Hava Durumu

#Şiddet

Yeni Marmara Gazetesi - Şiddet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şiddet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ali Erzincanlıoğlu: “Okullar korkunun  adresi olmasın!” Haber

Ali Erzincanlıoğlu: “Okullar korkunun adresi olmasın!”

Türkiye’de peş peşe yaşanan iki ayrı okul saldırısı, eğitim camiasında derin üzüntü ve endişe yarattı. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta 14 ve 15 Nisan 2026 tarihlerinde meydana gelen silahlı saldırılar, kamuoyunda “okul dehşeti” başlığıyla tartışılırken, eğitim dünyasından da art arda açıklamalar geldi. Venüs Kampüs Okulları Kurucusu Ali Erzincanlıoğlu, yaşanan olayların yalnızca saldırıların gerçekleştiği şehirleri değil, tüm Türkiye’yi derinden etkilediğini söyledi. Okulların çocuklar ve gençler için güven, huzur ve gelişim alanları olması gerektiğini vurgulayan Erzincanlıoğlu, eğitim kurumlarında şiddet görüntülerinin toplum vicdanını yaraladığını ifade etti. Art arda yaşanan bu olayların, okul güvenliği meselesinin daha ciddi ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini gösterdiğini belirten Erzincanlıoğlu, “Çocuklarımızın kendini emniyette hissetmediği bir eğitim ortamı düşünülemez. Okullar, korkunun değil umudun, tedirginliğin değil geleceğin inşa edildiği yerlerdir” dedi. Şiddetin eğitim hayatına gölge düşürmemesi gerektiğine dikkat çeken Erzincanlıoğlu, yalnızca fiziki güvenlik önlemlerinin değil, öğrencilerin ruhsal dünyasını koruyacak sosyal ve psikolojik destek çalışmalarının da büyük önem taşıdığını kaydetti. Güvenli eğitim ortamlarının sağlanmasının, sağlıklı nesillerin yetişmesi açısından temel bir sorumluluk olduğunu belirten Erzincanlıoğlu, bu konuda tüm paydaşların ortak hassasiyetle hareket etmesi gerektiğini söyledi. Yaşanan üzücü gelişmelerin ardından okul çevrelerinde güvenlik tedbirlerinin artırılması, gençlerin şiddetten uzak tutulması ve eğitim ortamlarının daha korunaklı hale getirilmesine yönelik çağrılar da yeniden güç kazandı.

Binlerce insanın gözü kanun teklifinde: Öğrenci affında yeni düzenleme Haber

Binlerce insanın gözü kanun teklifinde: Öğrenci affında yeni düzenleme

Yükseköğretim Kanunu’nda yapılması planlanan değişiklik kapsamında, kamuoyunda “öğrenci affı” olarak bilinen düzenlemeye ilişkin yeni bir model gündeme geldi. Taslağa göre, 1 Temmuz 2022 tarihinden sonra üniversiteyle ilişiği kesilen öğrencilerin aftan yararlanabilmesi öngörülüyor.Düzenlemede, ön lisans ve lisans öğrencileri için program süresinin en az yarısının tamamlanmış olması şartı aranacak. Buna göre, dört yıllık bir lisans programında eğitim gören öğrencilerin en az iki yıl kayıtlı olması gerekecek. Çalışmanın kapsamının yalnızca lisans düzeyiyle sınırlı kalmayabileceği, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yönelik alternatif modellerin de değerlendirildiği belirtiliyor. Tez aşamasında eğitimini yarıda bırakan ya da programdan ayrılan lisansüstü öğrencilerin de düzenlemeye dahil edilmesi için teknik çalışmalar sürüyor.Taslakta ayrıca, öğretim üyeleri için mevcut 67 yaş sınırının 72’ye çıkarılması seçeneği de ele alınıyor. Bunun yanında, üniversitelerde disiplin uygulamalarının sıkılaştırılması planlanıyor. Terör propagandası, şiddet veya nefret içerikli faaliyetlerde bulunan öğrencilere uzaklaştırma cezası verilmesi öngörülürken, akademik etik ihlallerine yönelik yaptırımların artırılması da gündemde.Düzenlemenin, eğitim hakkını genişletmenin yanı sıra yükseköğretim sisteminde biriken sorunların azaltılmasını hedeflediği ifade ediliyor. Teklifin nihai şeklinin yapılacak değerlendirmelerin ardından netleşmesi ve Recep Tayyip Erdoğan’a sunulması bekleniyor.

BUÜ’de 14 Mart Tıp Bayramı törenle kutlandı Haber

BUÜ’de 14 Mart Tıp Bayramı törenle kutlandı

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı ile Bursa Tabip Odası iş birliğinde düzenlenen programda 14 Mart Tıp Bayramı kutlandı. Etkinlik, Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.Programa BUÜ Rektörü Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcısı İrfan Kırıştıoğlu, Tıp Fakültesi Dekanı Funda Coşkun, Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi, Kadir Binbaş, BUÜ Hastanesi Başhekimi Halil Sağlam, Ertuğrul Aksoy ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programda konuşan Rektör Yılmaz, 14 Mart’ın sadece bir takvim günü olmadığını belirterek, hekimliğin Türkiye’nin tarihsel gelişiminde önemli bir rol oynadığını ifade etti. Teknolojik gelişmelerin ve yapay zekânın birçok mesleği dönüştürdüğünü dile getiren Yılmaz, insanla doğrudan temas eden hekimliğin bu süreçte önemini koruyacağını söyledi.Tıp Fakültesi Dekanı Coşkun ise 14 Mart’ın hekimlik mesleğinin onurunu ve topluma adanmışlığını simgeleyen bir gün olduğunu belirtti. Tıbbın bilimsel gelişmelerle birlikte ilerlediğini ifade eden Coşkun, hekimlikte bilginin yanı sıra etik sorumluluk ve insan sevgisinin de büyük önem taşıdığını vurguladı. Bursa Tabip Odası Başkanı Binbaş da konuşmasında 14 Mart’ın tarihsel önemine değinerek sağlık sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Binbaş, sağlık hizmetlerindeki yoğunluk, muayene süreleri ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet gibi konuların çözüm bekleyen önemli başlıklar olduğunu ifade etti.Fakülte öğrencileri adına konuşan Simay Ekinciler ise hekimliğin yalnızca teorik bir eğitim olmadığını, insanın en zor anlarında yanında olmayı gerektiren bir meslek olduğunu dile getirdi.Program, plaket takdimi, M. Murat Civaner’in “14 Mart Tıp Öğrencilerinindir” başlıklı sunumu, tiyatro gösterisi ve müzik dinletisinin ardından sona erdi.

Bursalı Kadınlardan özgürlük ve eşitlik yürüyüşü Haber

Bursalı Kadınlardan özgürlük ve eşitlik yürüyüşü

"Saklandığımız yerde değil, buluştuğumuz yerdeyiz. Birbirimizin çaresiyiz" sloganından hareketle Osmangazi Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi, Nilüfer Belediyesi ve kent konseylerinin kadın meclisleri öncülüğündeki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yürüyüşü, yoğun bir katılım ile organize edildi. Cumhuriyet Caddesi'nden başlayan yürüyüşe katılan kadınlar, Hanlar Bölgesi'ne kadar alkışlar ve ıslıklar eşliğinde ilerledi. Kadınlar, "Dünya yerinden oynar, kadınlar özgür olsa", "Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz" sloganlarıyla tepkilerini dile getirirken, haklarının savunucusu olacaklarını hep birlikte ifade etti. "KADINLARIN GÜVENLİ YAŞAMA HAKKI HALA GARANTİ ALTINA ALINMIŞ DEĞİL" Yürüyüşün ardından Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Baysal, Bursa Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Derya Şimşek Aksakal ve Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Tülin Demir ortak bir basın açıklaması yaptı. Ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Kadınların yüz yıllardır süren eşitlik mücadelesini büyütmek için bir aradayız. 8 Mart hakları için direnen işçi kadınların, eşitlik için sokaklara çıkan kadınların, şiddete karşı yaşamı savunan kadınların günüdür. Bugün bizler bir kez daha söylüyoruz, kadınların hayatı pazarlık konusu değildir. Kendi tırnaklarımızla kazandığımız haklarımızı, kimse elimizden alamaz. Krizler derinleştikçe kadınların ve çocukların hakları, ilk vazgeçilen haklar oluyor. Bugün dünyanın birçok yerinde kadınlar hem savaşlara, hem şiddete, hem de eşitsizliğe karşı mücadele ediyor. Türkiye'de ise tablo daha ağır. Kadın cinayetleri, taciz, istismar durmuyor. Şiddet her gün yeni hayatlar karartıyor. Kadınların güvenli yaşama hakkı hala garanti altına alınmış değil." "KADINLARIN EŞİT OLMADIĞI HİÇBİR YERDE GERÇEK DEMOKRASİ OLMAZ" Bildiride, "Kadınların yaşam hakkı tartışma konusu olamaz. Kadınları koruyan yasalar ve uluslararası sözleşmeler etkin bir biçimde uygulanmalıdır. Kadınların eşitsizliği yalnızca kadınların meselesi değildir, bu bir adalet meselesidir. Demokrasi, insan hakları meselesidir. Kadınların özgür olmadığı hiçbir toplum özgür değildir. Kadınların güvende olmadığı hiçbir toplum güvenli değildir. Kadınların eşit olmadığı hiçbir yerde gerçek demokrasi olmaz. Medeni kanunun 100. yılında hem laikliğe, hem demokrasiye sahip çıkmamız gerektiği görülüyor" ifadelerine yer verildi. "BİZ BU MÜCADELEYİ BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ" Özgür ve şiddet yaşam için mücadeleye devam edileceği vurgulanan bildiride, "Kadınlar bir araya geldiğinde, hiçbir şey eskisi gibi kalmaz. Bugün burada yan yana durmamızın nedeni de tam olarak budur. Çünkü biz biliyoruz ki kadınların en büyük gücü birbirlerinden aldıkları güçtür. Bu yüzden bugün buradan güçlü bir şekilde söylüyoruz, biz saklandığımız yerde değil, buluştuğumuz yerdeyiz. Burada attığımız her adım, kurduğumuz her dayanışma, yükselttiğimiz her söz daha eşit, daha özgür ve şiddetsiz bir yaşam içindir ve biz bu mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Kadınları korkutarak susturamayacaksınız. Kadınları yalnızlaştırarak durduramayacaksınız. Kadınların haklarını geri alamayacaksınız çünkü biz buradayız. Birbirimizin yanında, birbirimizin sesinde, mücadelesindeyiz ve biz biliyoruz ki birbirimizin çaresiyiz. Kadınlar vardır, kadınlar buradadır, kadınlar mücadelededir" sözleriyle güçlü bir mesaj verildi. Basın açıklamasının ardından kadınlar düzenlenen ‘Mesaj Duvarı' etkinliğinde dileklerini duvara yazdı.

Eski eşini ve oğlunu böyle ezdi Haber

Eski eşini ve oğlunu böyle ezdi

Olay, geçtiğimiz yıl Kasım ayında İzmir’in Menemen ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, şiddet gerekçesiyle kendisinden boşanan Hatice Ekiz ve oğlu K.Y.’nin yürüdüğü sırada Hamit Göksel Y. yönetimindeki araç kendilerine çarptı. Olayın ardından başlatılan soruşturma çerçevesinde hazırlanan iddianamede, Hamit Göksel Y. hakkında ‘Çocuğa ve eski eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan ayrı ayrı 21’er yıla kadar hapis cezası istendi. ARACIN ÖLDÜRMEYE ELVERİŞLİ OLDUĞU VURGULANDI İddianamede, Hatice Ekiz'in vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkilediği ve yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilemez boyutta olduğu belirtildi. 9 yaşındaki K.Y. hakkında hazırlanan kati hekim raporunda ise olay sonrası 'akut stres bozukluğu' tespit edildiği, ruhsal etkilenim süresi ve klinik durumu göz önünde bulundurulduğunda yaralanmanın basit tıbbi müdahale sınırlarını aştığı ifade edildi. Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan iddianamede, olayda kullanılan aracın 'öldürmeye elverişli bir araç' olduğuna dikkat çekilerek, eylemin 'Kasten öldürmeye teşebbüs' suçunu oluşturduğu vurgulandı. Mağdur K.Y. ifadesinde, babasının annesine çarptıktan sonra araçtan inmeden "Git kime söylüyorsan söyle" diye bağırdığını dile getirdi. K.Y., babasının ceza almasını istemediği için şikayetçi olmadığını belirtti. SANIK: "İFTİRA ATİYOR" Sanık Hamit Göksel Y. ise savunmasında suçlamaları reddederek, "Oğlum para isteyince eski eşimin çalıştığı kuaföre doğru yola çıktım. Onları yolda görünce ters şeritten yanlarına yanaşmak istedim. Hatice küfrederek aracımın önüne atladı. Ne oğluma ne de Hatice'ye çarpmadım. İftira atıyor" dedi. Şikayetçi Hatice Ekiz ise evlilikleri boyunca şiddet gördüğünü belirterek sanığın en ağır cezayı almasını talep etti. OLAY ANI KAMERADA Dava süreci devam ederken ortaya çıkan kamera görüntülerinde, sanık Hamit Göksel Y.'nin aracıyla bir süre çevrede beklediği, ardından oğluyla yürüyen eski eşini fark edince karşı şeride geçerek otomobili üzerlerine sürdüğü ve çarpmanın ardından olay yerinden uzaklaştığı anlar kaydedildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.