Hava Durumu

#Verim

Yeni Marmara Gazetesi - Verim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verim haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Limon hasadı başladı: Bahçede kilogramı 6-12 lira Haber

Limon hasadı başladı: Bahçede kilogramı 6-12 lira

Turunçgil Kesim ve İhraç Tarihlerini Belirleme Komisyonu tarafından limon kesim tarihi 11 Eylül, ihraç tarihi ise 21 Eylül olarak açıklandı. Türkiye'nin en önemli limon üretim merkezlerinden Adana'da ise komisyon tarafından açıklanan tarihlere bağlı kalınarak dün ilk limon hasadı Yüreğir ilçesi Sakızlı Mahallesi'nde başladı. Bu sene Adana genelinde 218 bin dönüm alanda dikili limon bulunurken 710 bin ton rekolte hedefleniyor. "Gemi trafiğinde sıkıntı var" Hasat sırasında İHA muhabirine konuşan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, hasadın 21 Eylül'deki ihraç tarihiyle birlikte hızlanacağını anlatarak, "Hasat dün itibariyle başladı ancak çok yavaş ilerliyor. Karadeniz'deki Ukrayna-Rusya Savaşı'ndan dolayı gemi trafiğinde sıkıntı var. Bu sene limonda bir sıkıntı yok, Adana genelinde 218 bin dönüm alanda limon ekim alanı var. Bu yıl 710 bin ton rekolte bekliyoruz" diye konuştu. "Bu sene limon bol" Geçtiğimiz yıl limonda 2025 yılındaki zirai don nedeniyle 380 bin rekolte alındığını, bu sene verimin bol olduğuna dikkat çeken Doğan, "Geçen yıl soğuklardan dolayı ağaçlar zarar gördüğü için 380 bin ton rekolte almıştık ve fiyatlar çok iyiydi, çiftçi mutluydu. Ancak bu yıl da verim bol ama fiyatlar düşük. Şu anda limonda hiç alıcı yok. İhracat için kapılar açıldığında belki fiyatlar biraz hareketli olacak" ifadelerini kullandı. Şuanda dünya geneline Güney Afrika ve Arjantin'den limonun ihraç edildiğine vurgu yapan Mehmet Akın Doğan, "Şuan Güney Afrika'dan bütün ülkelere ve Arjantin'den limon gitmekte. Onların limonu Eylül'ün sonunda bitecek. Onların limonu bittiğinde bizim burada inşallah hareket başlayacak" dedi. "İnşallah limonu yurt dışına göndereceğiz Fiyatların limonun kalitesine göre 6 ile 12 lira arasında değiştiğini de anlatan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, daha sonra şunları söyledi: "Çift makas mayer cinsi limonun fiyatı 6-8 lira. Tek makas olursa bu fiyatlar 8-12 lira arasında. 21 Eylül'de ihracat başlayınca fiyatların daha da artmasını bekliyoruz. Limonu siz dalından kestiğinizde parasız dahi alsanız bunun paketleme tesisinden çıkışı 15-20 lira. İnşallah limonu yurt dışına göndereceğiz. Yurt dışına limon gitmediği takdirde bu limonların hepsinin iç piyasada tüketilmesi mümkün değil. Limon çok fazla." Öte yandan, Başkan Doğan, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı'ndan bu yıl özellikle Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu'nun (DFİF) verilmesini istedi.

Mısır üreticileri, "Güçlü Gelecek Günleri" ile Ar-Ge istasyonunda buluştu Haber

Mısır üreticileri, "Güçlü Gelecek Günleri" ile Ar-Ge istasyonunda buluştu

MAY Tohum, hibrit mısır türündeki Ar-Ge çalışmalarını aktarmak ve geliştirdiği rekabet gücü yüksek mısır çeşitlerini üreticilerin incelemesine sunmak amacıyla 1-2 Eylül tarihlerinde Bursa Mustafakemalpaşa'daki Marmara Ar-Ge İstasyonu'nda "Güçlü Gelecek Günleri" etkinliğini gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında MAY Tohum'un silajlık ve danelik mısır çeşitleri, tarladaki performanslarıyla birlikte incelenirken, üreticiler MAY Tohum uzmanlarından çeşitler ve ekimden hasada kadar uzanan üretim uygulamaları hakkında doğrudan bilgi alma fırsatı buldu. Bursa, Balıkesir, Sakarya, Eskişehir, Çanakkale, Kütahya ve Afyonkarahisar'dan gelen üreticilerin katıldığı etkinlikte, MAY Tohum'un Ar-Ge faaliyetleri, hibrit mısır çeşit geliştirme süreçleri ve mısır çeşitlerinin farklı iklim ve çevresel şartlardaki tarla performansları hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. "Güçlü Gelecek Günleri, üreticilerimizle buluştuğumuz kıymetli bir deneyim alanı" MAY Tohum Ayçiçeği Ürün Müdürü ve Mısır Teknik Müdürü Burak Uğur, etkinliğin yalnızca çeşit tanıtımından ibaret olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: "Marmara Ar-Ge istasyonumuzda 7 farklı şehirden gelecek 100'den fazla üreticiyle bir deneyim alanı oluşturduk. Hem Ar-Ge çalışmalarımızdan çıkan yeni mısır çeşitlerimizi hem de ticari portföyümüzde mevcut bulunan çeşitlerimizi üreticilerimize anlatmak üzere burada buluşuyoruz. Ar-Ge istasyonlarımızda sadece yeni çeşitleri anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda burayı tam bir deneyim merkezi haline getirerek ekimden hasada kadar teknik olarak hangi uygulamaları yapmaları gerektiğine dair temel bilgileri de üreticilerimizle paylaşıyoruz. Güçlü Gelecek Günleri; üreticilerimizle buluştuğumuz, onların ihtiyaçlarını tespit ettiğimiz, kendilerini dinlediğimiz ve aynı zamanda tüm portföyümüzü onlarla paylaştığımız son derece kıymetli günler." "Yerinde Ar-Ge ile farklı bölgelerin ihtiyaçlarına uygun çeşitler geliştiriyoruz" MAY Tohum Yurtiçi Satış Müdürü Abdullah Demir, "Güçlü Gelecek Günleri" etkinliğinin şirketin Ar-Ge çalışmalarını üreticilerle buluşturması açısından önemli olduğunu belirterek, "Türkiye'de beş farklı lokasyonda, farklı türlerle ilgili Ar-Ge faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Amacımız; mısır, ayçiçeği, pamuk, tatlı mısır, sanayi domatesi ve fasulye türlerinde yeni çeşitler geliştirmek ve bunları yurt içi ve yurt dışı pazarlara sunmak" dedi. Demir, iklim değişikliği ve değişen yağış rejimiyle birlikte stres ve kuraklığa dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesinin Ar-Ge çalışmalarının öncelikli alanlarından biri olduğunu belirterek şöyle devam etti: "Mısır su tüketen bir bitki olduğu için özellikle son yıllarda yağış rejiminin düşmesiyle birlikte mısır ve diğer türlerde strese ve kuraklığa dayanıklı çeşitler geliştirmek için gayret gösteriyoruz. Şu andaki çalışmalarımızın ana amaçlarından biri de bu." MAY Tohum'un çeşit geliştirme sürecinin yalnızca Ar-Ge istasyonlarındaki denemelerle sınırlı olmadığını ifade eden Demir, yeni çeşitlerin farklı bölgelerde ve çiftçi şartlarında da test edildiğini belirtti. Demir, "Geliştirdiğimiz çeşitleri ana bölgelerde kendi ekiplerimizle ve çiftçi şartlarında kurduğumuz demonstrasyonlarla gözlemliyoruz. Verim, hastalık ve stres dayanımı gibi özelliklerde olumlu sonuç aldığımız çeşitleri ticari olarak üreticilerimize sunuyoruz" ifadelerini kullandı. "13 ilde üreticilerimizle güçlü bir saha ağı içinde çalışıyoruz" MAY Tohum Marmara Bölge Müdürü Ahmet Akman, bölgede üreticilerle yürütülen saha çalışmalarının önemine dikkat çekerek, "Marmara Bölge Müdürlüğü olarak 13 farklı ilde, geniş ve güçlü bir satış ağıyla üreticilerimizle birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Danelik ve silajlık mısır ile yağlık ayçiçeğinde yoğun olarak faaliyet gösteriyoruz. Üreticilerimize yalnızca ürün ulaştırmakla kalmıyor, teknik destek de sunuyoruz. Bu tarz organizasyonları sadece Ar-Ge istasyonlarımızda değil, bölgemizin genelinde 13 ilin farklı köylerinde gerçekleştiriyoruz ve ürünlerimizi üreticilerimize tanıtmaya devam ediyoruz" dedi. Akman, Marmara Bölge Müdürlüğü'nün dört kişilik ekiple 13 ilde satış ve teknik destek faaliyetlerini sürdürdüğünü belirterek, üreticiler ve satış kanallarıyla yakın çalışmaya devam ettiklerini ifade etti. Mısır çiftçileri yeni geliştirilen çeşitleri yerinde incelemekten memnun Etkinliğe Afyonkarahisar'ın Sinanpaşa ilçesinden katılan mısır üreticisi Ali Sever, hem silajlık hem de danelik mısır üretimi yaptığını belirterek, MAY Tohum'un Ar-Ge istasyonlarında gerçekleştirdiği çalışmaların üreticiler açısından önemli olduğunu söyledi. Yaklaşık 12 yıldır MAY Tohum ile çalıştığını ifade eden Sever, MAY Tohum'un yeni çeşitlerini ticari olarak piyasaya çıkmadan önce görme ve değerlendirme fırsatı bulduklarını belirterek şunları söyledi: "Hem saha çalışmalarında hem de Ar-Ge istasyonlarındaki tanıtımlarda her yıl düzenli olarak bölgedeki üreticilerden, özellikle önde gelen çiftçilerden bir grup buraya geliyor. Burada yeni çeşitleri, bir yıl sonra piyasaya çıkacak çeşitleri görerek bunlar hakkında bilgi ediniyoruz. Çok güzel ve memnun olduğumuz çalışmalar." Etkinliğe katılan bayi yetkilisi Yaşar Züroğlu ise Ar-Ge istasyonunda farklı silajlık ve danelik mısır çeşitlerinin üreticilere tanıtılmasının önemli bir bilgi paylaşımı sağladığını ifade ederek, "Çiftçilerimizin bilgilendirilmesi açısından bunun çok iyi bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da silajlık ve danelik olmak üzere farklı çeşitler bulunuyor. Bunların çiftçilerimize tanıtılmasının faydalı olduğunu düşünüyorum" dedi. Yerinde ıslah stratejisiyle üreticilerin ihtiyaçlarına uygun tohum çeşitleri 1978 yılından bu yana sebze, tarla ve endüstri bitkileri tohumluklarının Ar-Ge, üretim, pazarlama ve satışı alanlarında faaliyet gösteren MAY Tohum, "Yerinde Islah" stratejisiyle Türk çiftçisi ve hedef coğrafyaların toprak ve iklim şartlarını uyumlu, stres şartlarına dayanıklı ve verimli tohum çeşitleri geliştirmeye odaklanıyor. Şirket, Türkiye'de 5 Ar-Ge merkezinde hibrit ayçiçeği, hibrit mısır, pamuk, tatlı mısır, fasulye ve sanayi domatesi türlerinde çalışmalar yürütüyor. MAY Tohum, Ar-Ge çalışmalarına cirosunun yüzde 8'ini ayırırken; geliştirdiği çeşitleri Türkiye'nin yanı sıra 45'in üzerinde ülkeye ihraç ediyor. Türkiye'de 12 bin hektarlık alanda tohumluk üretimi gerçekleştiren MAY Tohum, Bursa ve Adana'daki tohumluk işleme ve paketleme tesislerinde ürünlerini hazırlayarak iç ve dış pazarlara sunuyor.

Kilosu ormanda 3 bin lirayı buluyor...Ihlamur ormanlarında ölümüne cesaret Haber

Kilosu ormanda 3 bin lirayı buluyor...Ihlamur ormanlarında ölümüne cesaret

Merdivenle ulaştıkları noktadan sonra ağaçlara kendi imkânlarıyla tırmanan hasat işçileri, dalların arasında dengelerini koruyarak çiçek dallarını ellerindeki tırpanlarla aşağı indiriyorlar. Zorlu çalışma, hem geçim mücadelesini hem de doğayla iç içe verilen emeği gözler önüne seriyor. Ihlamurun kilosu dalında 2500 ile 3 bin lira arasında değişiyor Bursa'nın Karacabey ilçesinde bulunan Avrupa'nın en büyük ıhlamur ormanlarında hasat zor şartlarda yapılıyor. Geçtiğimiz yıl kilosu bin 500 ile 2 bin lira arasından satılan ıhlamurun bu sene 2 bin 500 ile 3 bin lira arasında alıcı bulması bekleniyor. Karacabey'in ormanlarında yaklaşık 1 ay sürecek olan ıhlamur hasadı, hem geçim mücadelesini hem de doğayla iç içe verilen emeği gözler önüne seriyor. Sadece bölge halkının ve yıllardın bu işle meşgul olanların kontrollü ve belgeli bir şekilde gerçekleştirdiği ıhlamur toplama işleminde sona doğru gelindi. Birçok derde deva olduğu söylenen ve kış aylarının vazgeçilmez içeceği ıhlamur, Karacabey Yeniköy halkına da önemli bir gelir sağlıyor. Her yıl haziran ve temmuz aylarında sabahın ilk ışıklarıyla birlikte metrelerce yükseklikteki ıhlamur ağaçlarına büyük bir cesaretle çıkarak hasatta, kesilen dallardan ise tek tek ayrılan çiçek ve yapraklar kurutulduktan sonra Türkiye'nin dört bir yanına gönderiliyor. "Avrupa'nın en büyük ormanına sahibiz" Avrupa'nın en büyük ıhlamur ormanlarına sahip olduklarını belirten Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, dolayısıyla Türkiye'deki şifa kaynağının Karacabey'den çıktığını söyledi. Hasattaki vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Fatih Karabatı, "Karacabey ilçesinin Ekmekçi, Boğazköy, Kurşunlu, Bayramdere, Örencik, Güngörmez birçok mahallemiz Türkiye'nin en büyük ıhlamur ormanlarından elde ettiği gelirle geçimini sağlıyor. Geçen yıllara göre, bu yıl verim oldukça yüksek. Biz de Karacabey Belediyesi olarak bu hem hasada hem de Karacabeyli vatandaşlarımıza, bu konuda ciddi destekler veriyoruz. Ihlamurun sanayi olarak da değeri de artmaya başladı. Kolonyadan muma, içeceğinden tutun da çeşitli aromalı üretimlerin esaslarına kadar kullanımı arttı. Dolayısıyla bu çeşitlilik de son derece bu hasadı da önemli hâle kılıyor" dedi. Ihlamurun hem bölgeye hem de ulusal anlamda ülkeye katkı sağlaması için çeşitli etkinlikler yaptıklarını belirten Başkan Kabatı, "Bununla birlikte biz de, 11 Temmuz'da Ihlamur Festivali düzenliyoruz. Çünkü bu hasada da bir anlam katsın istiyoruz. Bu doğal güzelliklerin farkındalıklarını vatandaşlarımıza paylaşmak istiyoruz. 11 Temmuz'da çeşitli ıhlamurla ilgili atölyelerimizde, mumdan sabuna, sabundan esansa, birçok atölyede hem gençlerimizi hem de vatandaşlarımızı buluşturacağız. Akşam da bir konserle bu festivali taçlandıracağız" diye konuştu. Ağaçtan ağaca tırmanarak ıhlamur dallarını kesen Vural Ala, "35-40 yıldır bu işi yapıyorum. Kendimize güvendiğimiz için çıkıyoruz. Ağaca çıkarken tabi ki dikkatli olmamız gerekiyor. Kendimize güvenmesek buraya çıkamayız. Merdivenden sonra bizim becerimiz devreye giriyor. Bir nevi baba mesleği oldu. Çocuklar hep birlikte burada izinlerimizi değerlendiriyoruz" dedi. Ekmekçi Mahalle Muhtarı Ramazan Diğrenci ise, "Türkiye'nin en büyük ıhlamur ormanlarına sahibiz. Geçen yıl, 2 bin lira gibiydi. Bu yıl verim de yüksek. 2 bin 500 civarında olmasını bekliyoruz" diye konuştu.

Karacabeyli çiftçiler: "20 liralık ekmekte bizim payımız 5 lira" Haber

Karacabeyli çiftçiler: "20 liralık ekmekte bizim payımız 5 lira"

Karacabey'de bu yıl dekarda yaklaşık 83 kilo buğday ekildiğini ve iklim şartlarının etkisiyle gelişimin iyi olduğunu ifade eden Ramazan Düzen, bölgede başlayan hasadın birkaç güne tamamlanacağını söyledi. Düzen ovada dekara 900 kilograma yakın yüksek verim alındığını aktardı. Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) buğday alım fiyatını geçen yıla göre yüzde 22 artışla ton başına 16 bin 500 lira olarak açıkladığına dikkati çeken Düzen, şu değerlendirmelerde bulundu: "TMO'nun açıkladığı fiyatlar çok düşük kaldı. Yüzde 22 bandında bir artış, önümüzdeki yıl buğday ekiliş oranını olumsuz etkileyecektir. Buğdayda beklentimiz 20 lira, arpada ise 16 lira civarındaydı. Her şeyin en az yüzde 50 arttığı bir ortamda yüzde 22 artış komik kaldı. Derhal fiyatların revize edilmesini bekliyoruz. Girdi maliyetleri bile ortalama yüzde 35 civarında artmışken mazot ve gübrede inanılmaz artışlar oldu. Çiftçinin ana gider kalemini bunlar oluşturuyor." "Maliyet artışlarını çiftçiye yüklemesinler" Karacabey'de 230 gramlık bir ekmeğin 20 liraya satıldığını hatırlatan Düzen, bu fiyat içindeki üretici payına değinerek şunları kaydetti: "20 liralık ekmekte buğday maliyeti 3 lira 60 kuruşu buluyor. Sanayici payını da eklediğimizde, un maliyetiyle birlikte 20 liralık ekmekte tarımsal maliyet sadece 5 lira. Ekmeğin 6 lirasını buğday ve un oluştursa çiftçi kazanacak. Ekmekte fiyat artışlarının sorumlusu biz değiliz. Diğer maliyetlerin sorumlusu olarak bizi gösterip buğdaya artışı düşük tuttular. Elektrik ve doğal gaz zamları ile diğer artan maliyetleri çiftçiye yüklemesinler. Ekmek fiyatı artacak diye buğday artışının düşük tutulması doğru değil."

Buğdayda rekor geliyor Haber

Buğdayda rekor geliyor

Türkiye genelinde nisan ayında kaydedilen yağış miktarının, bitkinin sapa kalkma ile başaklanma evrelerindeki su ihtiyacını en üst seviyede karşıladığı vurgulanan raporda, rekolte tahminlerinde kuraklık değişkeninin tamamen devre dışı kaldığı bildirildi. Raporda, nisan ayı yağış ortalamasının 86,5 milimetre ile uzun yıllar ortalamasının yüzde 50 üzerinde gerçekleştiği aktarıldı. İl bazlı verilerde Siirt'in 229,3 milimetre ile en çok yağış alan kent olduğu, Antalya, Osmaniye ve Rize'de ise 66 yıllık meteorolojik kayıtların yenilendiği bilgisine yer verildi. Akdeniz'in son 24, İç Anadolu'nun ise son 23 yılın en yağışlı nisan dönemini geride bıraktığı; 1 Ekim 2025 - 30 Nisan 2026 dönemini kapsayan kümülatif yağışların ise 555,3 milimetreye ulaşarak son 66 yılın en yüksek su yılı seviyesine çıktığı kaydedildi. Türkiye'nin buğday ekim alanlarının yüzde 37'sini barındıran İç Anadolu Bölgesi'nde nisan ayı yağışlarının normalin yüzde 34 üzerinde seyretmesinin; Konya, Ankara, Eskişehir, Kırşehir ve Yozgat başta olmak üzere geniş alanlarda güçlü ve homojen bir bitki gelişimini beraberinde getirdiği ifade edildi. Konya'da son 21 yılın en yüksek nisan ayı yağışının kaydedildiği, yeterli toprak neminin kıraç alanlardaki verim beklentisini yükselttiği aktarıldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde nisan ayında normalin yüzde 99 üzerinde gerçekleşen yağışların Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep çevrelerinde hububat gelişimini güçlü şekilde desteklediği, yoğun nem nedeniyle oluşan fungal hastalık risklerine karşı önlemlerin sürdüğü belirtildi. Akdeniz Bölgesi'nde de yağış rejiminin olumlu seyrettiği, Hatay'daki bazı alanlarda dekar başına 700 ila 800 kilogram seviyelerine ulaşabilecek verim potansiyeli öngörüldüğü açıklandı. Marmara, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde de düzenli yağışlar sayesinde üretimin geçen yıla kıyasla güçlü ilerlediği, Trakya'da ise zamanında yapılan tarımsal mücadele ile bitki sağlığının korunduğu vurgulandı. Saha gözlemleri, bölgesel fenolojik değerlendirmeler ve iklim verileri doğrultusunda mayıs ayı içinde ekstrem bir olumsuzluk yaşanmaması halinde, Türkiye'nin 2026 üretim sezonunda yaklaşık 23 milyon ton buğday, 8,7 milyon ton arpa rekoltesine ulaşabileceğinin tahmin edildiği duyuruldu. Nihai üretim miktarlarında önümüzdeki süreçte dane dolum dönemindeki sıcaklık seyrinin ve mayıs yağışlarının dağılımının belirleyici olacağı, gıda arz güvenliği kapsamında gelişmelerin yakından takip edildiği bildirildi.

Bursa'da çilek hasadı başlıyor; üretici 100 lira fiyat bekliyor Haber

Bursa'da çilek hasadı başlıyor; üretici 100 lira fiyat bekliyor

Yıllık yaklaşık 50 bin tonluk üretimiyle Türkiye'de ilk 5 şehir arasında yer alan Bursa'da, havaların ısınmasıyla birlikte çilek hasadı başladı. Kurban Bayramı'nın ardından piyasada daha fazla yer alması beklenen Bursa çileğinde üreticiler, yüksek maliyetler karşısında fiyat beklentilerini yüksek tutuyor. Kestel ilçesine bağlı Erdoğan Mahallesi'nde çocukluğundan beri tarımla uğraşan ve köyünde çilek üretimine öncülük eden İsmail Kozan, geçen yıl 5,5 dönüm arazide gerçekleştirdiği üretimde dönüm başına 2 ton verim aldığını belirtti. Bu yıl ilk kez farklı bir çilek çeşidi denediğini ifade eden Kozan, 4 dönümlük alana ektiği yeni ürünün hasadına bayram döneminde devam edeceklerini dile getirdi. "Sadece fide maliyeti 275 bin lira" Yeni denediği çeşitte dönüm başına 25 bin fide diktiklerini ve ilk yıl toplam 6 ton rekolte beklediklerini kaydeden Kozan, maliyetlerin üreticiyi zorladığını vurgulayarak şöyle konuştu: Fidenin tanesini bu yıl 11 liradan aldık. Sadece fide için 275 bin lira ödeme yaptık. Tarlanın işlenmesi, dikimi, gübresi, hortumu, naylonu, otunun biçilmesi ve toplanması derken maliyet inanılmaz rakamlara ulaşıyor. Bu yüzden beklentimiz, sezonda çileğin tarladan çıkış fiyatının kilogram başına 100 ila 120 lira arasında olmasıdır. Maliyetler çok yükseldiği için bu fiyatı bekliyoruz, 100 liranın altı üreticiye kazandırmaz"

Davullu zurnalı erik hasadı Video Galeri

Davullu zurnalı erik hasadı

      Bursa'nın İznik ilçesinde sezonun ilk erik hasadı davul zurna eşliğinde göbek atarak yapıldı. Rekolte erikte geçen seneye göre 4 kat artınca İznik çiftçisi davul zurna eşliğinde tarlada göbek atarak hasat yaptı.Geçtiğimiz sezon don sebebiyle yok yılı yaşanıp vatandaşların el süremediği erik, bu sene var yılını yaşıyor. Mevsim yağışlarının bol düşmesi ve don yaşanmaması sebebiyle bolluk yaşanan erikte rekolte geçen yıla göre 4 katına ulaşmış durumda. Tarladan kilosu 80 TL'ye kabzımalların aldığı eriğin kilosunun pazarda 100 ile 120 TL arasında satılması öngörülüyor.      Davullu zurnalı hasat Türkiye'nin en verimli ovalarının arasında gösterilen İznik Gölü kıyısındaki İznik ovasında 11 bin dekar alanla erik üretimi yapılıyor. İlk hasadı tarlasında davul zurna eşliğinde yapan Mehmet Sevim, "Rekoltede bu seneki 4 kat artış neredeyse bize göbek bile attırdı. Sezon çok verimli geçiyor. İnşallah bu şekilde tamamlarız. Geçen yıla oranla bu sene rekolte 4 kat arttı. Bunun sebebi ovaya düşen yağışlar ve don olmayışı" dedi. Üretici ve aynı zamanda meyve tüccarı Cumhur Şansal Yalçın da sezonun iyi başladığını belirterek, "Umarım tüm çiftçilerimiz için bol kazançlı bir yıl olur" dedi. Tüccar İbrahim Kayalı da hava şartları sebebiyle mahsullerin çok iyi olduğunu bu sezonun bolluk içinde geçeceğini söyledi. İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakar ise bölgede geçen yıl donlar sebebiyle mahsulün çok eksik olduğunu geçen sene yüzde 15'lerde verim aldıklarını ifade etti. İznik ovasında 11 bin dekar alanda erik hasadı gerçekleştirdiklerini aktaran Çakar, ilk eriği bugün topladıklarını ürünlerin bu sene değerli satılmasını umut ettiklerini ifade etti.

Davullu zurnalı erik hasadı Haber

Davullu zurnalı erik hasadı

Geçtiğimiz sezon don sebebiyle yok yılı yaşanıp vatandaşların el süremediği erik, bu sene var yılını yaşıyor. Mevsim yağışlarının bol düşmesi ve don yaşanmaması sebebiyle bolluk yaşanan erikte rekolte geçen yıla göre 4 katına ulaşmış durumda. Tarladan kilosu 80 TL'ye kabzımalların aldığı eriğin kilosunun pazarda 100 ile 120 TL arasında satılması öngörülüyor. Davullu zurnalı hasat Türkiye'nin en verimli ovalarının arasında gösterilen İznik Gölü kıyısındaki İznik ovasında 11 bin dekar alanla erik üretimi yapılıyor. İlk hasadı tarlasında davul zurna eşliğinde yapan Mehmet Sevim, "Rekoltede bu seneki 4 kat artış neredeyse bize göbek bile attırdı. Sezon çok verimli geçiyor. İnşallah bu şekilde tamamlarız. Geçen yıla oranla bu sene rekolte 4 kat arttı. Bunun sebebi ovaya düşen yağışlar ve don olmayışı" dedi. Üretici ve aynı zamanda meyve tüccarı Cumhur Şansal Yalçın da sezonun iyi başladığını belirterek, "Umarım tüm çiftçilerimiz için bol kazançlı bir yıl olur" dedi. Tüccar İbrahim Kayalı da hava şartları sebebiyle mahsullerin çok iyi olduğunu bu sezonun bolluk içinde geçeceğini söyledi. İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakar ise bölgede geçen yıl donlar sebebiyle mahsulün çok eksik olduğunu geçen sene yüzde 15'lerde verim aldıklarını ifade etti. İznik ovasında 11 bin dekar alanda erik hasadı gerçekleştirdiklerini aktaran Çakar, ilk eriği bugün topladıklarını ürünlerin bu sene değerli satılmasını umut ettiklerini ifade etti.

Tarım Arazisine kaçak yapıya son: Bağ evi ve bungalov için izin zorunlu, kaçak yapılar yıkılacak Haber

Tarım Arazisine kaçak yapıya son: Bağ evi ve bungalov için izin zorunlu, kaçak yapılar yıkılacak

Resmî Gazete’de yayımlanan “Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik” ile tarım arazilerine yapılacak yapılar yeniden düzenlendi. Buna göre, bağ evi, bungalov ve konteyner ev gibi yapıların inşası için kurul izni alınması zorunlu olacak. Kaçak yapılan yapılar için yıkım süresi bir ay olarak belirlendi; belediyeler yıkımı gerçekleştirmezse, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı devreye girerek yıkımı sağlayacak ve masrafları belediye bütçesinden tahsil edecek. Yönetmelik kapsamında bağ evi yapımı için en az 5 dönüm arazi şartı aranacak ve yapı taban alanı 30 metrekareyi geçemeyecek. 30 metrekare tabanlı iki katlı yapılar inşa edilebilecek ve bir parselde yalnızca bir bağ evi yapılabilecek. Dikili tarım arazisi olarak sınıflandırılan arazilerde ise 30 metrekarelik yapı için 1 dönüm arazi yeterli olacak. Yönetmelik ayrıca, tarım arazilerinin kullanımını denetleyecek “Toprak Koruma Kurulu” oluşturulmasını öngörüyor. Bağ evi, “tarımsal faaliyetin yapılması için ihtiyaç duyulan ve tarımsal üretimi artırıcı etkisi olan, doğal yapıyı bozmayacak şekilde inşa edilen yapı” olarak tanımlandı. Dikili tarım arazisi vasfı kazanmış arazilerde ağaç, ağaççık ve çalı türlerinin ekonomik ömrü tamamlanmadan, verim, doğal afet veya diğer mücbir sebepler dışında arazi sınıfı beş yıl süreyle değiştirilemeyecek. Bu düzenlemelerle Türkiye’de tarım arazilerinin korunması ve düzenli kullanımının sağlanması hedefleniyor.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.