Hava Durumu

#İzmit

Yeni Marmara Gazetesi - İzmit haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İzmit haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Anne ve oğlunun darbedildiği kafedeki dehşetin ilk duruşması görüldü Haber

Anne ve oğlunun darbedildiği kafedeki dehşetin ilk duruşması görüldü

Bir sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilen duruşmanın ardından açıklamalarda bulunan Meryem Yıldırım, yaşadığı travmayı anlattı. Yıldırım, "Şuan sağ kulağım duymuyor, gözümde görme kaybı var. İçimde hala bazı şeyler devam ama dışta biraz toparladım. Saçlarım uzadı. Kendime dönmeye çalışıyorum" dedi. Olay, Ramazan Bayramı'nın birinci günü (20 Mart 2026) İzmit'teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için mekana gitti. İddiaya göre, kafe önünde bir şahsın darbedildiğini gören Yıldırım, bu kişiye yardım etmek amacıyla onu içeriye çağırdı. Bu sırada şahsı darbeden grup da kafeye girerek küfür etmeye başladı. Talha Kaan İzal'ın, gruptakileri "Burada kadınlar var, küfür etmeyin" şeklinde uyarması üzerine arbede çıktı. Saldırıya uğrayan anne ve oğlu darbedildi. Yüzüne ve vücuduna aldığı darbelerle ağır yaralanan, yüzünde çok sayıda kırık ve kaburgasında çatlak tespit edilen Yıldırım, hastane tedavisinin ve geçirdiği ameliyatların ardından taburcu oldu. Soruşturma kapsamında Kürşat G. tutuklanırken, Emrah G. ve Sema K. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Geçtiğimiz cuma günü görülen davanın ilk duruşmasına tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müşteki Meryem Yıldırım, oğlu Talha Kaan İzal ile taraf avukatları katıldı. Sanıkların suçlamaları reddettiği duruşmada mahkeme heyeti, Kürşat G.'nin tutukluluk halinin, diğer iki sanığın ise adli kontrol tedbirlerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. Duruşma sonrası yaşadığı süreci anlatan Meryem Yıldırım, olayın aslında başka bir kavganın yansıması olduğunu ve kendileriyle bir ilgisi bulunmadığını belirtti. Yıldırım, sanıkların mahkemedeki ifadelerinde gerçeği yansıtmayan beyanlarda bulunduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: "Bayramın 1. günü oğlumla bir mekanda otururken darp edilmiştim. Bununla ilgili ilk duruşmamız gerçekleşti. 3 kişilerdi, 1 kadın 2 bey vardı. Birinin tutukluluk hali devam ediyor, diğer 2'si ise yurt dışı çıkış yasağı ve denetimli şekilde dışarıdalar. Olay aslında başka bir kavganın yansıması oldu. Bizimle alakası yoktu. Oğlum, 'Beyler küfür etmeyin, hanımlar var' dediği için sanıklardan Kürşat tarafından yumruk atıldı. Oğlum tekme attı, bende oğlumu kurtarmak için müdahale ettim ve olay yaşandı. İfadede daha çok, sanıklardan Sema Hanım ile benim aramda tartışma olduğunu ve merdivenden düştüğümü, kendilerinin suçsuz olduğunu söylüyorlar ama benim sanık Sema ile sadece, bana küllük fırlattığı için benim ona temasım oldu. Sadece saçlarımızı tuttuk. Onun dışında zaten ben, Kürşat ve Emrah tarafından darbedildim." "Şuan sağ kulağım duymuyor" Sağlık durumu ve psikolojik sürecine de değinen Yıldırım, "Şuan sağ kulağım duymuyor. Gözümde görme kaybı var. Konuşma bozukluğum vardı, biraz tedavi ve terapi ile düzeldi. Biraz daha iyiyim. İçimde hala bazı şeyler devam ama dışta biraz toparladım. Saçlarım uzadı. Kendime dönmeye çalışıyorum. Psikolojik tedavi hala devam ediyor. Ataklar yaşıyorum, tedavim devam ediyor. İzmit'ten de uzaklaştım. Biraz uzak kalmak istedim, duruşma için geldim. Biraz daha kendime dönmeye çalışıyorum" dedi. "Beklentimiz öldürmeye teşebbüsten yargılanmalarıydı" Meryem Yıldırım'ın avukatı Murat Ustabaşı ise müvekkilinin aldığı darbelerin ölümcül nitelikte olduğuna dikkati çekerek iddianamedeki suç vasfına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ustabaşı, "Müvekkilin kafasında 60 dikiş var. Yüzünde kırılmamış kemik kalmamış ve bir gözünde de görme kaybı var. Bunlar herhangi birinin ölümüne yetecek kadar ağır yaralamalar. Bizim beklentimiz öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanmalarıydı ancak dava 'neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış yaralama' suçundan açıldı. Şahıslardan biri tutuklu. Diğer iki sanığın tutuklanmasını istedik ancak onlar için adli kontrol kararının devamına karar verildi. Ekim ayında müvekkilim Adli Tıp Kurumundan tekrar bir kati rapor alacak. O rapor bize durumu daha açıklayıcı kılacak. Ayrıca müvekkilimin oğlu Talha'nın da dosyaya müşteki olarak dahil olmasını bekliyorduk. Dosya içerisinde tek müşteki Meryem Hanım. Talha da aynı şekilde zarar gören kişi. Savcılık makamı onun bu dosyada müşteki olmasını uygun görmemiş, durumu başka bir dosya üzerinden değerlendirmişler. O dosyayı da göreceğiz, bakalım neler olacak" diye konuştu. "Hastanelerde süründük, bana söz hakkı doğmadı" Olayda darbedilmesine rağmen bu davada müşteki sıfatıyla yer alamadığını ve duruşmada kendini ifade edemediğini dile getiren Talha Kaan İzal ise "Müşteki olarak duruşmada bulunamadım, bana söz hakkı doğmadı. Ben duruşmanın sonuna kadar dinledim. Zaten ilk duruşmaydı. Bende darbedildim. Darp raporu aldım, olaydan sonra hastanelerde süründük ama bana söz hakkı doğmadı. Karşı taraf benim için suçlamalarda bulundu. Durduk yere tekme attığım iddia edildi. Durduk yere atılmış bir tekme yoktu. Bana söz hakkı tanınmadığı için kendimi ifade edemedim. Müşteki olarak beni olaya dahil etmediler. Şikayetçi olmuştum ancak savcılık böyle uygun görmüş ama ben de şikayetçiyim" ifadelerini kullandı.

"Cinler kan istiyor" yalanına 9 yıl 10 ay hapis Haber

"Cinler kan istiyor" yalanına 9 yıl 10 ay hapis

İddiaya göre, 2023-2024 yılları arasında İzmit ilçesinde eşinin psikolojik rahatsızlığı nedeniyle yardım arayan H.D. (63) isimli yaşlı adam, arkadaşının aracılığıyla Y.C. (45) ile tanıştı. Y.C., H.D.'ye eşinin üzerinde çok ağır bir büyü bulunduğunu, çocuklarının da bundan etkilendiğini öne sürdü. Bu durumu düzeltebileceğini ancak bunun için çok sayıda adak kesilmesi gerektiğini ileri süren Y.C., cinlerin kan talep ettiğini de söyledi. Y.C.'nin ayrıca muska yazımı için safran bitkisine ihtiyaç duyulduğunu, Türkiye'deki safranların alkollü olduğunu iddia ederek, yurt dışından getirtilecek safranın yüksek maliyeti olduğu gerekçesiyle H.D.'den toplam 130 bin lira aldığı belirtildi. Daha sonra durumdan şüphelenen yaşlı adamın şikayeti üzerine Y.C. ve H.Ş. gözaltına alındı. "Suçlamaları kabul etmiyorum" Şüpheli Y.C., iddianamede yer alan ifadesinde, "H.D. iş yerime geldi. Boynumdaki muskayı görünce nereden elde ettiğimi sordu. Sakarya'da H.Ş. tarafından muskanın yazıldığını söyledim. Numarasını isteyince verdim. H.Ş., H.D.'ye birkaç tane muska yazdı ve karşılığında 500-1000 TL para aldı. Suçlamaları kabul etmiyorum" diye konuştu. H.Ş. (75) ise ifadesinde, "Daha önce medyumluk yapıyordum ancak bıraktım. O zamanlar bazı kişilere muska yazıyordum. Y.C.'ye de yazdım. Yazdığım muskaların mürekkebi safrandan olduğu için cüzi miktarda para alıyordum. H.D.'den dediği gibi bu kadar para almadım" şeklinde konuştu. Hazırlanan iddianamede, tutuksuz sanıklar Y.C. ve H.Ş. hakkında "fikir ve eylem birliği içerisinde dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık" suçundan 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Sanıkların ayrıca "677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun'a muhalefet" suçundan da 3 aydan az olmamak üzere cezalandırılmaları talep edildi. Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuksuz sanıklar Y.C. (45) ve H.Ş. (75) ile mağdur H.D. (63) katılmazken, taraf avukatları salonda hazır bulundu. Dosyadaki delillerin toplandığını belirten mahkeme heyeti kararını açıkladı. Heyet, sanık H.Ş.'yi "dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık" suçundan 5 yıl, "677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun'a muhalefet" suçundan ise 4 ay olmak üzere toplam 5 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanık Y.C.'ye ise aynı suçlardan toplam 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

19 yıl önce doğurduğu bebeğini çöpe atmıştı: Mahkemede "Hatırlamıyorum" diyerek ağladı Haber

19 yıl önce doğurduğu bebeğini çöpe atmıştı: Mahkemede "Hatırlamıyorum" diyerek ağladı

27 Mayıs 2007 tarihinde İzmit ilçesi Yahyakaptan Mahallesi'nde meydana gelen olayda, göbek bağı boğazına sarılı ölü bebek, çöp konteynerine atılmış vaziyette bulunmuştu. Faili meçhul olayların aydınlatılmasına yönelik yapılan çalışmalar kapsamında, bebeğin annesi Emine N.Ö. olduğu tespit edildi. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 18 Kasım 2025 tarihinde Sakarya'nın Sapanca ilçesinde düzenlediği operasyonla şüpheliyi yakaladı. Yakalanan şüpheli, İstanbul Adli Tıp Kurumu Müdürlüğü'nde yapılan DNA eşleştirme işlemleri sonrası adliyeye sevk edildi. Emine N.Ö., sevk edildiği adli mercilerce tutuklanarak cezaevine gönderildi. 2007 yılında olay yerinde bulunan parmak izi delilinden yola çıkılarak şüphelinin kimliğinin tespit edildiği öğrenildi. "'Biri öldürüp bırakmış' diye düşündük. Kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanan Emine N.Ö., Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde tekrar hakim karşısına çıktı. Duruşmaya tutuklu sanığın yanı sıra avukatı Uğur Gökkoyun, kayyım olarak atanan avukat Ayşe Pınar Eren ve tanıklar katıldı. Tanık olarak dinlenen polis memuru S.K., "Çöp konteynerinin yanında şüpheli ceset veya et parçası olduğu bilgisi geldi. Anonsla olay yerine gittiğimizde gri renkli çöp konteynerinin yanında havlu ile sarılmış ve kadın kilotlu çorapla bağlanmış bebek gördük. Bebeğin göbek bağı kesilmemişti. Plasenta görmedim, hatırlamıyorum. Göbek kordonu bebeğin vücuduna sarılı değildi. Kordon boynuna sarılmış olduğunu hatırlamıyorum. Bebekte yara izi hatırlamıyorum ancak çok kan vardı. Zayıf bir bebekti. 'Biri öldürüp bırakmış' diye düşündük. 'Birisi mi zarar verdi' kanısı oluşmuştu. Çorapla kamufle edilmeye çalışılmış izlenimi almıştık" diye konuştu. "Bebek; karton kutunun içine ve kağıt poşete konulmuş, battaniye sarılmıştı" Bebeği ilk bulan tanık F.D. ise, "Hurdaya gittiğimde bebeği buldum. Bebek; karton kutunun içine ve kağıt poşete konulmuş, battaniye sarılmıştı. Poşeti karıştırırken bebeğin ayağını gördüm. Korktum ve uzaklaştım. Kokudan arkadaşımı aradım, o da polise haber verdi. Poşetin ağzı külotlu çorapla bağlandığını ilk ifademde vermişim doğrudur ancak uzun zaman geçtiği için onu şimdi hatırlamıyorum" şeklinde konuştu. "Emine doğaya, insanlara, yaşlılara, çocuklara hassasiyeti olan biridir" Tanık olarak dinlenen sanığın komşusu ve yakın arkadaşı, "O tarihlerde sanıkla aynı binada oturuyorduk. Sık sık birbirimize gidip giderdik. 2006 yılında babası vefat edince Emine'nin psikolojisi bozuldu. Birkaç kere sinir krizi geçirdi, elleri ayakları kilitlendi. Uzun yıllar ilaç kullandı. Emine'nin hamileliğini hiç anlamadım. Karnında büyüklük, kilosunda değişiklik hatırlamıyorum. Emine doğaya, insanlara, yaşlıla ra, çocuklara hassasiyeti olan biridir" ifadelerini kullandı. "Bebeğin boğazına kordon 3 tur dolanmıştır" Kayyım olarak atanan Ayşe Pınar Eren ise, "Otopsi ölü muayene raporuna göre bebek sağ doğmuş, nefes alıyor haldedir, sonradan vefat etmiştir. Bebeğin boğazına kordon 3 tur dolanmıştır, bu tıbben çok düşük ihtimaldir" ifadelerini kullandı. "Hatırlamıyorum" diyerek ağladı Tanık ifadelerine ilişkin söz hakkı verilen sanık ağlayarak, "Hatırlamıyorum" dedi. Tutuklu sanığın avukatı Uğur Gökkoyun ise, "Müvekkilim olay tarihinde hamile olduğunu bilmediğini ilk ifadesinde de belirtmiştir. Kordon dolanması olayı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Müvekkilim olayı hatırlamadığını, bayıldığını söylüyor. Müvekkilim psikolojisi çökmüştür, intihar eğilimindedir. Müvekkilimin tahliye edilmesini talep ediyorum" diye konuştu. Mahkeme heyeti, bebeğin ölü doğup doğmama ihtimali ve ilk alınan otopsi raporunun doğruluğuna ilişkin belgenin beklenilmesine, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. İlk celse sanığın verdiği savunma Davanın 14 Nisan 2026 tarihindeki ilk celsesinde sanık Emine N.Ö., "O tarihlerde psikolojik olarak yaşadığım travmalar vardı. Bundan dolayı hamile olduğumun farkında değildim. Vücudumda herhangi değişiklik yoktu, karnım şişmemişti. Regl takvimim düzenliydi. Mide bulantısı da yaşamadım. Olay günü çok şiddetli karın ağrısı ile tuvalete gittim. Tuvaletteyken aşırı kanamam oldu. Beni kan tutuyor. Bulanık hatırladığım durumlar oluştu. Ne olduğunu anlamadığım durumla karşılaştım. Katı bir cisim benden düştü, bebeğin kafasını görünce bayıldım. Ayıldığımda bebek kucağımdaydı ve kaskatıydı. Bebeğin ağladığını duymadım. İlk yardım amacıyla bebeğin sırtına vurdum. Bebek geldiğinde kordonun durumunu hatırlamıyorum. Bebekten ayrılışımız nasıl oldu hatırlamıyorum. O dönem psikolojik olarak bunalıma girmiştim, bunun için ilaç da kullanıyordum. Çok net hatırlamıyorum ama o sıra alkollü olabilirim. Bebeğin boğazındaki kordonu görmedim, hatırlamıyorum" şeklinde konuşmuştu.

Anne ve oğlunu öldüresiye darp eden şüpheliler: "Merdivenlerden düştü" Haber

Anne ve oğlunu öldüresiye darp eden şüpheliler: "Merdivenlerden düştü"

Meryem Yıldırım'ın avukatı ise şüphelilerin olaydan sadece 5 dakika önce kendilerini uyaran 18 yaşındaki başka bir kadına daha saldırdığını belirterek, "İki dosyada birleştirildi. Şüphelilerin, kasten adam öldürmeye teşebbüsten yargılanmalarını istiyoruz" dedi. Olay, Ramazan Bayramı'nın birinci günü İzmit'teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için eğlence mekanına gitti. Mekanda, gözü dönmüş grubun saldırısına uğrayan anne ve oğlu darp edildi. Yüzüne ve vücuduna aldığı tekmelerle ağır yaralanan anne Meryem Yıldırım, kanlar içinde kaldı. Oğlu tarafından çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan kadının yüzünde çok sayıda kırık, oğlunun ise kaburgasında çatlak tespit edildi. Kadın, 15 günlük tedavisinin ardından taburcu oldu. Olay sebebiyle Kürşat G. tutuklanırken, Emrah G. ile Sema K. ise adli kontrolle serbest bırakıldı. "Kadınlara vuran kimse olduğunu görmedim" Zanlıların olay günü polis ve savcılık ifadelerine de ulaşıldı. Şüphelilerden Emrah G. (31) savunmasında, "Arkadaşlarım Kürşat G., Enes I., Metin A., Sema K. ve Sercan Ş. ile birlikte eğlenmeye gittik. Biz eğlence mekanından çıkarken Kürşat'a biri omuz attı. Kimin omuz attığını bilmiyorum. Sonrasında herhangi bir olay çıkmasın diye yolumuza devam ettik ancak Kürşat'a arkadan birisi tekme attı. Bu esnada 5-6 kişi aynı anda kavgaya başladılar. Ben Sema ile yaralanan Meryem isimli şahsın saç başa kavga ettiğini gördüm. Bu şahıslar sonra yere düştü. Yere düştükleri zaman kadınlara vuran kimse olduğunu görmedim. Bu esnada Kürşat'ın kadınları ayırdığını gördüm. Kürşat yerden Sema'yı kaldırıyordu. Ben bu esnada tramvay yoluna doğru gidiyordum. Olay yerinde değildim" diye konuştu. "Suçu öğrenince şok oldum" Yaralanan Meryem Yıldırım'ı olay günü sadece Sema K. ile kavga ederken gördüğünü iddia eden Emrah G., "Sema'nın merdivenlerden yere düştüğünü de görmedim. Sonrasında biz eve gittik. 1 gün sonra sivil polisler evime gelerek beni karakola getirdi. Ben olay esnasında kesinlikle ne Meryem'e ne de başka bir kadına dokunmadım. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben daha önce Suriye'de uzman çavuş olarak devlete hizmet etmiş birisiyim. 29 aylık oğlum, 11 aylık kızım var. Kaçma şüphem yoktur. Özel güvenlik görevlisiyim. Serbest bırakılmayı talep ediyorum. Suçu öğrenince şok oldum" şeklinde konuştu. "Meryem merdivenlerden düşerek yaralanmıştır" Tutuklu bulunan Kürşat G. (30) de, "Olay günü arkadaşlarımla eğlenmeye gitmiştik. Çıkışta bir arkadaşla omuzum çarptı bundan dolayı bir sürtüşme oldu aramızda daha sonra biz buradan uzaklaştık. Montum ve saatimi orada unuttuğumu fark edip kapının önünden geri döndük. O esnada mekanda oturan birisi ismini sonradan Talha Kaan İzal olduğunu öğrendiğim şahısla göz göze geldik. Birbirimize ters ters baktık bir süre sonra sinkaflı küfürlerde bulunarak bana tekme attı, yere düştüm. Sonra biz dışarı çıktık, araya bekçiler girdiği için karşılık veremedim. Daha sonra kapının önüne çıktık. Bizimle birlikte bulunan Sema isimli arkadaşımızla Talha Kaan İzal'ın annesi olan Meryem Yıldırım içeride kavgaya tutuşmuş. Ben kesinlikle Meryem Yıldırım ve oğluna vurmadım. Tam tersine bu kavgayı ayırmak için aralarına girdim. Meryem ve oğluna vuran kimseyi görmedim. Sadece Sema ile Meryem'in kavga ettiğini gördüm. Kavga ederken saç başa girmişlerdi. Meryem üst katta bulunan barın merdivenlerinden düşmeden önce Sema ile kavga etmişlerdir. Zaten düştükten sonra kendisini ambulansla hastaneye götürdüler. Meryem merdivenlerden düşerek yaralanmıştır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. "Meryem benim saçımı çekince ben dengemi kaybettim ve beraber yere düştük" Bir diğer şüpheli Sema K. (36) ise olay günü birden kargaşa çıktığını ifade ederek, şöyle konuştu: "Bu esnada mekan sahibi yüzüme tokat attı. Ayrıca tanımadığım ve bilmediğim bir şahıs da benim kaburgama tekme attı. Benim kendilerine herhangi bir eylemim olmadı. Ben Kürşat ve Emrah'ın herhangi kişiye bir şey yaptığını görmedim. Genel olarak bir kargaşa içerisinde olduğumuz için arkadaşlarımı götürmeye ve onları sakinleştirmeye çalıştım. Tam arkadaşlarımı sakinleştirip götüreceğim esnada bir anda arkamdan birisi bana saldırıp saçımı tuttu ve çekti. Arkamı döndüğümde müşteki Meryem olduğunu fark ettim. Kendisinin ismini dosya kapsamında öğrendim. Öncesinde tanışıklığım bulunmamaktadır. Meryem benim saçımı çekince ben dengemi kaybettim ve beraber yere düştük. Yardımcı olmak amacıyla Meryem'i tutup kaldırdım. Sonrasında bir daha bana saldırmaya başladı." "Meryem'den şikayetçiyim" Meryem Yıldırım'ı sadece kolundan ittiğini öne süren Sema K., "İtince Meryem tekrar yere düştü. Sonrasında da bekçiler olaya müdahale ettiler ve ayırdılar. Benim Meryem'e karşı herhangi bir darp eylemim olmamıştır. Sadece onun bana saldırması üzerine kendimi koruma amacıyla hareket ettim. Kürşat'ın veya Emrah'ın da Meryem'i darp ettiğini görmedim. Çünkü ben kargaşa sebebiyle yerdeydim, kendime kapaklanmıştım ve kendimi korumaya çalışıyordum. Meryem'de meydana gelen nitelikli yaralamayı benim meydana getirmem mümkün değildir. Çünkü benim Meryem ile aramda olan eylemler kamera görüntülerinden de görüleceği üzere itişmeden ibarettir. Ayrıca yaşanan olaydan sonra Meryem'in merdivenden düştüğü hususunun da göz önünde bulundurulmasını istiyorum. Üzerime atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Ben Meryem isimli şahsı darp etmedim, hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına sebebiyet vermedim. Yaşanan olaylarla ilgili beni darp eden Meryem, mekan sahibi ve tanımadığım şahıstan davacı ve şikayetçiyim" diye konuştu. "Müvekkilim tehdit ediliyor" Meryem Yıldırım ve oğlunun avukatı Murat Ustabaşı ise müvekkillerinin ciddi bir saldırıya maruz kaldığını vurgulayarak, olayın basit bir kavga olmadığını ifade etti. Ustabaşı, hukuki sürecin titizlikle takip edildiğini belirterek, şu bilgileri paylaştı: "Şüpheliler, 'hanımefendiye bir şey yapmadık' iddialarında bulundu. 3 şüpheli de kadını tanımadıklarını, eylemlerini kendileri gerçekleştirmediklerini söylüyorlar ancak olay böyle değil, kamera kayıtlarında da görülüyor. Şahıslar müvekkilimizi öldüresiye şekilde darp ediyor. Bu şahıslardan 1'i tutuklandı, diğer 2'si ise serbest bırakıldı. Tutuklanma talebinde bulunmuştuk ama talebimiz sulh ceza hakimliğince reddedildi. Dosya içerisinde uzaklaştırma kararı aldırmak için talepte bulunmuştuk. Müvekkilimiz tehdit ediliyordu, tutuklu şüpheli ile dışarıda olan şüpheli görüntülü konuşarak ve bunu sosyal medyada ekran görüntüsü olarak paylaşarak müvekkilimize bir tehditleri vardı. Uzaklaştırma talebimiz, bu olayın kadına karşı şiddet değil, adli vaka olduğu belirtilerek reddedildi. İtirazda bulunduk ve uzaklaştırma kararı aldırabilirdik. Koruma kararı talebimiz de olumlu bulundu." "Olay günü başka bir kadına daha saldırdılar" Şüphelilerin olay günü başka bir kadına daha saldırdığını iddia eden Ustabaşı, "Müvekkilimiz Meryem Yıldırım saldırıya uğramadan 5 dakika önce, şüphelilerin ifadelerinde de belirttiği gibi bir kavga oluyor. Bu kavga esnasında da sandalyede oturan 18 yaşındaki genç kadın, 'niye bağırıyorsunuz' dediği için sandalye fırlatıp, yumruk atıyorlar. Hanımefendi darp raporu aldı, savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki dosya da birleştirildi. Şüphelilerin, kasten adam öldürmeye teşebbüsten yargılanmalarını ve her birinin tutuklanmalarını istiyoruz" dedi.

Oğlunun gözü önünde anneyi öldüresiye dövdüler Haber

Oğlunun gözü önünde anneyi öldüresiye dövdüler

Olay, Ramazan Bayramı'nın birinci günü İzmit'teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için mekana gitti. İddiaya göre, kafe önünde bir şahsın darbedildiğini gören Yıldırım, bu kişiye yardım etmek amacıyla onu içeriye çağırdı. Bu sırada şahsı darbeden grup da kafeye girerek küfür etmeye başladı. Talha Kaan İzal'ın, gruptakileri "Burada kadınlar var, küfür etmeyin" şeklinde uyarması üzerine arbede çıktı. Gözü dönmüş grubun saldırısına uğrayan anne ve oğlu darbedildi. Yüzüne ve vücuduna aldığı tekmelerle ağır yaralanan anne Meryem Yıldırım, kanlar içinde kaldı. Oğlu tarafından çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan kadının yüzünde çok sayıda kırık ve kaburgasında çatlak tespit edildi. Olayın ardından şahıslar gözaltına alındı. SALDIRI ANI KAMERAYA YANSIDI Anne ve oğlunun olay günü kafede saldırı öncesinde birlikte geçirdikleri mutlu anlardan geriye çektirdikleri fotoğraf ve videolar kalırken, feci darp olayının anları çevredeki vatandaşların cep telefonu kameralarına yansıdı. Kaydedilen görüntülerde, şüphelilerin öfkeli tavırları, küfür ve hakaretler savurdukları ve aralarından bir kadının bardak fırlattığı anlar yer aldı. "TEK HATIRLADIĞIM YERE DÜŞÜŞ ANIM" Hastanede tedavisi süren ve yüzünde kalıcı hasar oluşma riski bulunan Meryem Yıldırım, yaşadığı dehşet anlarını İHA'ya anlattı. Olaya sadece insani bir tepki verdiklerini belirten Yıldırım, şunları kaydetti: "Darp edilen garsona 'içeri gel' dedim. O sırada benim oğlum da yanımdaydı. Döven kişi peşinden geldi. Küfür etti. Oğlum 'küfür etme, kadınlar var' dedi. Benim oğluma saldırdı. Mekanın sahibi Uğur bey oğluma tekme attı. Ben de dışarı çıktım, oğlumu dövmeye başladılar ve duramadım. Kürşat bey tekme attı yüzüme, Emrah bey vücudumun her yerine tekme attı. Komple yüzümde kırk var şu an. Orası kalabalıktı. Tek hatırladığım yere düşüş anım ve yüzüme tekme atan suratı unutamıyorum. Şu anda da tehdit ediliyorum. Kız kardeşim ve oğlum arandı. Hastaneye farklı şekilde geleceklerini, şikayeti geri çekmemizi söylediler. Şikayetimi geri çekmeyeceğim. Oğlum beni kanlar içinde kucağında taşıdı ve ben bu haldeyim." "İNSAN OLAN YAPAMAZ BUNU" Özellikle yüzünde ve kaburgasında ağır hasarlar bulunduğuna dikkati çeken Meryem Yıldırım, "Kaburgamda çatlak var, yüzüm zaten eski haline dönmeyecek, kalıcı şekilde çukurlar oluşma ihtimali çok yüksek. Beyne pıhtı atma ihtimalinden dolayı ameliyat da ertelenebilir. Yüzümde kırık olan yerlerde çöküntü kalabilirmiş. Ortada hiçbir şey yokken 'küfür etmeyin' dedik diye bu hale geldim, hak ettiği cezaları almalarını istiyorum. Bana ettikleri para teklifini de kabul etmedim. Hayatımda ilk kez böyle bir şey yaşıyorum. İnsan olan yapamaz bunu. Oğlumun gözünün önünde bana bunu yaptılar, ceza almadan çıkmalarını istemiyorum. Aralarında bir kadın vardı ve gerisi erkekti. Kadın yüzüme bardak fırlattı. Oğlumla her bayramın birinci günü vakit geçirirdim. Arkadaşımın mekanına gittik, yemek yedik sonra Rita'ya geldik. Orası da arkadaşımın mekanıydı. Arkadaşım oğlumu o adamların arasına atmasaydı biz bugün burada değildik" ifadelerini kullandı. "ANNEMİ KANLAR İÇİNDE GÖRDÜM" Olayın şokunu atlatamayan Talha Kaan İzal ise yaşananları şöyle anlattı:"Sadece keyifle vakit geçirmek için Rita diye bir mekana oturduk. Bir şeyler içip kalkacaktık. O sırada kavga kıyamet koptu dışarıda. Annem de dışarıda dayak yiyen birine, 'içeri geç' dedi. Annem müdahale edince ben de onu korumak amacıyla ayağa kalktım. Annem kapının eşiğinde oturuyordu ve sırtı dönüktü. Ben de başında duruyordum. Çocuğa küfürler ederek içeriye girdiler. Ben de 'kadınlar var, küfür etmeyin' şeklinde uyarılar yaptım. Lafımı bitirmeden şahıslardan biri sol gözüme vurdu. Can havliyle ittirdim, zaten arkadaşları üstümüze çullandı. Sema diye bir kadındı, hayatımda ilk kez gördüm onları. O kadın bize bardak fırlattı. Ondan sonra beni dışarıya attılar. Mekanın sahibi tekme vurdu sırtıma, ben dışarıya düştüm. Etrafımı sardılar, tekme yumruk atmaya başladılar. Ben etrafımı görmüyordum, bir de annemi içeride zannediyordum. Arka tarafımı hiç görmedim. Kadın olduğu için vurmazlar diye düşündüm. Ben öyle yetişmedim çünkü, annem beni 'kadına el kalkmaz' diyerek yetiştirdi. Can havliyle kalabalıktan kendimi kurtardım. Polislerin yanına gittim. polisleri yanıma aldım, annemin yanına dönmek istedim." Annesini gördüğü hali anlatırken gözyaşlarını tutamayan genç, "Kanlar içinde annemi görünce kucakladım ve merdivenlerden inerken ayağım kaydı, beraber düştük. Düştükten sonra taşıyamadım ve elim ayağım boşaldı. Bir tane abi annemi aldı, ben de o an sinir krizi geçirdim. 'Anne anne' diye hıçkırarak ağladım. O abi bir tane sağlam bir tokat attı bana, kendime geldim ve annemin başındaydım. Ambulans geldi, hastaneye geçtik" ifadelerini kullandı. "HERKES YUMRUK, TEKME SALLIYORDU" Saldırı anında yaşananları detaylandıran ve şüphelilerin en ağır cezayı almasını talep eden İzal, şunları söyledi:"3 kişilerdi. Bana yumruk atan Kürşat'tı. Ben ona 'kadınlar var, küfür etme' dediğimde direkt yüzüme vurdu. Ben de ona vurdum ve vurduktan sonra Emrah bana yumruk sallamaya başladı. Sırtıma vuran ise mekan sahibi Uğur. Ben hiç kimseyi tanımıyorum. Zaten darp edilince kapandım. Herkes yumruk, tekme sallıyordu. Yere düşseydim büyük ihtimalle sonu ölümle biterdi. Kendimi kurtardım ve polislerin yanına gittim. Adaletin yerini bulacağını temenni ediyorum. Umarım yanlarına kalmaz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.