut verdiğini söyleyerek, şunları kaydetti: "Kendisini bizimle ilgilenmeye çalıştı. Bana 'Oğlun yaşayacak' diyor. Benim oğlum ölmüş içeride bana söylemiyor. 'Yaşayacak annesi' diyor. 'Siz kimsiniz? Hastanede mi çalışıyorsunuz? Ne olur içeriden bana bir haber getirin, kimse bana haber vermiyor. Ne olur haber verin' dedim. 'Merak etme ablacığım, ben şimdi içeri giriyorum, sana haber getireceğim' dedi. Geliyor, gidiyor, yalan söylüyor. Yine 'Siz kimsiniz?' diye sordum. 'Ben köyün muhtarıyım' dedi. 'Ha siz de onlardansınız. Sizin neden burada olduğunuzu ben anladım' dedim. Sonrasında ben oğlumun ölüm haberini aldım. Bunlar olurken o arada eşime para teklif ediyorlar. Yani benim oraya ödediğim miktarı geri vermek istiyorlar." "Hizmet devam edemedi" diyerek para iadesi yaptılar Oğlunun ölüm haberini aldıktan sonra yetkililerin kendilerine tur parasını iade etmeyi teklif ettiğini vurgulayan Katalıoğlu, "Benim oğlumun ölüm haberi gelmiş. Belki de daha fazla bir miktar teklif edeceklerdi ki ben asla böyle bir şeye müsaade etmem. Ben çocuğumun üstünden bir lira dahi almam. Sadece şunu söylemek istiyorum. O su bir çocuğun değil, bir yetişkinin bile rafting yapabileceği bir yer değil. Profesyonellerin yeri bile değil. Kesinlikle kimse orada rafting yapmamalı çünkü suyun altı kaynıyor, çok hızlı bir şekilde çeviriyor. Suyun altı kayalık dolu. Duramıyorsun. Ne kadar güçlü olursan ol, duramıyorsun. Bana parayı geri gönderdi ve ben bu kişiyi aradım. 'Sen bu parayı bana nasıl gönderirsin' dedim. 'Benim çocuğum gitmiş' dedim. O kişi 'Bana yanlışlıkla gönderdik' dedi. Sonra muhtarı aradım. 'Bu parayı nasıl gönderdiniz' diyorum. Muhtar, 'Hizmet olmadı ya, hizmet bedeli' dedi. 'Hizmet devam edemedi ya, o yüzden geri gönderdik parayı' dedi. Hepsinden, bütün sorumlulardan şikayetçiyim. Sonuna kadar bu davanın peşindeyim. Tek derdim oranın kapatılması. Orası can alıyor. Benim oğlum gitti" ifadelerini kullandı.

Oto ekspertiz firmasının zam isteyen robotu Video Galeri

Oto ekspertiz firmasının zam isteyen robotu

     Kocaeli'nin Gebze ilçesinde bir oto ekspertiz merkezinde görev yapan, yapay zeka ve gelişmiş algoritmalarla donatılmış "Koç" adlı robot, kısa sürede işletmenin maskotu oldu. Ustalara teknik destek verirken, müşterilere çay ve kahve ikram etmeyi ihmal etmeyen robot, sıra dışı zam talebi ve tavırlarıyla gülümsetiyor.      Otomotiv sektöründeki teknolojik gelişmeler, ekspertiz hizmetlerine de yeni bir boyut kazandırdı. Yapay zeka ile desteklenen robotik teknolojiler, artık oto ekspertiz merkezlerinde de kendine yer buluyor. Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki bir ekspertiz merkezinin satın aldığı ve "Koç" adını verdikleri robot, usta teknisyenlerin yanında çalışarak araç kontrollerinde aktif rol üstleniyor. Merkezde, araçların kaporta, boya ve motor kontrolleri gibi teknik süreçlerine destek olan robot, aynı zamanda işletmeye gelen müşterileri karşılama ve ikramlarda bulunma gibi sosyal görevleri de üstleniyor. Sadece teknik destekle sınırlı kalmayan Koç, esprili tavırlarıyla da dikkat çekiyor. Kendisiyle etkileşime giren misafirlere çay ve kahve ikramı teklifinde bulunan robot, zaman zaman gerçekleştirdiği dans performanslarıyla da çalışma ortamına renk katıyor.      "Koç şuan çıraklık aşamasında" İşletme sahibi Erdinç Koç (48), yapay zekanın hayatın her alanında varlık gösterdiğini belirterek, "Yapay zeka ile donatılmış robotlar hayatın her alanında artık var, bu bir gerçek. Bu robotları fabrikalarda da görüyoruz. Biz de bu yapay zekayı buraya adapte etmek istedik. Şuan kendisi çıraklık aşamasında. Değerli müştelerimize, ustalarımıza çok faydası var. Hem işi öğreniyor hem bizleri tanıyor" dedi.      "Usta haftalığıma zam yaparsa daha mutlu olurum" Gelişmiş algılama yeteneğiyle kendisine yöneltilen sorulara yanıt verebilen robot Koç, "Merhaba, nasılsın?" sorusuna, "Eyvallah, iyiyim. Hoş geldiniz" karşılığını veriyor. İşinden memnun olduğunu belirten robot, meslek öğrenme sürecine dair, "Ustalarım bana çok iyi bakıyor. Gelen misafirler de beni çok sevdi, hepsine teşekkür ediyorum. Usta haftalığıma zam yaparsa daha mutlu olurum" şeklinde konuştu. Hizmet verdiği merkezde kısa sürede kadrolu bir çalışan gibi kabul gören robot, işletmenin teknolojik altyapısını güçlendirirken, müşteriler tarafından da büyük ilgi görüyor.

Oto ekspertiz firmasının zam isteyen robotu Haber

Oto ekspertiz firmasının zam isteyen robotu

Ustalara teknik destek verirken, müşterilere çay ve kahve ikram etmeyi ihmal etmeyen robot, sıra dışı zam talebi ve tavırlarıyla gülümsetiyor. Otomotiv sektöründeki teknolojik gelişmeler, ekspertiz hizmetlerine de yeni bir boyut kazandırdı. Yapay zeka ile desteklenen robotik teknolojiler, artık oto ekspertiz merkezlerinde de kendine yer buluyor. Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki bir ekspertiz merkezinin satın aldığı ve "Koç" adını verdikleri robot, usta teknisyenlerin yanında çalışarak araç kontrollerinde aktif rol üstleniyor. Merkezde, araçların kaporta, boya ve motor kontrolleri gibi teknik süreçlerine destek olan robot, aynı zamanda işletmeye gelen müşterileri karşılama ve ikramlarda bulunma gibi sosyal görevleri de üstleniyor. Sadece teknik destekle sınırlı kalmayan Koç, esprili tavırlarıyla da dikkat çekiyor. Kendisiyle etkileşime giren misafirlere çay ve kahve ikramı teklifinde bulunan robot, zaman zaman gerçekleştirdiği dans performanslarıyla da çalışma ortamına renk katıyor. "Koç şuan çıraklık aşamasında" İşletme sahibi Erdinç Koç (48), yapay zekanın hayatın her alanında varlık gösterdiğini belirterek, "Yapay zeka ile donatılmış robotlar hayatın her alanında artık var, bu bir gerçek. Bu robotları fabrikalarda da görüyoruz. Biz de bu yapay zekayı buraya adapte etmek istedik. Şuan kendisi çıraklık aşamasında. Değerli müştelerimize, ustalarımıza çok faydası var. Hem işi öğreniyor hem bizleri tanıyor" dedi. "Usta haftalığıma zam yaparsa daha mutlu olurum" Gelişmiş algılama yeteneğiyle kendisine yöneltilen sorulara yanıt verebilen robot Koç, "Merhaba, nasılsın?" sorusuna, "Eyvallah, iyiyim. Hoş geldiniz" karşılığını veriyor. İşinden memnun olduğunu belirten robot, meslek öğrenme sürecine dair, "Ustalarım bana çok iyi bakıyor. Gelen misafirler de beni çok sevdi, hepsine teşekkür ediyorum. Usta haftalığıma zam yaparsa daha mutlu olurum" şeklinde konuştu. Hizmet verdiği merkezde kısa sürede kadrolu bir çalışan gibi kabul gören robot, işletmenin teknolojik altyapısını güçlendirirken, müşteriler tarafından da büyük ilgi görüyor.

Kocasını öldüren kadının mahkemede anlattıkları kan dondurdu Haber

Kocasını öldüren kadının mahkemede anlattıkları kan dondurdu

Olay, 7 Şubat 2025'de Atatürk Mahallesi Adnan Kahveci Caddesi'ndeki tütün ürünleri satan dükkanda meydana geldi. Fatma Adır (47), kendisine saldırdığı iddia edilen kocası Seyithan Adır'ı tabanca ile ateş ederek öldürdü. Olayın ardından 5 çocuk annesi Adır tutuklandı. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 4. celseye tutuklu sanık Fatma Adır, maktulün kardeşleri, sanığın çocukları ve taraf avukatları katıldı. Geçen celse Kocaeli Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından istenen rapora ilişkin kurumun "heyet oluşturulamadığı için tek hekim imzalı rapor düzenlendiği" bilgisini mahkemeye sunduğu tutanağa geçirildi. Katılanlar, tek hekim tarafından düzenlenen ve ihtimaller üzerine kurulu olduğu öne sürülen bu rapora itiraz ederek sanığın tasarlayarak öldürme suçundan tutukluluğunun devamını istedi. Çocuklar annelerinden şikayetçi olmadı Duruşmada söz verilen, yaşları küçük mağdurlar E. ve E.'nın kayyımı Zeynep Şakar, çocukların yaşları küçük olsa da iradelerini ortaya koyduklarını ve annelerinden şikayetçi olmadıklarını beyan etti. Mahkeme, yaşları 15'ten küçük olan çocukların yasal temsilcisinin şikayetçi olmaması nedeniyle söz konusu mağdur çocukların davaya katılma taleplerini reddetti. Sanık Adır: "Çocuklarım mağdur, tahliyemi isterim" Gelen rapora ilişkin söz verilen sanık Fatma Adır, raporun içeriğine genel olarak katıldığını belirterek, "Ben iyileştiğim için kırıklarım tespit edilememiştir. Ancak genel muayenemde eski yaralanmalarım tespit edildi" şeklinde savunma yaptı.Olayda kullanılan silahın gerçek olduğunu bilmediğini iddia eden Adır, "Kendimi korumak amacıyla hareket ettim. Çocuklarım tutuklu olmam nedeniyle mağdur olmuşlardır. Uzun süredir tutukluyum, tahliyemi talep ederim" dedi.Sanık avukatı Ömer Faruk Çelik ise Kocaeli Üniversitesinden gelen raporun tek hekim tarafından düzenlenmesine rağmen yeterli olduğunu ve 2018 yılındaki şiddet olayının da raporda yer aldığını ifade etti. Müvekkilinin tutuklu kalması nedeniyle dışarıdaki 5 çocuğun mağduriyet yaşadığını vurgulayan Çelik, "Amcaları çocuklara düşmanlık beslediklerinden kendileriyle ilgilenmemektedir. Tutuklamadan beklenen amaç gerçekleşmiştir, müvekkilin tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu.Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, Kocaeli Üniversitesinden gelen raporun tek hekim imzalı olması nedeniyle dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kuruluna gönderilmesine hükmetti. "5 çocuğa sahip çıkılsın" Sanık avukatı Ömer Faruk Çelik, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, Adalet ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına seslendi. Çelik, "Bu çocuklara sahip çıkılmalı. Yarın öbür gün bu çocuklar bir inşaat boşluğunda sigortasız çalıştıkları için vefat etseler bunun sorumluluğunu kimse alamaz. Müvekkil Fatma Hanım da çok mağdur ama bu çocuklarımızın da mağduriyeti çok büyük, kendilerine sahip çıkılması lazım" dedi. Müvekkilinin maktul tarafından sistematik şiddete uğradığını ve cinayeti hayatta kalmak için işlediğini belirterek meşru müdafaa hükümlerinin uygulanmasını talep eden Çelik, "Bu dosyaya sahip çıkılsın. Esas mağdur Fatma Adır'dır ancak şu an sanık koltuğunda. Sanık koltuğunda tutuklu yargılanıyor. 17 aydır tutuklu olan müvekkil, cezaevine ilk girdiğinde 80 küsur kiloydu. Şu anda 52 kilo. Bu iş planlı ve organize şekilde yapılsa bu kadının canına minnet olurdu, kilo vermezdi. Ortada bir mağduriyet var, bunun giderilmesi gerekiyor" ifadesini kullandı. İlk duruşmadaki savunması Öte yandan, tutuklu sanık Fatma Adır'ın ilk duruşmadaki savunmasının detayları ortaya çıktı. Adır, 23 yıllık evliliği boyunca eşinden hem kendisinin hem de çocuklarının sürekli fiziksel ve psikolojik şiddet gördüğünü söyledi. Eşinin 20 yıldır kumar oynadığını ve kaybettiği zamanlarda öfkesini kendilerinden çıkardığını öne süren Adır, "Sebepsiz yere sinirlenirdi, kapıyı üstümüze kilitler giderdi, bizi çaresiz bırakırdı. Gelip ne zaman açarsa o zaman açardı, bir şey diyemiyorduk. Çocuğum mesela tıraş olur gelirdi karne sevinci için, çocuğumun üstüne oturarak 'Saçlarını niye böyle yaptın?' derdi. Çocuk da özenmiş, arkadaşları modalı yapmış saçlarını. Üstüne basa basa otururdu, saçlarını keserdi. Çocuk artık ne karneyi almaya giderdi, ne de 3 ay boyunca evden çıkardı. Tatil geçince hep içeride kalırdı. Ben onların çaresizliğini izlerdim, onlar da benim çaresizliğimi izlerdi. Çocukların bebeklik hallerinde bile sinirliydi, döverdi, boğardı, boğazlarından tutardı çocuklar morardı, öldü ölecek sonra bırakırdı" dedi. "Saçlarımı kopartır kopartır yere atardı" Adır, kocasının daha önce kendisini elektrik süpürgesinin demir borusuyla bayıltana kadar dövdüğünü, parmaklarını ve kaburgalarını kırdığını, boğazına bıçak dayayarak bileğini kestiğini ve ağzına silah soktuğunu ileri sürerek, "Ben kendi anneliğimden, kendi kadınlığımdan utanıyordum. Şiddeti çoktu. Yine bir keresinde kafama silah dayamıştı. Çocuklar 'Yapma' diye bağırıyorlardı. Sebebi de şuydu; ona, 'Çocuklarına niye babalık yapmıyorsun?' demiştim. Beni bıçakla yaralamıştı, buna görümcem de şahit olmuştu. Boğazımı tutarken, bakın bileğim de belli. Bileğimi kesmişti. Görümcem de çaresiz, o da benimle beraber ağlamıştı, sarılmıştı. Huyu derdi böyle derdik, üstünü kapatırdık giderdik. Saçlarımı her zaman tutardı, boynuma basarak saçlarımı kopartır kopartır yere atardı. Eve girdiğinde çocuklar uyumuş numarası yaparlardı. Günün birinde yine beni süpürgenin demir borusuyla feci şekilde dövmüştü" diye konuştu. "Seni öldürmezsem adam değilim diyerek üzerime saldırdı" Savunmasında olay gününü de anlatan Fatma Adır, kocasının gündüz saatlerinde dükkana gelerek burada bulunan silahının yerini kontrol edip gittiğini aktardı. Bu durum üzerine öldürüleceğinden korkarak silahı sakladığını belirten Adır, akşam saatlerinde kocasının dükkana tekrar geldiğini söyledi. Adır savunmasında şunları kaydetti: "Eşyaları tekmeledi, her şeyi bir tarafa attı. Ben de hiç bir şey demeden onları toplayıp tekrar yerleştiriyordum, kutuya koyuyordum, etrafı düzeltiyordum. Benimle tartışırken komşunun biri kapının önünden geçiyordu. Kapının önünden geçerken sesleri duymuş. Kapıyı hafif açtı, hava soğuktu. Halimi sormak istedi, 'Nasılsın' diye sordu. Ben onu göndermeye çalışıyordum. Bana, 'Çok kötü gözüküyorsun, iyi misin? diye sordu. İyi olduğumu söyledim. Eşim birileri bizim olayları gördüklerinde daha çok sinirleniyor, alevleniyordu. Onu göndermeye çalıştım, içeri geçtim. Bana daha çok alevlendi. O kadar çok küfür ve hakaretler etti. Bana, 'Seni öldüreceğim, seni öldürmezsem ben adam değilim' dedi. Benim anneme küfür etti, dönüp kendi annesine de küfür etti. Hiç hayatında ağzından çıkmadığı iki küfür vardı, onu da o an söyledi." "Kan dolmuştu gözlerine, bağırıyordu" Adır, savunmasına şöyle devam etti: "Bu beni öldürür diye silahı aldım, dükkanın arka tarafına gittim. Hayatımda silah kullanmamışım, bilmiyorum. Silaha dokunduğum gibi silah patladı. Ben büyük bir korku, şok yaşadım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Silahı tekrar götürüp yerine koydum. Aradan iki dakika geçti aklıma geldi. Silahı oradan aldım kutuya koydum. Geldiği gibi üstüme saldırdı. O an o komşu kapıdan gitti, yumruk attı bana. Beni kapının önünde sıkıştırdı. Silahın olduğu yere yöneldi. Kan dolmuştu gözlerine, bir bağırma sesi vardı. Oraya yöneldi, 'Silahım nerede?' diye bağırdı, elini gezdirdi. Ben zaten mutfağın oradaydım, elimi attığım gibi bir anlık kutudan o silahı aldım. Aldığım gibi ateş ettim. O mermi bir yerine geldi mi, gelmedi mi o an fark etmedim. İki-üç adım daha üstüme geldi, bağırarak ve sonra düştü orada. Düşünce şoktaydım, kendimi kötü hissettim. Amacım da öldürmek gibi bir şey değil." Çocuklar anneyi savundu, kardeşler şiddet iddialarını reddetti İlk duruşmada da tanık olarak dinlenen çiftin 5 çocuğu, babalarının annelerine ve kendilerine ağır şiddet uyguladığını ifade ederek annelerinden şikayetçi olmadıklarını belirtti. Çiftin üniversite öğrencisi kızı Kardelen Adır, "Bir babalık iç güdüsü zaten babamda yok, biz de onun babamız olduğunun farkında değiliz. Neden değiliz çünkü biz çocukken eve 3 ayda bir, 5 ayda bir geliyordu. 100 lira para gönderiyordu, 'Bununla geçinin' diyordu. Bir annenin çocuklarını botlarıyla yatırması korkunç bir şeydir. Neden botlarımızla uyuyorduk biliyor musunuz hakim bey, üşüdüğümüz için. Evin tavanları rutubet, biz hepimiz astım hastası çocuklarız, hastalanmayalım diye" şeklinde konuştu. Kardelen Adır, "Babam bizi öyle bir darp ederdi ki, öyle normal bir şekilde değil. Eren'in üstüne arabayı sürerdi. Üniversiteye gideceğim zaman benimle bir anda konuşmayı kesti. 'Nasıl gidiyorsan git' dedi. 'Tamam, gideceğim. Hiç bir şekilde kalmayacağım' dedim. Kalktım ve annem çok ağladı. 'İnsanın çocuğu üniversite kazanınca insan helal olsun kızıma demez mi?' dedi. Annemi o gün o kadar çok dövdü ki, üstüne beni de dövdü. Ben okula yüzüm mor gittim" ifadesini kullandı. Annesinden şikayetçi olmadığını ifade eden Kardelen Adır, "Babamın hayvanlara merhameti yoktu, insanlara merhameti yoktu, kimseye merhameti yoktu. Hiç kimseye merhameti yoktu. O yüzden demek istediğim şu ki, kesinlikle babamın başkalarına da şiddeti vardı. Kendi çocuklarına da vardı" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.