Hava Durumu

Anneanne Torunun 2 Yıllık Zorlu Mücadelesinde Mutlu Son!

Bilecik'ten, Eskişehir'e kan kanseri tedavisi için gelen 15 yaşındaki torunu Berat Terlemez'e 2 yıllık tedavi süresince yanında kalarak destek olan anneanne, kendi sağlığını öteleyerek onun bakımını üstlendi.

Haber Giriş Tarihi: 24.02.2026 22:56
Haber Güncellenme Tarihi: 24.02.2026 23:02
Kaynak: İHA
Anneanne Torunun 2 Yıllık Zorlu Mücadelesinde Mutlu Son!

Bilecik'ten, Eskişehir'e kan kanseri tedavisi için gelen 15 yaşındaki torunu Berat Terlemez'e 2 yıllık tedavi süresince yanında kalarak destek olan anneanne, kendi sağlığını öteleyerek onun bakımını üstlendi. İlik nakli ile iyileşen Berat Terlemez, "Hastalıkta yanımda olan anneanneme ben bakacağım. Kanser tedavisi görenlere donör olmak istiyorum ve kitaplarımla oyunlarımı hastaneye hediye edeceğim" dedi.
Bilecik'te yaşayan Berat Terlemez, 2 yıl önce baş ağrısı, bulantı, kusma ve kemik ağrıları şikâyetleriyle hastaneye gitti. Burada daha önce Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde uzmanlığını alan bir doktor, kan sayımındaki anormalliklerden dolayı hastayı, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne yönlendirdi. Burada muayeneleri yapılan Berat Terlemez'in kan kanseri olduğu tespit edildi. Annesi-babası ayrı olan Berat Terlemez ile ailesi yakından ilgilense de 69 yaşındaki anneanne Kadriye Maltaş bir an bile torunun yanından ayrılmadı. Tedavisi için Bilecik'ten Eskişehir'e torunuyla gelen 69 yaşındaki Kadriye Maltaş, en çok kalacak yer konusunda problem yaşadı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi tarafından anneanne ve toruna kurumun misafirhanesinde oda tahsis edildi. Fedakar anneanne torununun 2 yıllık tedavi ve eğitimi konusunda sağlık problemlerine rağmen bir an bile yanından ayrılmadı. Kızılay'ın Türkkök Projesi'nden uygun donör bulunduktan sonra ilik nakli olan Berat Terlemez sağlığına kavuştu.

Torunun en büyük arkadaşı anneannesi oldu
İyileştiği için çok mutlu olduğunu anlatan Berat Terlemez, bu zorlu süreçte en büyük destekçisi anneannesinin yanından hiç ayrılmayacağına ve ileride ona kendisinin bakacağını söyledi. Hastanede özellikle çocuklar için zamanın zor geçtiğinin altını çizen Berat Terlemez, evindeki kitap ve oyunlarını onkoloji servisine bağışlayacağını belirtirken, ilerde kendisinin de donör olacağını bildirdi. Torunun iyileştiğini gördüğü için oldukça mutlu olan anneanne şimdi de kendi sağlığı için hastanede tedavi görmeye hazırlanıyor.

"Türkkök üzerinden tam uyumlu bir vericisi bulundu"
Konuyla alakalı konuşan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, "Berat, 2 yıl öncesinde bize başvurdu. Yaptığımız tahliller ve tetkikler sonucunda, Berat'ın beyninde de tutulum yapmış olan bir kan kanseri hastalığı olduğunu tespit ettik. Bu süreçte Berat'ın ailesi de birtakım sıkıntılar yaşamaktaydı. Anne ve babası ayrı hayatlar sürüyordu. Ancak bu zorlu dönemde çocuklarını yalnız bırakmadılar ve her zaman destek oldular. Berat'ın en önemli destekçisi ise anneannesi oldu. Yaşı ileri olmasına ve kendi sağlık sorunları bulunmasına rağmen, kendi sağlığını öteleyerek öncelikle torununa yardımcı oldu ve onun bakımını üstlendi. Hastalığı kontrol altına alabilmek için öncelikle bir kemoterapi tedavisi uyguladık. Ancak kemoterapi tek başına yeterli gelmeyince nakil yapma kararı aldık. Berat bu konuda şanslıydı. Türkkök üzerinden tam uyumlu bir vericisi bulundu. Tam uyumlu vericiden aldığımız kök hücrelerle nakil işlemini gerçekleştirdik. Nakil prosedüründeki hazırlık rejiminde Berat'ın ışın alması gerekiyordu. Fakat bu tedaviyi o dönemde hastanemizde uygulama şansımız olmadığından, diğer doktor arkadaşlarımızın desteğiyle kendisini Kocaeli'ye yönlendirdik. Sürecin devamında, daha önce kullanılan ilaçlara bağlı olarak birtakım kemik ve eklem sorunları gelişti. Özellikle kemik erimesi nedeniyle yürüyemeyecek kadar ciddi ağrıları vardı. Kemiği güçlendirecek tedavilerin ardından çocuğumuzu hiperbarik oksijen tedavisine yönlendirdik. Bu dönemde ciddi bir konaklama problemi yaşandı, çünkü aile Bilecik'ten gelip gidiyordu ve tedavinin günlük alınması gerekiyordu. Gidip gelmeleri mümkün olmadığı için üniversitemizin misafirhanesinde onları ağırladık. Bu sırada temel ihtiyaçlarını da yardımseverlerle iletişim kurarak karşıladık. Tedavi nedeniyle Berat okul hayatından da ayrı kaldı. Bağışıklık sistemini baskılayan tedaviler aldığı için bir süre okula gidemedi. ‘Artık okula gidebilir' dediğimiz noktada ise kemik ve eklem problemleri engel olarak karşımıza çıktı. Okulda merdiven çıkması ve ayakta kalması çok zordu. Berat meslek lisesinde okuduğu için evde eğitim başvurusunda bulunduk. Ancak uygulamalı bir okul olduğu gerekçesiyle bu talebimiz reddedildi. Bunun üzerine çocuğumuz, yine anneannesinin büyük çabalarıyla Anadolu Lisesi'ne geçiş yapmış oldu" dedi.
"Anneannem her zaman yanımdaydı"
Hastalığını yendiği için mutlu olan 15 yaşında Berat Terlemez, "Bu hastalıkla iki sene önce tanıştım. İlk zamanlar her şey çok tuhaf geldi, kendi kendime ‘Acaba yapamaz mıyım, başaramaz mıyım?' diye sordum. Ardından ailem elimden tuttu ve bana bu süreci atlatabileceğimi hissettirdiler. Onların desteğiyle yoluma devam ettim. Süreç boyunca kimi zaman çok ağrım oldu, kimi zaman acılar içinde yerimde duramadım. Ama her zaman doktorlarım bir çaresini buldu. Onlara gerçekten minnettarım, emeklerine sağlık, Allah hepsinden razı olsun. Anneannem her zaman yanımdaydı ve hâlâ da yanımda olmasını çok istiyorum. Bana çok destek oldu, hep arkamda durdu ve hiçbir zaman pes etmemem gerektiğini söyledi. En büyük destekçim oydu diyebilirim. Benimle birlikte günlerce hastanede yattı. Kendi hastalıklarını benim için göz ardı etti. Ben iyileştikten sonra nihayet kendi tedavisine vakit ayırabildiği için çok memnunum. Şimdi kendisinin de sağlığına dikkat etmesini istiyorum. Kendimi daha iyi hissettiğimde ben de ona bakacağım" diye konuştu.



"Kitaplarımı ve oyunlarımı hastaneye hediye edeceğim"
Hayalleri hakkında konuşan Berat Terlemez;
"Gelecekteki en büyük hayalim makine mühendisi olmak. Okul ortamını, o samimiyeti, arkadaşlarımla eğlenmeyi ve hatta dersleri bile çok özledim. Ayrıca bir gün ben de donör olmak istiyorum, çünkü bana donör oldular ve yaşamamı sağladılar. Ben de diğer insanların hayata tutunması için mutlaka başvuruda bulunacağım. Hastanede benimle aynı hastalığı çeken birçok insan vardı. Kimisiyle çok yakın arkadaş olduk, kimisiyle sadece aynı ortamı paylaştık. Hemşirelerle, doktorlarla çok güzel dostluklar kurduk, ortamımız gerçekten çok iyiydi. İnşallah oradaki herkes bir an önce sağlığına tamamen kavuşur ve dışarıda istediği gibi mutlu bir hayat sürer. Onlar için eskiden okuduğum kitapları ve elimdeki masa oyunlarını hastaneye hediye edeceğim. Yeter ki orada sıkılmasınlar, tedavileri boyunca iyi vakit geçirsinler."

"Hayatı yoluna girdikten sonra, huzurla bu dünyadan göçebilirim"
Torunun en büyük destekçisi olan 69 yaşındaki Kadriye Maltaş, "Hastaneye, tüm çalışanlara, ekibe ve hocamızın ekibine çok teşekkür ederim; hepsine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Bize her konuda yardımcı oldukları gibi, dışarıdan bazı hayırseverlerin desteğine ulaşmamızı sağladıkları için de minnettarım. Dışarıdan gelen hastalar için ulaşım konusu gerçekten zorlayıcı olabiliyor. Hastaların düzenli gidip gelebilmesi için araç desteği sağlanması ve düzenli olarak psikologların evlere giderek bu ailelere destek vermesi çok önemli. Refakatçiler için kalacak yer meselesi de göz ardı edilmemesi gereken bir ihtiyaç. Özellikle onkoloji bölümünde, hastalar ve refakatçiler olarak her türlü zorlukla karşılaşıyoruz, bu süreçte yıprandığımız için zaman zaman yanlış anlaşılmalar ya da moral bozuklukları yaşayabiliyoruz. Bu yüzden bölüme kalıcı bir ‘onkoloji psikoloğu' atanması en büyük beklentimiz. Berat'ın eğitimi için çok mücadele ettik. Rehberlik bölümünden raporlar istediler, hastaneler arası yönlendirmeler oldu. Berat'ın okuduğu okul, derslerin uygulamalı olması nedeniyle eve öğretmen gönderilemeyeceğini söyledi. Okul müdürleriyle ve rehberlik birimleriyle tekrar tekrar konuştuk, ‘Başka bir okul üzerinden öğretmen gönderme şansımız var mı?' diye sorduk. Sonunda istekli olan öğretmenlerin ve bazı temel derslerin hocalarının eve gelmesi sağlandı ancak tüm dersleri tam olarak alamıyor. İçimizde hep ‘Acaba hastalık tekrarlar mı?' korkusu vardı. Hastanede diğer hasta yakınlarıyla yardımlaşırken, ‘Seninki nasıl oldu, benimki nasıl oldu?' diye konuşurken bazen karamsarlığa kapılsak da hiçbir zaman umudumuzu kesmedik. Benim de sağlık sorunlarım vardı ama torunumla ilgilenirken hepsini erteledim. Berat'ın iyileştiğini duyduktan sonra ancak kendi tedavime başlayabildim. Berat'a hep söylüyorum, artık daha hareketli olması, hayata karışması kendi elinde. Tek isteğim okuyup iyi bir yerlere gelmesi, güzel bir iş bulması. Onun hayatı yoluna girdikten sonra, Hak ne zaman nasip ederse o zaman huzurla bu dünyadan göçebilirim" ifadelerini kullandı.

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.