Hava Durumu

#Gıda Güvenliği

Yeni Marmara Gazetesi - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Düğün yemeklerinde gıda güvenliği uyarısı Haber

Düğün yemeklerinde gıda güvenliği uyarısı

Olayın kesin nedeninin yetkili kurumların inceleme ve laboratuvar sonuçlarıyla ortaya konulacağını belirten Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Veteriner Hekim Melike Baysal, özellikle tavuk eti gibi mikrobiyolojik açıdan risk taşıyabilen hayvansal gıdalarda hazırlama ve muhafaza şartlarına dikkat çekti. Baysal, çiğ tavuk etinin satın alındığı andan itibaren soğuk zincirin korunması gerektiğini belirterek şunları söyledi; "Çiğ tavuk etinin uygun sıcaklıkta muhafaza edilmemesi, özellikle yaz aylarında mikroorganizmaların hızlı çoğalmasına neden olabilir. Çiğ ve pişmiş ürünlerin temas etmemesi, kullanılan ekipmanların hijyeninin sağlanması ve tavuğun yeterli sıcaklıkta pişirilmesi temel kurallardır. Piştikten sonra bile bazı mikroorganizmaların toksinlerinin gıdayı riskli hale getirmeye devam ettiğini de düşünürsek, bu sürecin sıradan bir süreç olmadığını daha iyi anlarız. Ancak risk pişirme işlemiyle sona ermiyor. Pişmiş tavuk ve pilavın uygun sıcaklıkta tutulması ve servis süresinin kontrol edilmesi gerekiyor. Özellikle sıcak havalarda, pişmiş yemeklerin uzun süre oda sıcaklığında bekletilmesi bazı bakterilerin çoğalmasına ve gıda zehirlenmelerine yol açabilecek şartlar oluşturabiliyor. Kanatlı etleri başta Salmonella ve Campylobacter olmak üzere çeşitli gıda kaynaklı patojenlerle ilişkilendiriliyor. Uygun olmayan sıcaklıklarda bekletilen toplu yemeklerde Clostridium perfringens gibi bakteriler de risk oluşturabiliyor. Bununla birlikte, yaşanan herhangi bir olayda etkenin ancak gerekli incelemeler sonucunda belirlenebileceğinin altını çiziyoruz." "Denetim, olay yaşanmadan önce başlamalı" Baysal, gıda güvenliğinin yalnızca tüketicinin dikkatine bırakılamayacağını belirterek, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen resmî kontrollerin önemine dikkat çekti. Baysal, "Hayvansal gıdalarda güvenlik; üretimden kesime, parçalamadan taşımaya, depolamadan tüketime kadar yani çiftlikten çatala kadar bütün süreçlerin kontrolünü gerektirir. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın risk esaslı resmî kontrollerinin etkin biçimde sürdürülmesi, özellikle hayvansal gıda üreten, işleyen, parçalayan, depolayan ve dağıtan işletmelerde mevzuatın öngördüğü denetim ve veteriner hekim sorumluluklarının etkin şekilde uygulanması halk sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Merdiven altı üretimlerin olduğunu da biliyoruz, bu konuda da denetimler ve özellikle cezalar arttırılmalı" diye konuştu.Veteriner hekimlerin gıda güvenliği zincirindeki rolünün yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Baysal, hayvansal gıdaların güvenliğinin sağlanmasının doğrudan bir halk sağlığı konusu olduğunu ifade etti. Baysal, özellikle yaz aylarında düğün, mevlit ve benzeri toplu organizasyonlarda vatandaşların şu noktalara dikkat etmesi gerektkiğini belirterek şöyle sıraladı; "Tavuklu yemeklerin uzun süre sıcak ortamda bekletilmemesi. Yemeklerin güneş altında bırakılmaması. Çiğ ve pişmiş gıdaların birbirinden ayrı tutulması. Tavuk etinin tamamen pişirilmesi. Hazırlama, taşıma ve servis sırasında uygun sıcaklık şartlarının korunması. Şüpheli görünen veya uygun şartlarda muhafaza edilmediği düşünülen gıdaların tüketilmemesi. Gıda zehirlenmelerinin önlenmesi; bilinçli tüketici, hijyen kurallarına uyan işletmeler ve etkin kamu denetiminin birlikte çalışmasıyla mümkündür. Özellikle sıcak yaz aylarında toplu yemek hizmetlerinde zaman ve sıcaklık kontrolü ihmal edilmemelidir. Güvenli gıda bir tesadüf değil, bilimsel kurallara dayanan bir halk sağlığı uygulamasıdır."

Endüstriyel yemekte standart yükseliyor Haber

Endüstriyel yemekte standart yükseliyor

İşletmelerde yemek hizmeti, günlük işleyişin önemli parçalarından birini oluşturuyor. Hizmet verilen kişi sayısı arttıkça operasyonun ölçeği de büyürken, yemek hizmetinde yaşanabilecek küçük bir aksama dahi iş düzenini etkileyebiliyor. Yankı Yemek Satış ve Pazarlama Müdürü Selime Özdemir, bu nedenle kurumsal işletmelerin yemek hizmetinde fiyat ve menü çeşitliliğinin yanı sıra gıda güvenliği, kalite standardı ve hizmet sürekliliğini de öncelikli kriterler arasında değerlendirdiğini söyledi. Yankı Yemek'in günlük 25 bin kişilik üretim kapasitesine ulaştığını belirten Özdemir, bu kadar yüksek hacimli üretimde asıl belirleyici unsurun kapasiteden çok, bu kapasitenin gıda güvenliği, kalite ve hizmet sürekliliğinden ödün vermeden yönetilebilmesi olduğunu vurguladı. Standart kadar süreklilik de önemli Endüstriyel yemek sektöründe yükselen hizmet standartlarının operasyonel güç ve planlama kabiliyetini daha önemli hale getirdiğine dikkat çeken Selime Özdemir, özellikle yüksek çalışan sayısına sahip üretim tesislerinde hizmetin kesintisiz ve aynı kalite standardında sürdürülmesinin öncelikli beklentiler arasında yer aldığını belirtti. Özdemir, "Bir gün iyi yemek çıkarmak zor değil. Önemli olan bunu her gün, her vardiyada ve aynı standartta sürdürebilmek. Bizim mutfakta çok basit bir ilkemiz var: Yemediğimizi yedirmiyoruz. Kurumsal müşterilerimizle kurduğumuz güven de burada başlıyor" dedi. Müşterilerin yalnızca tabağa gelen yemeği değil, o tabağın arkasındaki süreci de değerlendirdiğini vurgulayan Özdemir, sektörde hammaddenin kabulünden depolamaya, üretimden sevkiyata kadar tüm aşamaların birbirini tamamlayan bir sistem içinde yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Güven mutfaktan önce başlıyor Gıda güvenliğinin üretimden önce başlayan bir süreç olduğuna dikkat çeken Selime Özdemir, Yankı Yemek'te hammaddenin seçiminden tesise kabulüne, depolamadan üretime, soğuk zincirden sevkiyata kadar tüm aşamaların bir bütün olarak ele alındığını belirtti. Özdemir, "Kurumsal müşteriler açısından en önemli konulardan biri öngörülebilirlik. İşletme, bugün aldığı hizmet standardını yarın da alacağını bilmeli. Bizim sorumluluğumuz, müşterimizin sürekli kontrol etmek zorunda kalmadığı, işleyen ve güven veren bir sistem oluşturmak" dedi. Özellikle vardiyalı üretim yapan fabrikalarda yemek hizmetinin günlük çalışma düzeninin bir parçası olduğunu vurgulayan Özdemir, zamanlama ve hizmet sürekliliğinin de ürün kalitesi kadar önem taşıdığını ifade etti. Masanın iki tarafı var Kurumsal yemek sektöründe hizmetin muhatabının yalnızca sözleşmenin tarafı olan işletmeler olmadığına dikkat çeken Selime Özdemir, hizmet alan işletmenin beklentileri kadar her gün sunulan yemeği tüketen çalışanların memnuniyetinin de önemli olduğunu söyledi. Özdemir, hizmet kalitesinin gerçek karşılığının sahada, çalışan memnuniyetiyle görüldüğünü ifade etti. Çalışanlardan ve işletmelerden alınan geri bildirimlerin menü planlamasından hizmet süreçlerine kadar pek çok alanda değerlendirildiğini de belirten Özdemir, uzun süreli iş birliklerinin bu karşılıklı ilişkinin sonucunda oluştuğunu kaydetti. Güven her gün yeniden kazanılıyor Endüstriyel yemek sektöründe büyümenin yalnızca yeni müşteri kazanımıyla ölçülemeyeceğine dikkat çeken Selime Özdemir, mevcut müşterilerle sürdürülen uzun soluklu iş birliklerinin de hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetinin önemli göstergelerinden biri olduğunu belirtti. Özdemir, "Yeni bir işletmeyle çalışmaya başlamak elbette önemli. Ancak bizim için asıl değer, müşterimizin yıllar sonra da aynı güvenle bizimle çalışmaya devam etmesi. Çünkü bu sektörde güven bir kez kazanılmıyor; her gün yeniden kazanılıyor" ifadelerini kullandı.

Bursa kestane şekeri için markalaşma ve tanıtım vurgusu Haber

Bursa kestane şekeri için markalaşma ve tanıtım vurgusu

Bursa Büyükşehir Belediyesi heyeti, kentin gastronomi kültürünün önemli değerlerinden biri olan kestane şekerinin üretim ve markalaşma süreçlerini yerinde incelemek amacıyla İlka Şekerleme’nin Yaylacık’taki tesislerini ziyaret etti.Genel Müdür Mümin Akgün’ün ev sahipliğinde gerçekleşen ziyarete Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Deniz Köken, Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Dr. Abdullah Damar ile Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Aziz Elbas katıldı. Programda kestane şekerinin geçmişten günümüze gelişimi hakkında bilgi verilirken, üretim tesisinde de incelemelerde bulunuldu. Coğrafi işaret vurgusu İlka Şekerleme Genel Müdürü Mümin Akgün, kestane şekerinin yalnızca geleneksel bir tatlı olmadığını, Bursa’nın kent kimliği ve gastronomi kültürüyle bütünleşen bir değer taşıdığını belirtti.Geleneksel üretim anlayışını günümüz kalite ve gıda güvenliği standartlarıyla sürdürdüklerini ifade eden Akgün, Kardelen ve Yaylacık markalarıyla iç pazarda, Cardelion markasıyla ise uluslararası pazarlarda faaliyet gösterdiklerini söyledi. Bursa kestane şekerinin BTSO öncülüğünde yürütülen çalışmalar sonucunda Türkiye ve Avrupa Birliği’nde coğrafi işaretle tescillendiğini hatırlatan Akgün, bu tescilin ürünün özgünlüğünün ve üretim standartlarının korunması açısından önem taşıdığını kaydetti.Akgün ayrıca kestane şekerinin Bursa’nın tanıtımında daha fazla kullanılmasının yerel üreticilere ve kentin gastronomi turizmine katkı sağlayacağını ifade etti. Kestane şekerinin farklı şehir ve ülkelere ulaştırılmasıyla Bursa’nın gastronomi kültürünün de tanıtıldığını belirtti.

Nilüfer’de güvenli gıda semineri Haber

Nilüfer’de güvenli gıda semineri

Nilüfer Belediyesi, Bursa Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (BESOB) ve TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, toplum sağlığını korumak ve gıda işletmecilerini bilinçlendirmek amacıyla bir seminer düzenledi. Karaman Dernekler Yerleşkesi’ndeki "Gıda Güvenliği Eğitimi"nde, tarladan sofraya güvenilir gıdaya ulaşmanın yolları ve gıda kaynaklı riskler ele alındı. Esnafımız en önemli paydaşımız Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, güvenilir gıdaya ulaşmanın öncelikli olduğunu belirterek, "Vatandaşımıza güvenilir gıdayı ulaştırmak için denetim ve desteklerimizi sürdürürken, gıda mühendislerimiz ve esnafımızla birlikte yol almak bizim için çok kıymetli" dedi. BESOB Başkan Vekili Fahrettin Tüccaroğlu ise öğrenmenin yaşı olmadığını ifade etti. Tüccaroğlu, "Esnafımızın bu eğitimlere katılımını çoğaltmayı kendimize görev biliyoruz. Gelecek eğitimlerde daha büyük salonları doldurarak bu bilinci yaygınlaştıracağız" diye konuştu. Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Serkan Durmuş, dünyada her yıl milyonlarca insanın gıda kaynaklı hastalıklarla mücadele ettiğini hatırlattı. Nilüfer Belediyesi ile yapılan protokol çerçevesinde işletmelerin saha analizlerini ve teknik değerlendirmelerini yaptıklarını belirten Durmuş, bu iş birliğinin halk sağlığı adına artarak devam etmesini diledi. Seminerde sunum yapan Gıda Mühendisi Didem Salman ise gıda güvenliğinin sadece bireysel değil, toplumsal bir mesele olduğunu dile getirdi. Salman, "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 1,5 milyon insan güvenli olmayan gıda nedeniyle hayatını kaybediyor. Gıda güvencesi dünya için bir tehlike ve milli güvenlik sorunudur" dedi. Konuşmaların ardından Nilüfer Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürü Emine Aksoy, Salman’a teşekkür etti.

Bir kilogram zeytin için 6798 litre suya ihtiyaç duyuluyor Haber

Bir kilogram zeytin için 6798 litre suya ihtiyaç duyuluyor

Bursa Sanayici ve İş İnsanları Derneği (BUSİAD), BUÜ Ziraat Fakültesi ve Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen Bursa Tarım Kongresi, BUÜ Prof. Dr. Mete Cengiz Kongre Merkezi'nde yapıldı. Kongre kapsamında düzenlenen Tarımsal Üretim panelinde konuşan Prof. Dr. Hayrettin Kuşcu, Tarımsal Kuraklık ve Sulama Yönetimi başlıklı çarpıcı bir sunum gerçekleştirdi. Tatlı suyun yüzde 77'si tarıma gidiyor Dünyada ve Türkiye'de tatlı su kaynaklarının en büyük tüketicisinin tarım sektörü olduğunu vurgulayan Kuşcu, Türkiye'de yıllık kullanılan 57 milyar metreküp tatlı suyun 44 milyar metrekübünün tarımsal sulama için çekildiğini ifade etti. Kuşcu, sanayi ve evsel kullanımın tarımın yanında oldukça küçük bir paya sahip olduğunu belirtti.Türkiye'deki 24 milyon hektarlık tarım alanının yaklaşık yüzde 30-32'sinin sulanabilir olduğunu kaydeden Kuşcu, sulamanın toplam üretime katkısının yüzde 55-60 civarında seyrettiğini dile getirdi. Ürün ihraç ederken suyumuzu da gönderiyoruz Her ürünün üretim aşamasında harcanan su miktarını ifade eden su ayak izi kavramına değinen Prof. Dr. Kuşcu, zeytin örneği üzerinden önemli bir uyarıda bulundu. Kuşcu, "Bir kilogram zeytinin su ayak izi 6798 litre. Yani bir kilogram zeytin tarladan sofraya gelene kadar, sanayi kısmı da dahil olmak üzere bu kadar su harcanıyor. Biz bir ürünü ihraç ederken aslında dolaylı yoldan kendi tatlı suyumuzu da ihraç ediyoruz. Bu yüzden akılcı su kullanımı hayati önem taşıyor" dedi. Bursa ovalarında su stresi artıyor Bursa özelinde yeraltı suyu kullanımının hızla yükseldiğine dikkati çeken Kuşcu, Nilüfer, Mustafakemalpaşa ve Karacabey ovalarında sulama suyu baskısının arttığını söyledi. Meyve ve sebze üretiminde ciddi su stresi yaşandığını belirten Kuşcu, kuraklığın doğal afetler sıralamasında birinci sıraya yükseldiğini vurguladı.Suyun doğru yönetilmesi halinde ekonomik kalkınmanın mümkün olacağını ifade eden Kuşcu, şu tavsiyelerde bulundu: "Yağış azlığına müdahale edemeyiz ama suyun yönetimine müdahale edebiliriz. Bitkilere yüzde 25-30 daha az su verilirse, verim kaybı sadece yüzde 5-10 civarında kalacaktır. Bu, gıda güvenliği için çok kıymetlidir. Ayrıca İran ve Fas gibi ülkelerde uygulanan su hasadı yöntemlerini ülkemizde de mikro ve makro ölçekte yaygınlaştırmalıyız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.