Hava Durumu

#Şiddet

Yeni Marmara Gazetesi - Şiddet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şiddet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BUÜ’de 14 Mart Tıp Bayramı törenle kutlandı Haber

BUÜ’de 14 Mart Tıp Bayramı törenle kutlandı

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı ile Bursa Tabip Odası iş birliğinde düzenlenen programda 14 Mart Tıp Bayramı kutlandı. Etkinlik, Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.Programa BUÜ Rektörü Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcısı İrfan Kırıştıoğlu, Tıp Fakültesi Dekanı Funda Coşkun, Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi, Kadir Binbaş, BUÜ Hastanesi Başhekimi Halil Sağlam, Ertuğrul Aksoy ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programda konuşan Rektör Yılmaz, 14 Mart’ın sadece bir takvim günü olmadığını belirterek, hekimliğin Türkiye’nin tarihsel gelişiminde önemli bir rol oynadığını ifade etti. Teknolojik gelişmelerin ve yapay zekânın birçok mesleği dönüştürdüğünü dile getiren Yılmaz, insanla doğrudan temas eden hekimliğin bu süreçte önemini koruyacağını söyledi.Tıp Fakültesi Dekanı Coşkun ise 14 Mart’ın hekimlik mesleğinin onurunu ve topluma adanmışlığını simgeleyen bir gün olduğunu belirtti. Tıbbın bilimsel gelişmelerle birlikte ilerlediğini ifade eden Coşkun, hekimlikte bilginin yanı sıra etik sorumluluk ve insan sevgisinin de büyük önem taşıdığını vurguladı. Bursa Tabip Odası Başkanı Binbaş da konuşmasında 14 Mart’ın tarihsel önemine değinerek sağlık sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Binbaş, sağlık hizmetlerindeki yoğunluk, muayene süreleri ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet gibi konuların çözüm bekleyen önemli başlıklar olduğunu ifade etti.Fakülte öğrencileri adına konuşan Simay Ekinciler ise hekimliğin yalnızca teorik bir eğitim olmadığını, insanın en zor anlarında yanında olmayı gerektiren bir meslek olduğunu dile getirdi.Program, plaket takdimi, M. Murat Civaner’in “14 Mart Tıp Öğrencilerinindir” başlıklı sunumu, tiyatro gösterisi ve müzik dinletisinin ardından sona erdi.

Bursalı Kadınlardan özgürlük ve eşitlik yürüyüşü Haber

Bursalı Kadınlardan özgürlük ve eşitlik yürüyüşü

"Saklandığımız yerde değil, buluştuğumuz yerdeyiz. Birbirimizin çaresiyiz" sloganından hareketle Osmangazi Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi, Nilüfer Belediyesi ve kent konseylerinin kadın meclisleri öncülüğündeki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yürüyüşü, yoğun bir katılım ile organize edildi. Cumhuriyet Caddesi'nden başlayan yürüyüşe katılan kadınlar, Hanlar Bölgesi'ne kadar alkışlar ve ıslıklar eşliğinde ilerledi. Kadınlar, "Dünya yerinden oynar, kadınlar özgür olsa", "Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz" sloganlarıyla tepkilerini dile getirirken, haklarının savunucusu olacaklarını hep birlikte ifade etti. "KADINLARIN GÜVENLİ YAŞAMA HAKKI HALA GARANTİ ALTINA ALINMIŞ DEĞİL" Yürüyüşün ardından Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Baysal, Bursa Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Derya Şimşek Aksakal ve Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Tülin Demir ortak bir basın açıklaması yaptı. Ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Kadınların yüz yıllardır süren eşitlik mücadelesini büyütmek için bir aradayız. 8 Mart hakları için direnen işçi kadınların, eşitlik için sokaklara çıkan kadınların, şiddete karşı yaşamı savunan kadınların günüdür. Bugün bizler bir kez daha söylüyoruz, kadınların hayatı pazarlık konusu değildir. Kendi tırnaklarımızla kazandığımız haklarımızı, kimse elimizden alamaz. Krizler derinleştikçe kadınların ve çocukların hakları, ilk vazgeçilen haklar oluyor. Bugün dünyanın birçok yerinde kadınlar hem savaşlara, hem şiddete, hem de eşitsizliğe karşı mücadele ediyor. Türkiye'de ise tablo daha ağır. Kadın cinayetleri, taciz, istismar durmuyor. Şiddet her gün yeni hayatlar karartıyor. Kadınların güvenli yaşama hakkı hala garanti altına alınmış değil." "KADINLARIN EŞİT OLMADIĞI HİÇBİR YERDE GERÇEK DEMOKRASİ OLMAZ" Bildiride, "Kadınların yaşam hakkı tartışma konusu olamaz. Kadınları koruyan yasalar ve uluslararası sözleşmeler etkin bir biçimde uygulanmalıdır. Kadınların eşitsizliği yalnızca kadınların meselesi değildir, bu bir adalet meselesidir. Demokrasi, insan hakları meselesidir. Kadınların özgür olmadığı hiçbir toplum özgür değildir. Kadınların güvende olmadığı hiçbir toplum güvenli değildir. Kadınların eşit olmadığı hiçbir yerde gerçek demokrasi olmaz. Medeni kanunun 100. yılında hem laikliğe, hem demokrasiye sahip çıkmamız gerektiği görülüyor" ifadelerine yer verildi. "BİZ BU MÜCADELEYİ BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ" Özgür ve şiddet yaşam için mücadeleye devam edileceği vurgulanan bildiride, "Kadınlar bir araya geldiğinde, hiçbir şey eskisi gibi kalmaz. Bugün burada yan yana durmamızın nedeni de tam olarak budur. Çünkü biz biliyoruz ki kadınların en büyük gücü birbirlerinden aldıkları güçtür. Bu yüzden bugün buradan güçlü bir şekilde söylüyoruz, biz saklandığımız yerde değil, buluştuğumuz yerdeyiz. Burada attığımız her adım, kurduğumuz her dayanışma, yükselttiğimiz her söz daha eşit, daha özgür ve şiddetsiz bir yaşam içindir ve biz bu mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Kadınları korkutarak susturamayacaksınız. Kadınları yalnızlaştırarak durduramayacaksınız. Kadınların haklarını geri alamayacaksınız çünkü biz buradayız. Birbirimizin yanında, birbirimizin sesinde, mücadelesindeyiz ve biz biliyoruz ki birbirimizin çaresiyiz. Kadınlar vardır, kadınlar buradadır, kadınlar mücadelededir" sözleriyle güçlü bir mesaj verildi. Basın açıklamasının ardından kadınlar düzenlenen ‘Mesaj Duvarı' etkinliğinde dileklerini duvara yazdı.

Eski eşini ve oğlunu böyle ezdi Haber

Eski eşini ve oğlunu böyle ezdi

Olay, geçtiğimiz yıl Kasım ayında İzmir’in Menemen ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, şiddet gerekçesiyle kendisinden boşanan Hatice Ekiz ve oğlu K.Y.’nin yürüdüğü sırada Hamit Göksel Y. yönetimindeki araç kendilerine çarptı. Olayın ardından başlatılan soruşturma çerçevesinde hazırlanan iddianamede, Hamit Göksel Y. hakkında ‘Çocuğa ve eski eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan ayrı ayrı 21’er yıla kadar hapis cezası istendi. ARACIN ÖLDÜRMEYE ELVERİŞLİ OLDUĞU VURGULANDI İddianamede, Hatice Ekiz'in vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkilediği ve yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilemez boyutta olduğu belirtildi. 9 yaşındaki K.Y. hakkında hazırlanan kati hekim raporunda ise olay sonrası 'akut stres bozukluğu' tespit edildiği, ruhsal etkilenim süresi ve klinik durumu göz önünde bulundurulduğunda yaralanmanın basit tıbbi müdahale sınırlarını aştığı ifade edildi. Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan iddianamede, olayda kullanılan aracın 'öldürmeye elverişli bir araç' olduğuna dikkat çekilerek, eylemin 'Kasten öldürmeye teşebbüs' suçunu oluşturduğu vurgulandı. Mağdur K.Y. ifadesinde, babasının annesine çarptıktan sonra araçtan inmeden "Git kime söylüyorsan söyle" diye bağırdığını dile getirdi. K.Y., babasının ceza almasını istemediği için şikayetçi olmadığını belirtti. SANIK: "İFTİRA ATİYOR" Sanık Hamit Göksel Y. ise savunmasında suçlamaları reddederek, "Oğlum para isteyince eski eşimin çalıştığı kuaföre doğru yola çıktım. Onları yolda görünce ters şeritten yanlarına yanaşmak istedim. Hatice küfrederek aracımın önüne atladı. Ne oğluma ne de Hatice'ye çarpmadım. İftira atıyor" dedi. Şikayetçi Hatice Ekiz ise evlilikleri boyunca şiddet gördüğünü belirterek sanığın en ağır cezayı almasını talep etti. OLAY ANI KAMERADA Dava süreci devam ederken ortaya çıkan kamera görüntülerinde, sanık Hamit Göksel Y.'nin aracıyla bir süre çevrede beklediği, ardından oğluyla yürüyen eski eşini fark edince karşı şeride geçerek otomobili üzerlerine sürdüğü ve çarpmanın ardından olay yerinden uzaklaştığı anlar kaydedildi.

Başkan Aydın Türk medeni kanunu’nun 100. yılını kutladı Video Galeri

Başkan Aydın Türk medeni kanunu’nun 100. yılını kutladı

     Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100’üncü yılı dolayısıyla Atatürk Heykeli’ne çelenk bıraktı. Başkan Aydın, "Atatürk’ün vizyonuyla 15 yıl gibi kısa bir sürede Türkiye Cumhuriyeti devleti, her alanda dünyada öncülük etmiştir. Bugün de Atatürk’ün mirasını, ona yakışır bir biçimde; kadınlara, gençlere ve geleceğimize sahip çıkarak korumak en büyük önceliğimizdir" ifadelerini kullandı.      Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde gerçekleştirilen inkılapların önemli bir parçası olan Türk Medeni Kanunu’nun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabulünün 100’üncü yıl dönümünde Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ile birlikte Atatürk Heykeli’ne çelenk bıraktı. Törene Başkan Erkan Aydın’ın yanı sıra başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, Osmangazi Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyeleri, muhtarlar ve STK temsilcileri katıldı. "Batılı Devletlerin 150 Yılda Yapamadığı Devrimleri 15 Yılda Gerçekleştirmiş"      Saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende konuşma gerçekleştiren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Türk Medeni Kanunu’nun önemini vurguladı. Başkan Aydın, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonundan bahsederek, şu şekilde açıklama yaptı:      "Kurtuluş Savaşı’ndan yalnızca dört yıl önce bağımsızlığına kavuşmuş, okuma-yazma oranı özellikle kadınlarda binde 3, binde 5 seviyelerinde olan bir ülkeden söz ediyoruz. Böylesi zorlu şartlara rağmen öyle bir vizyon ortaya kondu ki, önce ülke işgalden kurtarıldı, ardından yalnızca 15 yıl gibi kısa bir sürede Batılı devletlerin 150 yılda gerçekleştiremediği devrimler hayata geçirildi. Bu devrimlerin en önemlilerinden biri de kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınmasıdır. Türk kadını, Avrupa’nın birçok ülkesinden çok daha önce bu hakkı elde etti. Atatürk’ün vizyonuyla 15 yıl gibi kısa bir sürede Türkiye Cumhuriyeti devleti, her alanda dünyada öncülük etmiştir. Bugün de Atatürk’ün mirasını, ona yakışır bir biçimde; kadınlara, gençlere ve geleceğimize sahip çıkarak korumak en büyük önceliğimizdir. Ancak ne yazık ki her gün basında bir kadın cinayetiyle, şiddet ve vahşet haberiyle karşı karşıya kalıyoruz. Dileğimiz; bu karanlık tabloların sona erdiği, çocuklarımızın, gençlerimizin ve kadınlarımızın hak ettikleri şekilde güven içinde yaşadığı aydınlık, çağdaş, muasır medeniyetler seviyesine ulaşmış Türkiye Cumhuriyeti’ni hep birlikte yeniden yaşamak ve yaşatmaktır."      Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ise Türk Medeni Kanunu ile birlikte kadınlarda reform döneminin başladığını ifade ederek, "Bu kanun ile birlikte kadın-erkek eşit hale geldi. Tek eşlilik, resmi nikah zorunluluğu, kadınların istediği mesleği seçebilmesi, mahkemelerde şahit olabilme, miras hakkı gibi birçok hakta eşitlik sağlanmış oldu. Bize bu hakları tanıyan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve minnetle anıyorum" şeklinde konuştu.

Eşini 8 bıçak darbesiyle öldürüp kardeşini aramış Haber

Eşini 8 bıçak darbesiyle öldürüp kardeşini aramış

Esentepe Mahallesi Çınar Sokak'taki 3 katlı apartmanın 1. katında 31 Ekim 2025'de meydana gelen olayda, Ramazan Gökmen (48) 4 çocuğunun annesi Binnur Gökmen'i (43) bıçaklayarak öldürmüştü. Ardından zanlı, aynı bıçakla kendini yaralayarak intihara kalkışmış, tedavisi sonrasında çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Talihsiz kadın, 2 Kasım 2025 pazar günü gerçekleşmesi planlanan kızı N.A.'nın düğününe sadece 2 gün kala hayattan koparıldı. İHANET ŞÜPHESİ VE KIZININ EVLİLİĞİ TARTIŞMA KONUSU OLDU Binnur Gökmen'in öldürülmesine ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, cinayet öncesi ve sonrasına dair detaylara yer verildi. İddianamede, Ramazan Gökmen'in eşinin kendisini aldattığını iddia ettiği ve en büyük kızları N.A.'nın da evliliğine karşı çıktığı, bu sebeple eşiyle tartışmalar yaşadığı bilgisi aktarıldı. 15 GÜN ÖNCE ABLASININ EVİNE GİTMİŞ: "BEKLE SENİ ÖLDÜRECEĞİM" Cinayetten yaklaşık 15 gün önce Binnur Gökmen'in, eşinin şiddeti ve huzursuzluk nedeniyle çocuklarını alarak ablası G.H.'nin evine gittiği kaydedilen iddianamede, maktulün ablasına anlattıkları da yer aldı. Binnur Gökmen'in ablasına, "Eşim eve alkollü geldi, bana bıçak doğrulttu. Elindeki bıçağı zorla aldım. Bana 'Bekle seni öldüreceğim' diyerek tehdit etti" dediği, ablasının ise "Şikayetçi olalım, uzaklaştırma kararı alalım" önerisinde bulunduğu aktarıldı. "EVE GELİN, EŞYALARINIZI ALIN" İddianameye göre, Binnur Gökmen ablasında kaldığı süre boyunca eşi tarafından arandı ancak telefonlara cevap vermedi. Bunun üzerine kızı Z.'yi arayan Ramazan Gökmen, "Eve gelin, eşyalarınızı alın. GSM hatlarınız benim üstüme kayıtlı, gidin numaralarınızı benim üzerimden alın" şeklinde konuşmalar yaptı. Binnur Gökmen'in ise eşinin kendisine zarar vereceği endişesiyle eve dönmek istemediği vurgulandı. "EŞİMİ ASLA ÜZMEYECEĞİM" Olaydan bir gün önce eşini tekrar arayan sanığın, "Beni yalnız mı bırakacaksın? Bir daha böyle şeyler olmayacak, bir daha alkol almayacağım" diyerek ikna etmeye çalıştığı, baldızı G.H.'ye de "Eşimi asla üzmeyeceğim" sözünü verdiği belirtildi. Baldızının ise eniştesini psikiyatrik tedavi görmesi konusunda ikna etmeye çalıştığı ifade edildi. CİNAYET GÜNÜ "TASARLAYARAK" HAREKET ETTİ İddianamede olay gününe dair detaylar şu şekilde anlatıldı:Binnur Gökmen, sabah saatlerinde çocuklarını eve bırakmak için ablasından ayrıldı, okul çıkışı ise eşiyle yaşadığı eve gitti. Ramazan Gökmen, eşini içeri alıp bir süre vakit geçirdikten sonra mutfakta, daha önce tasarladığı şekilde tartışma başlattı. Kızları N.A.'nın evlendiği kişinin uygun olmadığını söyleyen sanık, eşine "Beni aldatıyorsun" diyerek tartışmayı büyüttü. Binnur Gökmen iddiaları reddederken, sanık tezgahtaki bıçağı alarak eşinin üzerine yürüdü. Salona kaçan eşini takip eden Ramazan Gökmen, maktulün engelleme çabalarına rağmen hayati bölgeleri hedef alarak bıçağı savurdu. Sağ boyun ve kulak altı ile göğüs altı bölgelerinden darbe alan kadın yüzüstü yere düştü. Eylemine devam eden sanık, eşinin sırtına da 4 kez bıçak sapladı. Binnur Gökmen, toplam 8 bıçak darbesiyle olay yerinde hayatını kaybetti. "BİNNUR ÖLDÜ, BEN DE ÖLÜYORUM" Cinayetin ardından aynı bıçakla kendisini yaralayan Ramazan Gökmen'in, kardeşi G.G.'yi arayarak "Hakkını helal et. Binnur öldü, ben de ölüyorum" dediği, eve gelen kardeşinin yengesini kanlar içinde, ağabeyini ise yaralı halde bulduğu iddianamede yer aldı. "ŞAHSIN BU DENLİ AİLE MESELELERİMİ BİLMESİ BANA OLAĞAN DIŞI GELDİ" İddianamede savunması yer alan Ramazan Gökmen, olaydan yaklaşık 20 gün önce kızı N.A.'nın kendisinin onay vermediği nişanlısıyla kaçarak evlendiğini, bu olayın da evlerinde problemlere sebep olduğunu söyledi. Eşinin kendisini aldattığını düşündüğünü öne süren Ramazan Gökmen, "Benim ev sahibim olan şahıs, mahallede oturduğum sırada kızımla ilgili ve aile içi meselelerimle ilgili bazı şeyler söyledi. Bunun üzerine eşimin beni aldattığı konusunda bazı şüphelerim oluştu. Şahsın bu denli aile meselelerimi bilmesi bana olağan dışı geldi. Bu meseleyi eşimle konuştum, eşim iddiaları reddetti ama yine de aramızda huzursuzluk oluştu" dedi. "EŞİM, 'KIZIMIZIN DÜĞÜNÜNDEN SONRA EVE GELECEĞİM' DEMİŞTİ" Olaydan yaklaşık 10 gün önce eşinin çocuklarını da yanına alarak baldızının evine gittiğini anlatan Ramazan Gökmen, savunmasına şöyle devam etti: "Aradan bir hafta geçince benim de sinirlerim bozuldu. Bu sebeple baldızımla görüşerek çocukların okulunun onun evine uzak olması nedeniyle daha fazla mağdur olmamaları içine eşim ve çocuklarımızın eve dönmesini istedim. Daha sonra akşam eve yalnız şekilde döndüm. Evdeki eşyaları kontrol ettim, eşimin beni aldattığından şüpheleniyordum. Yatak odasındaki eşyalara baktığımda, mahalleden kahvehaneden tanıdığım G.T. isimli şahısın üzerinde gördüğüm eşofmanı kendime ait çamaşırların olduğu bölümde görünce aldatma hususunda iyice şüphelerim arttı. Ancak eşime bu konuyla ilgili soru sormadım. Olaydan bir gün önce eşimle görüştüğümüzde, eşim eve dönmeyi kabuk etmişti ancak pazar günü büyük kızımın düğünü vardı. 'Düğünden sonra geleceğim' demişti." "YARALAMAK MAKSADIYLA BIÇAĞI BACAK BÖLGESİNE DOĞRU SAVURDUM, ARAMIZDA ARBEDE YAŞANDI" Ramazan Gökmen, olay günü sabah uyandığında kapının çaldığını ve gelen kişinin eşi Binnur Gökmen olduğunu gördüğünü ifade ederek, "Eşim eve girdikten sonra bir süre uyuduk. Uyandığımızda saat 10.00 civarındaydı. Eşimle birlikte kahvaltı yapmak üzere kalktım. Kahvaltı ederken kızımın pazar günü olacak düğününden konu açıldı. Ben şahsın kızıma uygun olmadığını düşündüğüm için bu düğüne katılmak istemiyordum. Bu da aramızda tartışma sebebiydi. Bu konu üzerinde tartışmaya başladıktan sonra eşime şüphelerimden bahsettim. Bu şekilde aramızdaki kavga hararetlendi. Ben bıçak almak üzere mutfağa gittim. Tezgah üzerindeki bıçağı aldım ve salona doğru gittik. Ben o sırada bıçağı, eşimi yaralamak maksadıyla bacak bölgesine doğru savuruyordum, bizim aramızda arbede yaşandı. Bu sırada eşim dizlerinin üzerine çöktü, beni de koltuğa doğru savurdu. Bu sırada elimde bıçak vardı, eşim de yüz üstü yere düşmüştü. Ben bıçağı yeniden savurarak tek bir hamle daha yaptım, onun da eşimin sırt bölgesine bir kere olmak üzere temas ettiğini düşünüyorum. Sırtına defalarca bıçak savurmadım. Bu sırada eşim hareketsiz şekilde yatıyordu, bende panikledim ve elimde bulunan bıçağı kendime doğru saplamaya çalıştım ama başaramadım, amacım öldürmek değildi" ifadelerini kullandı. "BABAM 'EVDE NEDEN MAKARNA VAR?' DİYEREK TEPSİYİ ANNEMİN KAFASINA VURDU" İddianamede, çiftin büyük kızları N.A.'nın da ifadesine yer verildi. N.A., kardeşlerinden G.'nin 17, Z.'nin 12, M.'nin ise 7 yaşında olduğunu söyledi. Annesi ve babasının arasında, babası Ramazan Gökmen'den kaynaklı tartışmaların yaşandığını, bu olayların da kendilerine yansıdığını anlattı. Babasının sürekli alkol kullandığını ifade eden N.A., "Annem ile babam arasında 24 Mayıs 2025 gece saat 02.00 sıralarında da kavga çıkmıştı. Babam eve geldiğinde yine alkollüydü, anneme yemeğe ısıtmasını söyledi. 'Evde neden makarna var?' diyerek tepsiyi annemin kafasına vurdu. Bizde bu seslere uyandık ne olduğunu sorduğumuzda bana da saldırmıştı. Annem sürekli şiddet görüyordu. Şikayetçi olduğunda babamın bize zarar vereceğinden korkuyordu" dedi. AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ Cumhuriyet savcısı iddianamesinde, şüphelinin olaydan önce eşini öldürmeye karar verdiğini, eve gelmesini sağlayarak eylemi "tasarlayarak" gerçekleştirdiğini vurguladı.Sanık Ramazan Gökmen hakkında, "tasarlayarak eşe ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.

Skandal: Müdür “Şakayla Vurdum” dedi Haber

Skandal: Müdür “Şakayla Vurdum” dedi

Olay, Üsküdar Murat Reis Mahallesi'nde faaliyet gösteren bir iş yerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, iş yerinde çalışan E.D. (16), iş yeri müdürü G.T. (39) tarafından darp edildi. E.D.'nin şikayetçi olması üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından başlatılan çalışmalar doğrultusunda gözaltına alınan G.T., emniyetteki işlemlerinin ardından 'kasten yaralama' suçundan adliyeye sevk edildi. Şüpheli G.T., tutuklanarak cezaevine gönderildi.Öte yandan darp anı, iş yerinin güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde, şüphelinin çalışan gencin üzerine yürüdüğü, tokat attığı ve başını yere doğru eğerek eline aldığı çubukla boyun bölgesine bastırdığı anlar yer aldı. "BABASI 'BENİM OĞLUMA NEDEN VURDUN' DEDİĞİNDE, 'ŞAKAYLA VURDUM' DİYOR" Yaşanan olayın ardından konuşan anne Ebru İfakat, oğlunun yaklaşık 5 aydır hem fiziksel hem psikolojik şiddete maruz kaldığını ifade etti. Oğlunun babası tarafından çalışması için akrabalarının yanına gönderildiğini söyleyen İfakat, "Oğlum babası tarafından çalışmak üzere gönderilmişti. Evde kalmasın, işi olsun diye. Gönderildiği yerin müdürü babasının halasının oğlu, yani kuzeni oluyor. Yaklaşık 5 aydır çocuğuma şiddet uyguluyormuş ama korktuğu için bize hiçbir şey söyleyememiş. Özellikle sırt tarafında, böbreklerine doğru morluklar vardı. Sorduğumda 'Bir şey yok' dedi, geçiştirdi. Babası da morlukları görünce soruyor. O da ‘G. abi yaptı' diyor. Babası arayıp ‘Benim oğluma neden vurdun' dediğinde, ‘Şakayla vurdum' diyor. Ama bu şaka değil" ifadelerine yer verdi. "'BU OLAYI SÖYLERSEN DİŞLERİNİ DÖKERİM, SENİ KOMAYA SOKARIM' DİYE TEHDİT ETMİŞ" Oğlunun kapalı alanlarda darp edildiğini iddia eden anne İfakat, "Çocuğumu insanların görmediği yerde çekpasla dövüyormuş, çekpasın fırçalı kısmıyla vuruyormuş. ‘Bu olayı söylersen dişlerini dökerim, seni komaya sokarım' diye tehdit etmiş. Ağır küfürler etmiş. Sürekli manipüle etmiş. 8 gün iznini kesmiş. ‘Adım atıyorsun, iznin yok' diyormuş. Mutfakta bulaşıkları yıkatıp tekrar yıkatıyor, tuvaleti temizletip tekrar temizletiyormuş" dedi. Olayı öğrenir öğrenmez iş yerine giderek oğlunu aldığını ve hastaneye götürdüğünü belirten anne, karakola giderek şikayetçi olmalarının ardından şüphelinin kendisini aradığını iddia ederek, "‘Niye karakola gittin? Bana kumpas mı kurdunuz? Eğer ciddi dövseydim pipetle beslerlerdi' dedi. Olay görüntülerinin üzerini kapatmaya çalıştılar. Çocuğumun şiddete meyilli olduğunu iddia edip iftira attılar. Sosyal medyada asılsız paylaşımlar yaptılar. Biri 40 yaşında, biri 16 yaşında. 40 yaşındaki bir insan bir çocuğa el kaldırabilir mi? En çok babasına baskı yapıyorlar. Ama biz şikayetimizi geri çekmeyeceğiz. Devletimize güveniyoruz. En ağır cezayı almasını istiyoruz. Salınmasını istemiyoruz" şeklinde konuştu. "GENELLİKLE MUTFAKTA KAPIYI ÇEKİP VURUYORDU, ‘BURADA OLAN BURADA KALIR, KİMSEYE ANLATMA' DİYORDU" Şiddete maruz kalan 16 yaşındaki E.D. ise sürecin, işe başladıktan bir hafta sonra başladığını söyledi. Genellikle kameraların olmadığı alanlarda darp edildiğini öne süren E.D., "İlk önce küfür etmeye başladı. Sonra el şakası diye vurmaya başladı. Daha sonra bu ağır dayağa dönüştü. Genellikle mutfakta kapıyı çekip vuruyordu. ‘Burada olan burada kalır, kimseye anlatma' diyordu. ‘Seni komaya sokarım, dişlerini dökerim' gibi tehditler ediyordu" dedi. Telefonu eline aldığında dahi darp edildiğini söyleyen E.D., "Kaçıyordum ama üstüme gelip darp etmeye devam ediyordu. Müdür olduğu için kimse ses çıkaramıyordu. Yaşı büyük iki kişiye dokunmuyordu. Sadece bana ve bir çırak daha vardı, ona şiddet uyguluyordu. Sırtımda ve yüzümde morluklar oluştu. Sürekli boks torbası gibiydim, oyuncak gibiydim onun için. 5 ay boyunca hem psikolojik hem fiziksel şiddet gördüm. Şimdi ailesi arayıp şikayeti geri çekmemizi istiyor ama ben en ağır cezayı almasını istiyorum. Salınmasını istemiyorum" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.