Hava Durumu

#Verim

Yeni Marmara Gazetesi - Verim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verim haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Karacabeyli çiftçiler: "20 liralık ekmekte bizim payımız 5 lira" Haber

Karacabeyli çiftçiler: "20 liralık ekmekte bizim payımız 5 lira"

Karacabey'de bu yıl dekarda yaklaşık 83 kilo buğday ekildiğini ve iklim şartlarının etkisiyle gelişimin iyi olduğunu ifade eden Ramazan Düzen, bölgede başlayan hasadın birkaç güne tamamlanacağını söyledi. Düzen ovada dekara 900 kilograma yakın yüksek verim alındığını aktardı. Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) buğday alım fiyatını geçen yıla göre yüzde 22 artışla ton başına 16 bin 500 lira olarak açıkladığına dikkati çeken Düzen, şu değerlendirmelerde bulundu: "TMO'nun açıkladığı fiyatlar çok düşük kaldı. Yüzde 22 bandında bir artış, önümüzdeki yıl buğday ekiliş oranını olumsuz etkileyecektir. Buğdayda beklentimiz 20 lira, arpada ise 16 lira civarındaydı. Her şeyin en az yüzde 50 arttığı bir ortamda yüzde 22 artış komik kaldı. Derhal fiyatların revize edilmesini bekliyoruz. Girdi maliyetleri bile ortalama yüzde 35 civarında artmışken mazot ve gübrede inanılmaz artışlar oldu. Çiftçinin ana gider kalemini bunlar oluşturuyor." "Maliyet artışlarını çiftçiye yüklemesinler" Karacabey'de 230 gramlık bir ekmeğin 20 liraya satıldığını hatırlatan Düzen, bu fiyat içindeki üretici payına değinerek şunları kaydetti: "20 liralık ekmekte buğday maliyeti 3 lira 60 kuruşu buluyor. Sanayici payını da eklediğimizde, un maliyetiyle birlikte 20 liralık ekmekte tarımsal maliyet sadece 5 lira. Ekmeğin 6 lirasını buğday ve un oluştursa çiftçi kazanacak. Ekmekte fiyat artışlarının sorumlusu biz değiliz. Diğer maliyetlerin sorumlusu olarak bizi gösterip buğdaya artışı düşük tuttular. Elektrik ve doğal gaz zamları ile diğer artan maliyetleri çiftçiye yüklemesinler. Ekmek fiyatı artacak diye buğday artışının düşük tutulması doğru değil."

Buğdayda rekor geliyor Haber

Buğdayda rekor geliyor

Türkiye genelinde nisan ayında kaydedilen yağış miktarının, bitkinin sapa kalkma ile başaklanma evrelerindeki su ihtiyacını en üst seviyede karşıladığı vurgulanan raporda, rekolte tahminlerinde kuraklık değişkeninin tamamen devre dışı kaldığı bildirildi. Raporda, nisan ayı yağış ortalamasının 86,5 milimetre ile uzun yıllar ortalamasının yüzde 50 üzerinde gerçekleştiği aktarıldı. İl bazlı verilerde Siirt'in 229,3 milimetre ile en çok yağış alan kent olduğu, Antalya, Osmaniye ve Rize'de ise 66 yıllık meteorolojik kayıtların yenilendiği bilgisine yer verildi. Akdeniz'in son 24, İç Anadolu'nun ise son 23 yılın en yağışlı nisan dönemini geride bıraktığı; 1 Ekim 2025 - 30 Nisan 2026 dönemini kapsayan kümülatif yağışların ise 555,3 milimetreye ulaşarak son 66 yılın en yüksek su yılı seviyesine çıktığı kaydedildi. Türkiye'nin buğday ekim alanlarının yüzde 37'sini barındıran İç Anadolu Bölgesi'nde nisan ayı yağışlarının normalin yüzde 34 üzerinde seyretmesinin; Konya, Ankara, Eskişehir, Kırşehir ve Yozgat başta olmak üzere geniş alanlarda güçlü ve homojen bir bitki gelişimini beraberinde getirdiği ifade edildi. Konya'da son 21 yılın en yüksek nisan ayı yağışının kaydedildiği, yeterli toprak neminin kıraç alanlardaki verim beklentisini yükselttiği aktarıldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde nisan ayında normalin yüzde 99 üzerinde gerçekleşen yağışların Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep çevrelerinde hububat gelişimini güçlü şekilde desteklediği, yoğun nem nedeniyle oluşan fungal hastalık risklerine karşı önlemlerin sürdüğü belirtildi. Akdeniz Bölgesi'nde de yağış rejiminin olumlu seyrettiği, Hatay'daki bazı alanlarda dekar başına 700 ila 800 kilogram seviyelerine ulaşabilecek verim potansiyeli öngörüldüğü açıklandı. Marmara, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde de düzenli yağışlar sayesinde üretimin geçen yıla kıyasla güçlü ilerlediği, Trakya'da ise zamanında yapılan tarımsal mücadele ile bitki sağlığının korunduğu vurgulandı. Saha gözlemleri, bölgesel fenolojik değerlendirmeler ve iklim verileri doğrultusunda mayıs ayı içinde ekstrem bir olumsuzluk yaşanmaması halinde, Türkiye'nin 2026 üretim sezonunda yaklaşık 23 milyon ton buğday, 8,7 milyon ton arpa rekoltesine ulaşabileceğinin tahmin edildiği duyuruldu. Nihai üretim miktarlarında önümüzdeki süreçte dane dolum dönemindeki sıcaklık seyrinin ve mayıs yağışlarının dağılımının belirleyici olacağı, gıda arz güvenliği kapsamında gelişmelerin yakından takip edildiği bildirildi.

Bursa'da çilek hasadı başlıyor; üretici 100 lira fiyat bekliyor Haber

Bursa'da çilek hasadı başlıyor; üretici 100 lira fiyat bekliyor

Yıllık yaklaşık 50 bin tonluk üretimiyle Türkiye'de ilk 5 şehir arasında yer alan Bursa'da, havaların ısınmasıyla birlikte çilek hasadı başladı. Kurban Bayramı'nın ardından piyasada daha fazla yer alması beklenen Bursa çileğinde üreticiler, yüksek maliyetler karşısında fiyat beklentilerini yüksek tutuyor. Kestel ilçesine bağlı Erdoğan Mahallesi'nde çocukluğundan beri tarımla uğraşan ve köyünde çilek üretimine öncülük eden İsmail Kozan, geçen yıl 5,5 dönüm arazide gerçekleştirdiği üretimde dönüm başına 2 ton verim aldığını belirtti. Bu yıl ilk kez farklı bir çilek çeşidi denediğini ifade eden Kozan, 4 dönümlük alana ektiği yeni ürünün hasadına bayram döneminde devam edeceklerini dile getirdi. "Sadece fide maliyeti 275 bin lira" Yeni denediği çeşitte dönüm başına 25 bin fide diktiklerini ve ilk yıl toplam 6 ton rekolte beklediklerini kaydeden Kozan, maliyetlerin üreticiyi zorladığını vurgulayarak şöyle konuştu: Fidenin tanesini bu yıl 11 liradan aldık. Sadece fide için 275 bin lira ödeme yaptık. Tarlanın işlenmesi, dikimi, gübresi, hortumu, naylonu, otunun biçilmesi ve toplanması derken maliyet inanılmaz rakamlara ulaşıyor. Bu yüzden beklentimiz, sezonda çileğin tarladan çıkış fiyatının kilogram başına 100 ila 120 lira arasında olmasıdır. Maliyetler çok yükseldiği için bu fiyatı bekliyoruz, 100 liranın altı üreticiye kazandırmaz"

Davullu zurnalı erik hasadı Video Galeri

Davullu zurnalı erik hasadı

      Bursa'nın İznik ilçesinde sezonun ilk erik hasadı davul zurna eşliğinde göbek atarak yapıldı. Rekolte erikte geçen seneye göre 4 kat artınca İznik çiftçisi davul zurna eşliğinde tarlada göbek atarak hasat yaptı.Geçtiğimiz sezon don sebebiyle yok yılı yaşanıp vatandaşların el süremediği erik, bu sene var yılını yaşıyor. Mevsim yağışlarının bol düşmesi ve don yaşanmaması sebebiyle bolluk yaşanan erikte rekolte geçen yıla göre 4 katına ulaşmış durumda. Tarladan kilosu 80 TL'ye kabzımalların aldığı eriğin kilosunun pazarda 100 ile 120 TL arasında satılması öngörülüyor.      Davullu zurnalı hasat Türkiye'nin en verimli ovalarının arasında gösterilen İznik Gölü kıyısındaki İznik ovasında 11 bin dekar alanla erik üretimi yapılıyor. İlk hasadı tarlasında davul zurna eşliğinde yapan Mehmet Sevim, "Rekoltede bu seneki 4 kat artış neredeyse bize göbek bile attırdı. Sezon çok verimli geçiyor. İnşallah bu şekilde tamamlarız. Geçen yıla oranla bu sene rekolte 4 kat arttı. Bunun sebebi ovaya düşen yağışlar ve don olmayışı" dedi. Üretici ve aynı zamanda meyve tüccarı Cumhur Şansal Yalçın da sezonun iyi başladığını belirterek, "Umarım tüm çiftçilerimiz için bol kazançlı bir yıl olur" dedi. Tüccar İbrahim Kayalı da hava şartları sebebiyle mahsullerin çok iyi olduğunu bu sezonun bolluk içinde geçeceğini söyledi. İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakar ise bölgede geçen yıl donlar sebebiyle mahsulün çok eksik olduğunu geçen sene yüzde 15'lerde verim aldıklarını ifade etti. İznik ovasında 11 bin dekar alanda erik hasadı gerçekleştirdiklerini aktaran Çakar, ilk eriği bugün topladıklarını ürünlerin bu sene değerli satılmasını umut ettiklerini ifade etti.

Davullu zurnalı erik hasadı Haber

Davullu zurnalı erik hasadı

Geçtiğimiz sezon don sebebiyle yok yılı yaşanıp vatandaşların el süremediği erik, bu sene var yılını yaşıyor. Mevsim yağışlarının bol düşmesi ve don yaşanmaması sebebiyle bolluk yaşanan erikte rekolte geçen yıla göre 4 katına ulaşmış durumda. Tarladan kilosu 80 TL'ye kabzımalların aldığı eriğin kilosunun pazarda 100 ile 120 TL arasında satılması öngörülüyor. Davullu zurnalı hasat Türkiye'nin en verimli ovalarının arasında gösterilen İznik Gölü kıyısındaki İznik ovasında 11 bin dekar alanla erik üretimi yapılıyor. İlk hasadı tarlasında davul zurna eşliğinde yapan Mehmet Sevim, "Rekoltede bu seneki 4 kat artış neredeyse bize göbek bile attırdı. Sezon çok verimli geçiyor. İnşallah bu şekilde tamamlarız. Geçen yıla oranla bu sene rekolte 4 kat arttı. Bunun sebebi ovaya düşen yağışlar ve don olmayışı" dedi. Üretici ve aynı zamanda meyve tüccarı Cumhur Şansal Yalçın da sezonun iyi başladığını belirterek, "Umarım tüm çiftçilerimiz için bol kazançlı bir yıl olur" dedi. Tüccar İbrahim Kayalı da hava şartları sebebiyle mahsullerin çok iyi olduğunu bu sezonun bolluk içinde geçeceğini söyledi. İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakar ise bölgede geçen yıl donlar sebebiyle mahsulün çok eksik olduğunu geçen sene yüzde 15'lerde verim aldıklarını ifade etti. İznik ovasında 11 bin dekar alanda erik hasadı gerçekleştirdiklerini aktaran Çakar, ilk eriği bugün topladıklarını ürünlerin bu sene değerli satılmasını umut ettiklerini ifade etti.

Tarım Arazisine kaçak yapıya son: Bağ evi ve bungalov için izin zorunlu, kaçak yapılar yıkılacak Haber

Tarım Arazisine kaçak yapıya son: Bağ evi ve bungalov için izin zorunlu, kaçak yapılar yıkılacak

Resmî Gazete’de yayımlanan “Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik” ile tarım arazilerine yapılacak yapılar yeniden düzenlendi. Buna göre, bağ evi, bungalov ve konteyner ev gibi yapıların inşası için kurul izni alınması zorunlu olacak. Kaçak yapılan yapılar için yıkım süresi bir ay olarak belirlendi; belediyeler yıkımı gerçekleştirmezse, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı devreye girerek yıkımı sağlayacak ve masrafları belediye bütçesinden tahsil edecek. Yönetmelik kapsamında bağ evi yapımı için en az 5 dönüm arazi şartı aranacak ve yapı taban alanı 30 metrekareyi geçemeyecek. 30 metrekare tabanlı iki katlı yapılar inşa edilebilecek ve bir parselde yalnızca bir bağ evi yapılabilecek. Dikili tarım arazisi olarak sınıflandırılan arazilerde ise 30 metrekarelik yapı için 1 dönüm arazi yeterli olacak. Yönetmelik ayrıca, tarım arazilerinin kullanımını denetleyecek “Toprak Koruma Kurulu” oluşturulmasını öngörüyor. Bağ evi, “tarımsal faaliyetin yapılması için ihtiyaç duyulan ve tarımsal üretimi artırıcı etkisi olan, doğal yapıyı bozmayacak şekilde inşa edilen yapı” olarak tanımlandı. Dikili tarım arazisi vasfı kazanmış arazilerde ağaç, ağaççık ve çalı türlerinin ekonomik ömrü tamamlanmadan, verim, doğal afet veya diğer mücbir sebepler dışında arazi sınıfı beş yıl süreyle değiştirilemeyecek. Bu düzenlemelerle Türkiye’de tarım arazilerinin korunması ve düzenli kullanımının sağlanması hedefleniyor.

Bursa Büyükşehir fiyatı artan gübrede çiftçinin yanında Haber

Bursa Büyükşehir fiyatı artan gübrede çiftçinin yanında

Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınma hamlesi kapsamında çiftçinin en büyük gider kalemlerinden biri olan gübrede fiyatları yarı yarıya düşürecek önemli bir destek sundu.Belediye iştiraki Tarım Peyzaj A.Ş. tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda, geçen yıldan bugüne kadar 210 bin litre yerli sıvı gübre üretimi gerçekleştirildi.Geçen yıl üretimi başlayan sıvı gübrede bugüne kadar yüzde 100 ve yüzde 50 hibeli olacak şekilde çiftçilere destekte bulunuldu. Nisanda düzenlenecek 2. Büyük Çiftçi Buluşması'nda 5 bin çiftçiye beşer litrelik sıvı gübre hediye edilecek. 5 litrelik sıvı gübreler, 25 dekarlık bahçeye tek seferlik kullanılabilecek.Tarım Peyzaj A.Ş'nin Mustafakemalpaşa'daki tesislerinde sıvı gübre üretimi aralıksız sürerken, ziraat odalarından gelen talep karşılanmaya çalışılıyor. Dört farklı ürünle tam destek Çiftçilerin ihtiyaçlarına göre özel olarak formüle edilen gübreler, bitki gelişimini destekleyen zengin içerikleriyle dikkati çekiyor. Üretimi tamamlanan dört çeşit ürün şöyle: Vitamin kompleksi: Tüm bitkilerde kullanılabilen, organik madde, serbest aminoasit ve çinko takviyeli özel bir karışım. Sıvı çinko: Bitkisel gelişimi tetikleyen özel formül. Sıvı kalsiyum: Ürün kalitesini ve dayanıklılığını artıran takviye. Sıvı bor-çinko: Meyve tutumu ve gelişimi için kritik öneme sahip ikili kombinasyon. Ziraat odaları aracılığıyla yüzde 50 indirimli satış Piyasa şartlarına göre yüzde 50 daha uygun fiyatla çiftçiye ulaştırılan bu gübrelerin satışı, ziraat odaları üzerinden gerçekleştiriliyor. Yüzde 50 hibeli gübre, savaş nedeniyle ciddi oranda girdi maliyetleri yükselen çiftçilerden büyük ilgi görüyor. Üreticiler, indirimin yanı sıra denedikleri gübrelerin piyasadakilere göre daha kaliteli olduğunu belirterek, verim üzerinde doğrudan olumlu etkisi bulunduğu için de özellikle almak istediklerini kaydetti. "TARIM VE GIDA BİRİNCİ ÖNCELİĞİMİZ" Kırsal kalkınmaya verdikleri önemi vurgulayan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için tüm imkanları seferber ettiklerini belirtti.Küresel gelişmelerin ve artan maliyetlerin çiftçi üzerindeki yükünü hafifletmek istediklerini ifade eden Başkan Bozbey, şunları söyledi. "Fide, fidan, gübre, mazot ve sulama hortumu gibi temel girdilerde çiftçimizin yanındayız. Tarımsal üretimin devamlılığı bizim için hayati önem taşıyor. Gıda güvenliği ve tarım, belediyecilik vizyonumuzun birinci önceliğidir. Kırsalda üretimi güçlendirmek adına elimizden gelen tüm desteği vermeye devam edeceğiz."

Siyahların ardında açan pembe şeftali çiçekleri Video Galeri

Siyahların ardında açan pembe şeftali çiçekleri

     Bursa'nın Gürsü ilçesinde geçen yıl çıkan yangında yüksek kesimlerde alevlerin arasında yemyeşil kalan iki şeftali bahçesi, bu yıl açan pembe çiçeklerle renklendi.      Geçen yılın temmuz ayında Bursa'nın Gürsu ve Kestel ilçeleri arasında yükselen alevler, sadece ormanları değil, yürekleri de dağlamıştı. Rüzgarın amansız ıslığıyla beslenen yangın, binlerce dekar yeşil alanı siyaha boyarken, Karahıdır Mahallesi'ne kadar dayanmış, yerleşim yerlerini tehdit eder hale gelmişti. O günlerden geriye, dağların bağrında açılan devasa, kapkara yaralar kaldı. Bugün Gürsu ve Kestel yamaçlarında gezinirken, siyahlaşmış kozalaklar, kömürleşmiş ağaç dalları ve griye çalan çıplak toprak, o kabus dolu günlerin dilsiz tanıkları gibi duruyor. Rüzgar estikçe, yanan ağaçların hüzünlü iniltisi duyuluyor ve geçen yazın ağlatan günlerini hatırlatıyor.      Yükseltilerin arasında, binlerce dekar griye çalan alanın ortasında göz kamaştırıcı bir manzara, bir umut isyanı yükseliyor. Yangının pençesinden sahiplerinin bakımları sayesinden kurtulan, dağların kuytusunda saklı 50 dönümlük şeftali bahçeleri, baharın gelişiyle pembe çiçeklere durdu ve büyüleyici bir görsel şölen sundu. Siyah ve pembenin epik savaşı      Doğanın kucağında, siyah ile pembenin epik bir savaşı yaşanıyor adeta. Bir yanda ölümün, yok oluşun ve karanlığın simgesi simsiyah, çıplak yamaçlar; diğer yanda ise yaşamın, yeniden doğuşun ve umudun habercisi, narin ama dirençli pembe şeftali çiçekleri.      Bu manzara, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda derin bir tefekkür vesilesi. Karamsarlığa, umutsuzluğa kapılan yüreklere, en zifiri karanlığın bile arkasında bir ışık, bir yaşam pırıltısı olduğunu fısıldıyor. Umut çiçekleri Anadolu'nun ruhu      Bu pembe çiçekler, sadece bir doğa olayı değil, aynı zamanda Anadolu'nun, Türk milletinin dirençli ruhunun da bir yansıması olabilir mi? Yüzyıllardır nice badireler, nice savaşlar, nice doğal afetler atlatmış bu topraklarda, umut hiçbir zaman sönmedi. Her yıkımın ardından yeniden inşa edildi ve her kışın ardından yeniden bahar getirildi.      Karahıdır'daki şeftali bahçesi, bize bu kadim gerçeği bir kez daha hatırlatıyor. Siyah ile pembenin destansı savaşı, aslında ölüm ile yaşamın, umutsuzluk ile umudun savaşı. Ve bu savaşta zafer, her zaman yaşamın ve umudun oluyor.      Gürsu ve Kestel'in siyah yamaçlarında açan pembe şeftali çiçekleri, sadece Bursa'ya değil, tüm Türkiye'ye umut aşılıyor. Bize, en zor anlarda bile umudu kaybetmemeyi, yeniden doğuşa inanmayı öğretiyor. Siyahların arasında inatla açan, doğayı renklendiren ve yeni bir başlangıcı simgeleyen bu pembe çiçekler, karanlığa sıkılmış bir kurşun, umutsuzluğa atılmış bir tokat gibi görenleri etkiliyor, duygulandırıyor. Çiftçi bu yıldan umutlu      Karahıdır Mahallesi çiftçilerinden olan ve yanmayan şeftali bahçesinin sahibi Ali Kiraz, geçen yıl yaşanan yangını halen unutamadığını belirterek, "Dağın arkasında başlayan yangın dağ, tepeleri aşarak bizim köye doğru geldi. Mahalleli olarak büyük mücadele verdik ama rüzgara ve alevlere karşı daha fazla savaşamadık. Bahçemizin etrafında birkaç ağaç yandı ama biz alevler gelince terk ettik burayı, yanar dedim ve bahçeyi ağlayarak bırakıp gittim" dedi.      Kiraz, 15 yaşındaki 25 dönümlük bahçelerinin yangından yara almadan kurtulduğunu ifade ederek, "Şu anda yüzde 80 açtı çiçekler. Bahçemiz pembeye büründü. Şeftali ağaçları siyaha karşı umutla açtıysa biz de umutluyuz gelecekten. Alın teriyle iş yaptığımızın göstergesi, Allah bize yardım ediyor rızkımızı veriyor. Soğuk ve don yapmazsa hava iyi verim alırız inşallah" diye konuştu. Komşuları Hamdi Ülgen'in de bahçesinin yangından aynı şekilde kurtulduğunu anlatan Kiraz, onların bahçesinin de çiçekle renklendiğini kaydetti.

Siyahların ardında açan pembe şeftali çiçekleri Haber

Siyahların ardında açan pembe şeftali çiçekleri

Geçen yılın temmuz ayında Bursa'nın Gürsu ve Kestel ilçeleri arasında yükselen alevler, sadece ormanları değil, yürekleri de dağlamıştı. Rüzgarın amansız ıslığıyla beslenen yangın, binlerce dekar yeşil alanı siyaha boyarken, Karahıdır Mahallesi'ne kadar dayanmış, yerleşim yerlerini tehdit eder hale gelmişti. O günlerden geriye, dağların bağrında açılan devasa, kapkara yaralar kaldı. Bugün Gürsu ve Kestel yamaçlarında gezinirken, siyahlaşmış kozalaklar, kömürleşmiş ağaç dalları ve griye çalan çıplak toprak, o kabus dolu günlerin dilsiz tanıkları gibi duruyor. Rüzgar estikçe, yanan ağaçların hüzünlü iniltisi duyuluyor ve geçen yazın ağlatan günlerini hatırlatıyor. Yükseltilerin arasında, binlerce dekar griye çalan alanın ortasında göz kamaştırıcı bir manzara, bir umut isyanı yükseliyor. Yangının pençesinden sahiplerinin bakımları sayesinden kurtulan, dağların kuytusunda saklı 50 dönümlük şeftali bahçeleri, baharın gelişiyle pembe çiçeklere durdu ve büyüleyici bir görsel şölen sundu. SİYAH VE PEMBENİN EPİK SAVAŞI Doğanın kucağında, siyah ile pembenin epik bir savaşı yaşanıyor adeta. Bir yanda ölümün, yok oluşun ve karanlığın simgesi simsiyah, çıplak yamaçlar; diğer yanda ise yaşamın, yeniden doğuşun ve umudun habercisi, narin ama dirençli pembe şeftali çiçekleri. Bu manzara, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda derin bir tefekkür vesilesi. Karamsarlığa, umutsuzluğa kapılan yüreklere, en zifiri karanlığın bile arkasında bir ışık, bir yaşam pırıltısı olduğunu fısıldıyor. UMUT ÇİÇEKLERİ ANADOLU'NUN RUHU Bu pembe çiçekler, sadece bir doğa olayı değil, aynı zamanda Anadolu'nun, Türk milletinin dirençli ruhunun da bir yansıması olabilir mi? Yüzyıllardır nice badireler, nice savaşlar, nice doğal afetler atlatmış bu topraklarda, umut hiçbir zaman sönmedi. Her yıkımın ardından yeniden inşa edildi ve her kışın ardından yeniden bahar getirildi. Karahıdır'daki şeftali bahçesi, bize bu kadim gerçeği bir kez daha hatırlatıyor. Siyah ile pembenin destansı savaşı, aslında ölüm ile yaşamın, umutsuzluk ile umudun savaşı. Ve bu savaşta zafer, her zaman yaşamın ve umudun oluyor. Gürsu ve Kestel'in siyah yamaçlarında açan pembe şeftali çiçekleri, sadece Bursa'ya değil, tüm Türkiye'ye umut aşılıyor. Bize, en zor anlarda bile umudu kaybetmemeyi, yeniden doğuşa inanmayı öğretiyor. Siyahların arasında inatla açan, doğayı renklendiren ve yeni bir başlangıcı simgeleyen bu pembe çiçekler, karanlığa sıkılmış bir kurşun, umutsuzluğa atılmış bir tokat gibi görenleri etkiliyor, duygulandırıyor. ÇİFTÇİ BU YILDAN UMUTLU Karahıdır Mahallesi çiftçilerinden olan ve yanmayan şeftali bahçesinin sahibi Ali Kiraz, geçen yıl yaşanan yangını halen unutamadığını belirterek, "Dağın arkasında başlayan yangın dağ, tepeleri aşarak bizim köye doğru geldi. Mahalleli olarak büyük mücadele verdik ama rüzgara ve alevlere karşı daha fazla savaşamadık. Bahçemizin etrafında birkaç ağaç yandı ama biz alevler gelince terk ettik burayı, yanar dedim ve bahçeyi ağlayarak bırakıp gittim" dedi. Kiraz, 15 yaşındaki 25 dönümlük bahçelerinin yangından yara almadan kurtulduğunu ifade ederek, "Şu anda yüzde 80 açtı çiçekler. Bahçemiz pembeye büründü. Şeftali ağaçları siyaha karşı umutla açtıysa biz de umutluyuz gelecekten. Alın teriyle iş yaptığımızın göstergesi, Allah bize yardım ediyor rızkımızı veriyor. Soğuk ve don yapmazsa hava iyi verim alırız inşallah" diye konuştu. Komşuları Hamdi Ülgen'in de bahçesinin yangından aynı şekilde kurtulduğunu anlatan Kiraz, onların bahçesinin de çiçekle renklendiğini kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.